Hapis hakkının, kanundan doğan bir tür ‘rehin hakkı’ olduğu; alacaklının hapis hakkını ‘taşınır rehininin paraya çevrilmesine ilişkin yol’ ile, İİK’nın 145 vd. maddelerine göre takip konusu yapılabileceği–
Borçlu ile davacı 3. kişi arasındaki ilişkinin ticari işletme devri (örtülü işyeri devri) niteliğinde olduğu durumlarda olaya İİK. nun 44 ve BK’ nun 179. maddesinin (şimdi; TBK. mad. 202) uygulanması gerekeceği, 3. kişi tarafından “işyeri devri ile ilgili İİK. nun 44. maddesinde öngörülen koşulların yerine getirildiği” 3. kişi tarafından iddia ve ispat edilmedikçe, işyerini devralan davacı-3. kişinin BK. nun 179. maddesi (şimdi; TBK. mad. 202) uyarınca işletmenin borçlarından sorumlu olduğu, bu nedenle mahkemece “3. kişinin istihkak iddiasının reddine” karar verilmesi gerekeceği-
Takipte taraf olmayan 3.kişinin, taraf olmadığı icra dosyasından kendisine ait mal ve haklara konulan haczin iptalini “şikayet” yoluyla isteyemeyeceği, 3. kişinin bu iddiasını “istihkak” prosedürüne göre ileri sürmesi gerekeceği-
Dava dışı üçüncü kişinin evinin altında bulunan depoda haczedilen dava konusu patateslerin “borçluya ait olduğunu, aralarında kira sözleşmesi olmadığını, sadece iyilik olsun diye bunları deposuna kabul ettiğini” icra tutanağında belirten üçüncü kişinin bu beyanının İİK. nun 8. maddesi gereğince geçerli bir belge sayılacağı, adi nitelikteki kira sözleşmesi ve düzenlenmiş olan faturaların, bunun aksini ispata yeterli sayılmayacağı-
Davalı borçlu aleyhine başlayan icra takibinde, borçlu şirket yetkilisinin icra dairesine gidip ödeme emrini tebellüğ etmesi, borçlu şirket yetkilisinin ödeme emrinde yazılı yasal sürelerden feragat ettiğini bildirmesinin, haciz adresinde dava konusu taşınırların haczedilmesi ve davacı üçüncü kişiye alacağına mahsuben ihale edilmesinin ve ihaleden sonra tekrar borçlunun kullanımına verilmesinin “danışıklı işlem” niteliğinde sayılacağı-
İİK’nun 85/II. maddesinde, üçüncü kişinin diğer bir üçüncü kişi lehine istihkak iddiasında bulunabileceği düzenlenmiş olmakla birlikte, burada konu edilen kişinin, “taşınır malı borçlu ile birlikte elinde bulunduran kimse” olduğunun açıkça kabul edilmiş olduğu-
Davaya konu kumaşlar, borçlu şirkete ait adreste ve borçlu şirket yetkilisi huzurunda haczedilmiş olduğundan, İcra ve İflas Kanunu'nun 97/a maddesi hükmünde öngörülen mülkiyet karinesinin borçlu, dolayısıyla davalı alacaklı yararına olduğu-