Alacaklı vekili 31.03.2023 tarihli duruşmada, ..............'ın müvekkili şirketin çalışanlarına davacı şirketin verdiği yetki belgesini gösterdiğini, yetki belgesinin fotokopisinin alındığını ancak yetki belgesini bulamadıklarından ibraz edemediklerini beyan ettiği, sonrasında Ticaret Sicil Müdürlüğünden mahkeme dosyasına gelen yazı cevabında borçlu şirketin tek ortağının ve yetkilisinin ............ olduğunun bildirildiği, bu durumda, takibin dayanağı olan bonoların borçlu şirketin yetkilisi ............ tarafından düzenlenmediğinin tarafların kabulünde olduğu, açıklanan nedenlerle, somut uyuşmazlığın borca itiraz olarak nitelendirilmesinin gerektiği ancak İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemesince borçlunun itirazı imzaya itiraz olarak değerlendirilmiş olup bu değerlendirmenin yerinde olmadığının, netice olarak imza incelemesine gerek olmaksızın sonuca gidilebileceğinin anlaşıldığı, o halde, Bölge Adliye Mahkemesince davanın borca itiraz olarak nitelendirilerek sonuca gidilmesi ve İİK'nın 169/a-6. bendine göre tazminata hükmedilmesi gerekeceği-
Senedin, her iki şirketin de yetkilisi olan kişi tarafından senet metnini kapsayacak şekilde imzalandığı- Sorumluluk için şirketin temsilcisi tarafından atılan imzanın, şirketin unvanı ya da kaşesi üzerinde bulunmasının zorunlu olmadığı- Senedi düzenleyenin şirket olduğunun ve bu senetten dolayı sorumluluğunun bulunduğunun kabulü gerektiği-
İİK'nın 170/3. maddesi uyarınca, imza itirazı reddedilen borçlunun tazminatla sorumlu tutulabilmesi ve aleyhine para cezasına hükmedilebilmesi için, icra mahkemesince yapılacak imza incelemesi sonucu imzanın borçluya ait olduğunun anlaşılması ve takibin ikinci fıkraya göre geçici olarak durdurulmuş olması gerekeceği-
Polis huzurunda alınan ifadenin mahkeme içi ikrar olarak kabulü edilemeyeceği ve dar yetkili icra mahkemesince değerlendirmeye alınamayacağı-
Kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takipte, borca itiraz sonucunda, haksız çıkan taraf hakkında tazminata hükmedilmesi gerekeceği-
Vekaletnamenin kapsamlı olmasına rağmen, içeriğe göre, vekaletname kapsamındaki özellikle çek keşide etmeye, kambiyo senetleri düzenlemeye, kambiyo taahhüdünde bulunmaya yönelik yetkilerin banka kredi işlemleri ve bu kredilerle ilgili olduğu, bunun dışında gerçek ve tüzel kişilere yönelik kambiyo senedi tanzimine yetkisi bulunmadığı, bu şekilde kambiyo senedi düzenlenebilecek iş ve lehine kambiyo senedi düzenlenebilecek kişilere ilişkin sınırlama getirildiği, takip konusu kambiyo senedinin kredi için ve kredi kuruluşları lehine düzenlendiğine ilişkin bir iddia ve kanıtın olmadığı, dolayısı ile takip konusu bononun vekaletnamedeki yetki kapsamında düzenlenmediğinden bu bono nedeni ile borçlunun sorumlu tutulamayacağı-
Polis huzurunda alınan somut olaydaki ifadenin mahkeme içi ikrar olarak kabulü mümkün olmayıp, dar yetkili icra mahkemesince değerlendirmeye alınamayacağı-
Takibin dayanağı olan senedin, teminat olarak düzenlenmesi nedeniyle tahsilinin gerekip gerekmediği genel mahkemelerde yargılamayı gerektirdiğinden ve dar yetkili icra mahkemesinde bu konunun incelenmesi mümkün olmadığından, borca itirazın kabulü ile İİK'nın 169/a-5 maddesi uyarınca takibin durdurulmasına karar verilmesi gerekeceği-
Alacaklının ... icra mahkemesine verdiği cevap dilekçesinde, borçlunun sunduğu belgenin takibe konu bono nedeniyle verildiğini ve belge altındaki imzanın kendisine ait olduğunu, ancak belgede yer alan “senede istinaden 3.357.000 TL verdim” ibaresinin belgeye sonradan eklendiğini ileri sürdüğü, takibe konu alacak miktarı 3.537.000 TL olup, alacaklının belgeye sonradan eklendiği ileri sürdüğü ibarenin yazılı miktarla aynı olduğu, alacaklının ikrarı ile ödeme belgesinde yazılı ödemelerin takibe konu bono borcu ile ilgili olduğu ve belge altındaki imzanın kendisine ait olduğu çekişmesiz olup belgede tahrifat yapılarak belgeye sonradan “senede; istinaden 3.537.000 TL verdim” ibaresinin eklendiği iddiasının ispatının alacaklıya ait olduğu, ödeme belgesi içeriğinde HMK’nın 207. maddesi kapsamında çıkıntı, kazıntı veya silinti görülmediğinden, imzası ikrar edilen bu belgenin İİK’nın 169/a maddesinin birinci fıkrasında yazılı ödeme (itfa) belgesi niteliğinde olduğu- Alacaklı söz konusu belgenin hazırlanıp imzalanmasından sonra alınan görüntüsünde bu belgenin bulunmadığını belgenin bu halinden sahte olarak üretildiğini ileri sürerek suret belge sunmuş ise de söz konusu fotokopinin, belge niteliğinde olmayıp hukuki sonuç doğurmayacağı, alacaklının tahrifat iddiasının yargılamayı gerektireceği-
5083 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Para Birimi Hakkında Kanunun 2.  maddesinde “Türk Lirası değeri Yeni Türk Lirasına dönüştürülürken bir milyon Türk Lirası (1.000.000.TL) eşittir bir yeni Türk Lirası (1 YTL) değişim oranı esas alınır" denilerek, 1 YTL’nin bir milyon TL'yi karşıladığının düzenlendiği- Bono üzerinde yazılı miktar ile takibe konulmuş olup, 31.01.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5083 sayılı Yasadan kaynaklı olarak borçlunun itirazı kabul edildiğine ve dolayısıyla borca itirazın esasına girilmediğine göre; İİK'nın 169/a-6. maddesinin açık hükmü gereğince, alacaklının tazminat ile sorumlu tutulması yönünde hüküm tesisinin doğru bulunmadığı-