Davacı dava dilekçesinde katkı payı oranı için talebini yarı yarıya (%50) olduğunu belirtmek suretiyle sınırlandırdığı halde mahkemece HMK'YA aykırı olarak katkı payı oranı %50 oranından fazla bir oran kabul edilerek hesaplama yapılmasının doğru olmadığı- Alacaklı ve borçlu sıfatı birleştiği davada terekenin aktifinin alacak taleplerine konu edilen malvarlığı unsurlarından oluştuğu, pasifinin ise sadece davaya konu katkı payı alacağı olduğu ve terekenin başka borcu iddia ve ispat edilemediğine göre tereke borcundan davacının yasal miras payına isabet eden bölümün düşümü suretiyle alacağa hükmedilmesi gerektiği-
Davacının alacağa faiz uygulanması talebi ve bu konuda usulünce yapılmış ıslah işlemi de bulunmadığı halde; mahkemece talepten fazla olarak faize de karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu-
Davacının talebinin hatalı şekilde değerlendirilmesi HMK'nun 26. (HUMK 74) maddesi hükmüne aykırı olup, mahkemece dava dilekçesindeki ziynetlere ilişkin talep hakkında dosya kapsamında toplanan tüm deliller değerlendirilerek karar verilmesi gerekeceği- Davacı taraf, dava dilekçesinde katılma alacağı talebinde de bulunmuş olup, arsa üzerindeki yapının TMK'nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihinden sonra inşa edilen bölümünün olup olmadığının belirlenmesinin davacı lehine katılma alacağı hususunda önem arzettiği, mahkemece, inşaatın yapılışı ve bitiriliş tarihlerinin tespit edilmesi, anılan binanın 01.01.2002 tarihinde inşa edilen bölümünün araştırılması ve gerekirse bu konuda HMK'nun 31. maddesindeki hakimin davayı aydınlatma ödevi çerçevesinde açıklama istenilmesi, keşif ve bilirkişi incelemesi de yaptırıldıktan sonra gerçekleşecek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekeceği-
Trafik kazası sonucu oluşan araç hasar bedeli ile manevi tazminat istemine ilişkin davada, davacının talebiyle bağlı kalınarak ve talep ettiği miktar üzerinden kusur indirimi ile tazminatın belirlenip hüküm altına alması gerektiği; yanılgılı değerlendirme ve HMK'nın 26. maddesindeki taleple bağlılık ilkesine aykırı biçimde, davacı talebini aşarak davacı lehine tazminata hükmedilmesinin yerinde olmadığı-
Mahkemece, dava dilekçesinde istenen dönem aralığı dikkate alınmadan, bilirkişi tarafından hesaplanan ve davacı talebini aşan dönem de dahil edilmek üzere, davacının talep ettiği dönem aşılmak suretiyle,  hüküm tesisinin usul ve yasaya aykırı olduğu-
Davacının itirazın iptali yönünden bir talebi bulunmadığına göre, boşanma protokolünden kaynaklı alacak istemine ilişkin bu davada İİK. mad. 67'de belirtilen bir yıllık hak düşürücü sürenin uygulanması mümkün olmadığı-
Boşanma istemine ilişkin davada, kadının davası, evlilik birliğinin sarsılması genel boşanma sebebine dayanarak ikame ettirilmiş olduğundan, özel boşanma sebebi olan hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış nedeninden kaynaklandığı nitelendirmesi yapılarak davanın kabulü yoluna gidilmesinin isabetsiz olduğu-
Mal rejiminin tasfiyesi ile alacak isteğine ilişkin davada, mal rejiminin sona erdiği tarih itibariyle hesaplarda döviz ve TL cinsinden mevduat olup olmadığının araştırılması, hesaba belirtilen tarihten sonra giren döviz ve TL varsa bunların tasfiyeye girmeyeceğinin düşünülmesi, bu tarihten daha önce alınmış döviz ve TL varsa TMK'nun 229/2. maddesi çerçevesinde eklenecek değerden olup olmadığı değerlendirilerek, eklenecek değer olduğu kabul edildiği takdirde mevcut kabul edilerek tasfiyeye gireceği ve davacının bunlardan artık değere katılma alacağı talep edebileceğinin göz önüne alınması, gerekirse bu konuda hesap bilirkişisinden ek rapor alınması veya yeni bir bilirkişi görevlendirilmesi ile rapor alınması gerektiği- Talep miktarının arttırılması konusunda bir ıslah işlemi de bulunmadığı halde HMK'nun 26.maddesine aykırı olarak talepten fazlasına karar verilmesinin hatalı olduğu- 
Yurt dışı hava taşıma sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemi-
Talep edilmeyen bir konuda karar verilmiş olup verilen karar taleple bağlılık ilkesine aykırı olduğu- Üçüncü kişi olmayan davacının uğradığı zararın, zorunlu mali sorumluluk sigortası teminatına dahil olmadığı, zarar teminat dışında olduğundan davalı Sigorta şirketinin davacının uğradığı zarar yönünden herhangi bir sorumluluğu da bulunmadığı- Özel (hususi) otomobilin maliki gerçek kişi olup, davalı Sigorta şirketinin sigortacısı olduğu aracın ticari niteliği bulunmadığından bu davalı yönünden uygulanabilecek faiz oranı yasal faiz olduğu- Manevi tazminatın reddedilen kısmı nedeniyle kendini vekille temsil ettiren davalı taraf lehine vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiği-