«Yetki itirazını kabulü» halinde mahkemece «takibin yapıldığı icra dairesinin yetkisizliğine, icra dosyasının yetkili .... icra dairesine gönderilmesine» şeklinde karar verilmesi gerekeceği («Takibin yetki yönünden iptaline», «yetki itirazı nedeniyle ödeme emrinin yetki yönünden iptaline», «mahkemenin yetkisizliğine...» şeklinde karar verilemeyeceği)—
Gerek haczi engellemek amacıyla -ihtirazi kayıtla- borçlunun dosya borcunu ödemiş olması ve gerekse -takip durmadığı için- haciz yoluyla paranın dosyaya girmiş olmasının; -açıkça tirazda vazgeçilmiş olmadıkça- borca itiraz nedenlerinin incelenmesine engel teşkil etmeyeceği?
Senedin alacak miktarını gösteren kısmında tahrifat yapıldığının anlaşılması halinde senedin tahrif edilmeden önceki şeklinin geçerli olacağı ve icra mahkemesince, «takibin tümünün» değil «sahtelik yapılan kısmının» iptaline karar verilmesi gerekeceği—
Genel hükümler uyarınca açılan menfi tesbit davasının takip hukukuna göre ve basit usulde yargılama yapan icra mahkemesinde «bekletici mesele» yapılamayacağı—
Borçlunun «takipten önce uygulanan» ve «takipten sonrası için uygulanması istenen» faiz oranına itiraz etmemiş olması halinde, takip öncesi için istenen faiz oranına göre hesaplanan faiz miktarı kesinleşmiş bulunduğundan, bunun değiştirilemeyeceği, ancak takipten sonra istenecek «avans faiz oranı» göre temerrüt faizi oranının icra müdürlüğünce kademeli olarak (dönem dönem değişen avans faiz oranlarına göre) faiz hesabının yapılması gerekeceği—
İİK. 169 ve 169a maddelerine göre yapılan «borca itiraz»ın HUMK. 178’de (şimdi; HMK. 118'de) öngörülen- «dava» olmaması nedeniyle, itiraz dilekçesinde HUMK’nun 179. (şimdi; HMK'nun 119.) maddesinde öngörülen koşulların bulunmasının zorunlu olmadığı (bu nedenle borca itiraz dilekçesinde; alacaklı ve vekilinin kimliklerinin belirtilmemiş olması, dilekçede senet lehtarının yanlış belirtilmiş olması, alacaklının/borçlunun isminin yanlış yazılmış olmasının alacaklının «karşı taraf» olarak gösterilmemiş olmasının dilekçenin reddine» neden olmayacağı)—
İİK. 169a/VI uyarınca, alacaklının genel mahkemede alacak davası açmış olması halinde, icra mahkemesince borçlu lehine hükmedilmiş olan inkar tazminatının tahsilinin dava sonuna kadar erteleneceği, bunun dışında icra mahkemesince borçlu lehine hükmedilen ilamda yer alan inkar tazminatının takip konusu yapılabilmesi için ilamın kesinleşmiş olmasına gerek bulunmadığı—
Avans faizi istenebilmesi için, borçlunun tacir olması ve borcun da ticari işletme ile ilgili olmasının yeterli olacağı, alacaklının da tacir olmasına gerek bulunmadığı-
Borca itiraz duruşmasına gelen alacaklı vekilinin -borçlunun duruşmaya gelmediğini görmesi üzerine- duruşmayı takip etmediğini ve davanın reddedilmesini istemesi halinde -alacaklı vekilinin bu beyanının «davayı takip ettiği anlamında olması nedeniyle- icra mahkemesince masrafı alacaklı vekilinden alınarak yöntemine uygun taraf teşkili yapıldıktan sonra oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, «dava dilekçesinin reddine» şeklinde karar verilemeyeceği—
