Borçlunun itirazı üzerine takip konusu kambiyo senedinin icra takibinden önce zamanaşımına uğramış olduğunun saptanması halinde, icra mahkemesince «-‘icranın geri bırakılmasına’ değil- takibin iptaline» karar verilmesi gerekeceği—
Takip talebinde ve/veya ödeme (icra) emrinde İİK 58 hükmüne aykırı olarak, takip konusu yabancı para alacağının Türk parası ile tutarının gösterilmemiş olmasının kamu düzenine aykırılık teşkil edeceği, bu hususun icra mahkemesince doğrudan doğruya gözetilebileceği gibi, süresiz şikayet yolu ile de borçlu tarafından icra mahkemesine bildirilerek yapılan takibin ve/veya ödeme «icra» emrinin) iptaline neden olacağı, İİK. 58/II-3 ve 60/I hükümlerinin emredici hüküm olduğu–
Apartman yöneticilinin aktif ve pasif husumet ehliyeti bulunmadığından ve BK. 388 (şimdi; TBK. mad. 504) uyarınca kambiyo senedi düzenleyebilmesi için yöneticiye «özel yetki» verilmiş olması zorunlu olduğundan, apartman yöneticisinin kendisine ancak özel olarak yetki verilmişse, kat malikleri kurulu adına kambiyo senedi düzenleyebileceği, bu durumda dahi açılacak davada kat maliklerinin hasım (davalı) gösterilmesi gerekeceği (Taşınmazın yönetimi için -Kat Mülkiyeti Kanunu’nun 34. maddesine göre- atanan yönetici ve yönetim kurulunun «vekil» statüsünde olduğu, yetki sınırının belirlenmesinde BK’nun 388. maddesinin (şimdi; TBK. mad. 504) uygulanacağı, Kat Malikleri Kurulu tarafından yöneticiye kambiyo taahhüdü bulunma yetkisi verildiği ispat edilmedikçe bu bonodan dolayı apartman yöneticiliğinin değil senedi imzalayan yöneticinin şahsen sorumlu olacağı)—
Borcun esasına itirazda bulunmayıp «borcun muaccel olmadığı» iddiasında bulunan ve bu iddiasını kanıtlayan borçlu lehine -«alacaklının kötü niyetli veya ağır kusurlu olduğu» kanıtlanmadıkça- inkar tazminatına hükmedilemeyeceği—
«Takibin mükerrer olduğu» iddiasının reddi ya da kabulü halinde -işin esasına girilmemiş olduğundan- icra mahkemesince İİK. 169/IV, c: 1 uyarınca ayrıca % 40 tazminata hükmedilemeyeceği—
İİK. 169 ve 169a maddelerine göre yapılan «borca itiraz»ın HUMK. 178’de (şimdi; HMK. 118'de) öngörülen- «dava» olmaması nedeniyle, itiraz dilekçesinde HUMK’nun 179. (şimdi; HMK'nun 119.) maddesinde öngörülen koşulların bulunmasının zorunlu olmadığı (bu nedenle borca itiraz dilekçesinde; alacaklı ve vekilinin kimliklerinin belirtilmemiş olması, dilekçede senet lehtarının yanlış belirtilmiş olması, alacaklının/borçlunun isminin yanlış yazılmış olmasının alacaklının «karşı taraf» olarak gösterilmemiş olmasının dilekçenin reddine» neden olmayacağı)—
Borca itiraz eden borçlunun -İİK. 169/a-III uyarınca- borca itiraz sebeplerinin varlığını ispat külfetinin kendisine düştüğü, «borcun ödendiği iddiasının ödeme belgesi altındaki imzanın alacaklıya ait olduğunu» da kapsadığı, bu durumda, gerekli masrafı yatırmak ve bilirkişi incelemesi için zorunlu giderleri karşılamak külfetinin de borçluya ait olduğu—
İnkar tazminatının «takip konusu alacak» (asıl alacak + faiz) üzerinden değil, sadece «asıl alacak» üzerinden hükmedileceği—
Kambiyo senetlerine dayanan takiplerde borca itirazın icra mahkemesinde duruşmalı olarak inceleneceği—
Yapılan takibe sadece takipte «borçlu» olarak gösterilen ve kendisine ödeme emri gönderilen kişilerin itiraz edebileceği (borca itirazda bulunabileceği)—