Borçlunun, takip dayanağı senedi «kendi adına değil, temsilcisi olduğu şirket adına imzaladığını» ileri sürmesi halinde, bu hususun araştırılması gerekeceği—
İİK. 169 ve 169a maddelerine göre yapılan «borca itiraz»ın HUMK. 178’de (şimdi; HMK. 118'de) öngörülen- «dava» olmaması nedeniyle, itiraz dilekçesinde HUMK’nun 179. (şimdi; HMK'nun 119.) maddesinde öngörülen koşulların bulunmasının zorunlu olmadığı (bu nedenle borca itiraz dilekçesinde; alacaklı ve vekilinin kimliklerinin belirtilmemiş olması, dilekçede senet lehtarının yanlış belirtilmiş olması, alacaklının/borçlunun isminin yanlış yazılmış olmasının alacaklının «karşı taraf» olarak gösterilmemiş olmasının dilekçenin reddine» neden olmayacağı)—
«Borçlu» sıfatını taşımayan kişinin yaptığı «borca itiraz»ın reddedilmesi halinde, alacaklı lehine % 40 (şimdi; %20) tazminata hükmedilemeyeceği—
Senet arkasına yazılan ve «kalan borcun miktarını» veya «borcun kısmen tamamen ödendiğini» belirten yazının -altında alacaklının imzası bulunmasa bile- alacaklıyı bağlayacağı—
Senedin bedelsiz kaldığı» hususunun ancak yazılı belge ile kanıtlanabileceği—
Tahrif edilmiş belgenin o şekliyle ödeme belgesi olarak kabul edilemeyeceği, belgeye sonradan eklenen yazılar (belgenin tahrif edilmiş kısmı) üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılması gerekeceği—
Keşidecinin lehtara karşı açtığı «olumsuz tesbit» (senet iptali) davasında -«dava konusu senedin takibe konulmaması» ya da «icra takibinin durdurulması» konusunda- mahkemeden aldığı «ihtiyati tedbir» ya da -dava sonunda aldığı- «iptal» (borçlu olmadığının tesbiti) kararının, o davada taraf olarak yer almamış olan iyiniyetli senet hâmiline (takip alacaklısına) etkili olmayacağı (ona karşı hüküm ifade etmeyeceği)—
Rehin cirosu ile senedi elinde bulunduran bankaya karşı, poliçeden (bonodan) sorumlu olanların, kendileri ile ciranta arasında doğrudan doğruya mevcut olan ilişkiye dayanan defileri ileri süremeyecekleri—
İcra mahkemesi kararının cevapla temyiz edilebileceği—
