Borçlunun, takip dayanağı senedi «kendi adına değil, temsilcisi olduğu şirket adına imzaladığını» ileri sürmesi halinde, bu hususun araştırılması gerekeceği—
Borcun takipten sonra ödenmiş olması halinde, vâde tarihinden, ödeme tarihine kadar işleyecek faiz (ve icra giderlerinden) borçlunun sorumlu olacağı—
Senedin bedelsiz kaldığı» hususunun ancak yazılı belge ile kanıtlanabileceği—
«İtirazın reddine» ilişkin kararın temyizinin -İİK. 364’e göre daha özel nitelikte bulunan İİK. 169a/son uyarınca- satış dahil hiçbir icra işlemini durdurmayacağı—
Tahrif edilmiş belgenin o şekliyle ödeme belgesi olarak kabul edilemeyeceği, belgeye sonradan eklenen yazılar (belgenin tahrif edilmiş kısmı) üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılması gerekeceği—
İbraname içeriğine göre,«borçlunun itirazının kısmen veya tamamen kabulüne» karar verilmesi gerekeceği—
İhtiyati haciz kararının, itiraz üzerine mahkemece kaldırılmış olmasının, icra mahkemesince «borca itiraz»ın incelenmesini gerektirmeyeceği—
İİK. 169 ve 169a maddelerine göre yapılan «borca itiraz»ın HUMK. 178’de (şimdi; HMK. 118'de) öngörülen- «dava» olmaması nedeniyle, itiraz dilekçesinde HUMK’nun 179. (şimdi; HMK'nun 119.) maddesinde öngörülen koşulların bulunmasının zorunlu olmadığı (bu nedenle borca itiraz dilekçesinde; alacaklı ve vekilinin kimliklerinin belirtilmemiş olması, dilekçede senet lehtarının yanlış belirtilmiş olması, alacaklının/borçlunun isminin yanlış yazılmış olmasının alacaklının «karşı taraf» olarak gösterilmemiş olmasının dilekçenin reddine» neden olmayacağı)—
«Borca itiraz kabulü kararı» ile, ihtiyati haciz kararının kaldırılmayacağı—