Davacının taşınır eşyanın aynına yönelik talebiyle ilgili olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesi gerektiği-
01.07.2012 tarihinden sonra 1163 s. Kooperatifler Kanunu'nun 99. maddesi uyarınca açılan dava ticari dava niteliğini haiz ise de, yargı çevresinde asliye ticaret mahkemesinin bulunmaması halinde, 6102 s. TTK. mad. 5/4 uyarınca, bu davaya asliye hukuk mahkemesi olarak bakılmasında bir usulsüzlük bulunmadığı-  Davacı kooperatifin anasözleşmesinin 17/3. maddesi, “Devir halinde eski ortağın kooperatife karşı tüm hak ve yükümlülükleri yeni ortağa geçer” hükmünü gereğince, mahkemece, bilirkişi aracılığıyla, davacı kooperatifin defter, kayıt ve belgeleri üzerinde inceleme yapılarak, davalının, ortaklığı devir aldığı tarihin belirlenmesi, anasözleşmenin anılan maddesine göre devreden ortağın borçlarından da sorumlu olduğu gözetilerek, asıl alacak ve işlemiş faiz borcu ile ilgili rapor alınması gerekirken, davalının taşınmazı devir tarihinden sonraki döneme ilişkin sorumluluğunu belirleyen rapora göre hüküm kurulmasının hatalı olduğu-
Sözleşme hükümlerine uyulmaması nedeni ile "cezai şart" ve "geç teslim nedeni ile gecikme tazminatı"nın tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın istemine ilişkin davada, icra takibinde talep edilen miktar aşılarak hüküm verilmesinin taleple bağlılık kuralına (HMK. mad. 26). aykırılık teşkil edeceği-
Kadastroya itiraz davasında davacının gerçek iradenin hangi ada numarasına yönelik olduğunun belirlenmesi gerektiği- 
Vekil ile takip edilen işlerde tebligatın vekile yapılması zorunlu olduğundan, ödeme emrinin tebliğine dair vekile çıkarılmış ve usule aykırı bir tebligat da bulunmadığına göre, asile yapılan tebligat yok hükmünde olup iptali gerekmekte ise de HMK'nın 26. maddesi gereğince taleple bağlı kalınarak sonuca gidilmeli ve ödeme emri tebliğ tarihinin şikayet dilekçesinde belirtilen tarih olarak düzeltilmesine karar verilmesi gerekeceği-
Davacı tarafça HMK'nun 109. maddesine göre kısmi dava açıldığı, 11.07.2014 tarihli ıslah dilekçesiyle davanın ıslah edildiği ancak ıslaha konu edilen tutarlar bakımından faiz talebinde bulunulmadığı halde mahkemece HMK'nun 26.maddesine aykırı şekilde ıslaha konu edilen ihbar tazminatı ve yıllık izin ücreti alacağı bakımından ıslah tarihinden itibaren faiz yürütülmesi ayrıca iş akdi 05.11.2011 tarihinde feshedilmesine ve fesih tarihinden itibaren faiz talebinde bulunulmasına rağmen kıdem tazminatına 31.12.2010 tarihinden itibaren faiz yürütülmesinin hatalı olduğu-
Dava dilekçesinin sonuç kısmında, ayrımcılık ve mobbing’den kaynaklanan manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile ve 100 TL ayrımcılık tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsili talep edilmiş olup, davacı vekilinin, müvekkilinin bu alacaklara yönelik talebinin manevi tazminat olduğunu açıkça ifade etmiş olduğu, davacı vekili, yargılamanın devamı sırasında da sözkonusu bu beyanını değiştirmemiş, ıslah dilekçesinde dahi, ayrımcılık tazminatı talebinin yükselterek ıslah ettiklerini belirterek, tazminatın niteliğini bir kez daha vurgulamış olduğundan, dava dilekçesi içeriğine göre tazminatın, "kötüniyet tazminatı olarak nitelendirilmediği, talebin "manevi tazminat talebi" olduğunun kabulü gerektiği- 
Hâkimin, tarafların talepleriyle bağlı olduğu, talepten fazlasına veya başka bir şeye karar veremeyeceği(HMK. mad. 26)- 
Reşit olan kimse bekar da olsa ailesiyle birlikte oturmaya zorlanamayacağından ve reşit olan ihtiyaçlının bekar dahi olsa ayrı oturma isteği olağan olduğundan, ihtiyaç iddiasının kanıtlandığının kabulü ile tahliyeye karar verilmesi gerektiği- Kira artırma talebinde bulunulmasının kiralayanın ve mal sahibinin yasal hakkı olduğundan bu durumun onun aleyhine yorumlanamayacağı- 
Mahkemece talep edilmemiş aylar için de kira alacağının tahsiline karar verilmesinin hatalı olduğu- Davalıların kiracılığının eski olduğu sabit olmakla, kiralananda yapılan iş gereği iddia edilen zararın hor kullanım ve olağan kullanım nedeniyle oluşan zarar ve hasar ayrımı belirgin bir şekilde yapıldıktan sonra, kullanım süresi ile de orantılı olarak yıpranma payının hesap edilip alacaktan düşülerek, yokluğu veya hasara uğradığı tespit edilen demirbaşlar için yine yıpranma payı düşülerek ve birim hesabı yapılarak denetime elverişli bilirkişi raporu alınmak suretiyle karar verilmesi gerektiği-