Borçlunun «ödeme itirazı» ile icra mahkemesine başvurmuş olması halinde, mahkemenin kendiliğinden «senedin zamanaşımına uğradığı»ndan bahisle takibi iptal edemeyeceği—
Borca itirazın kabulü halinde borçlu yararına, reddi halinde ise alacaklı yararına %40 tazminata hükmedilmesini öngören İİK. 169/VI hükmünün Anayasa’ya aykırı olmadığı–
İcra mahkemesince borçlunun itiraz dilekçesine ekli olarak ibraz ettiği belgelerden borcun itfa veya imhal edildiğinin anlaşılması halinde borca itirazın kabulü gerekeceği; mahkemece «taraflar arasında cari hesabın olduğundan bahisle ticari defterler bilirkişi incelemesi yaptırılarak uyuşmazlığın çözülemeyeceği—
İİK. 169/a maddesi gereğince duruşma açılmak ve duruşmada muteriz vekilinden vekaletname istenip ibrazı halinde itiraz nedenleri hakkında bir karar verilmek gerekirken itiraz dilekçesine vekaletname asıl ve örneğinin ibraz edilmediğinden bahisle ve evrak üzerinde karar verilmesinin isabetsiz olduğu-
Vekaletnamesiz borca itiraz dilekçesinin, sırf bu nedenle, duruşma açılmadan red edilemeyeceği—
«İtirazın reddine» ilişkin kararın temyizinin -İİK. 364’e göre daha özel nitelikte bulunan İİK. 169a/son uyarınca- satış dahil hiçbir icra işlemini durdurmayacağı—
Borçlu tarafından «şikâyet» adı altında yapılan başvurunun, hukukî niteliği gereği «itiraz» olarak değerlendirilebileceği çünkü, yapılan başvuruyu nitelendirmenin hakimin görevi olduğu–
Borçlunun duruşmaya gelmemiş olmasının, icra ya da merci dosyasındaki belgelerin incelenmesine engel teşkil etmeyeceği—
Borçlunun «takip dayanağı senedin protokole bağlı olarak düzenlenmiş olduğu»nu ileri sürmesi halinde, icra mahkemesince protokoldeki imzanın alacaklıya ait olup olmadığının araştırılarak, alacaklı tarafından reddi halinde, İİK. 169/a-III çerçevesinde inceleme yapılması gerekeceği, borçluya yemin verilerek uyuşmazlığın çözümlenemeyeceği—