Davanın, belirsiz alacak davası olarak açıldığı ve sonradan belirli hale gelen alacağın davalıdan tahsiline karar verilmesi talebinde bulunulduğu halde davanın HMK m.26/1 hükmüne aykırı olarak davanın alacak davası olarak kabul edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu-
21.12.2007 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucu yaşamını yitiren sigortalının hak sahiplerine bağlanan ölüm aylığının ilk peşin değeri gelirler nedeniyle uğranılan Kurum zararının davalılardan teselsül hükümleri gereğince rücuan tahsili istemi-
Şikayetçi üçüncü kişinin "maktu harç" yatırmak suretiyle İcra Mahkemesi'nden, İcra Müdürlüğü'nün, mahcuzları muhafaza altına almasına yönelik işleminin iptalini, şikayet yoluyla istemesine rağmen mahkemece, yanlış nitelendirilerek, ortada bir istihkak davası olmadığı halde varmış gibi karar verilmesinin hatalı olduğu-
Davacı tarafça, mal rejiminin tasfiyesini talep edilerek, davalı eş tarafından işletilen işyerinin mal kaçırmak amacıyla üçüncü şahsa devredildiğini belirilmiş olup, mahkemece, her ne kadar gerekçeli kararda bu işyeri ile ilgili iddianın ispatlanamadığı gerekçesi ile değerlendirmeye alınmadığı belirtilmiş ise de; davacının bu talebi ile ilgili olarak olumlu ya da olumsuz bir hüküm kurulmamasının usul ve yasaya aykırı olduğu-
Davacının son yıl onbeş gün izin kullandığını, önceki yıllarda ise 2-3 gün izin kullandığını, izinlerinin eksik kullandırıldığını ifade ettiği beyanı dikkate alınmadan, daha fazla yıllık izin ücretine hükmedilmesinin taleple bağlılık ilkesine aykırı düşeceği-
Çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve ecrimisil istemine ilişkin davada, davalıların taşınmazları kullanımına davacıların muvafakat gösterdiği, bu muvafakatın dava açılmakla sona erdiği anlaşıldığına göre davacılar yararına ecrimisile hükmedilemeyip taşınmazın bir bölümünün davalılar tarafından kullanılmasına rağmen taşınmazın tamamı üzerinden ecrimisl miktarının hesaplanamayacağı- Usulüne uygun bir ıslah bulunmadığı halde HMK. mad. 26'ya aykırı olarak talep aşılmak suretiyle hüküm kurulamayacağı-
İnfazda duraksamaya neden olacak biçimde "taşınmaz üzerindeki yapıların değeriyle faydalı giderlere ilişkin davanın kabulüne" şeklinde hüküm kurulmasına rağmen davalılardan tahsiline karar verilen tazminat miktarının yani davacıya tanınan hakkın ve davalılara yüklenen borcun hüküm sonucunda açıkca gösterilmemiş olmasının doğru olmadığı-
Kural olarak her davanın açıldığı tarihteki şartlara göre değerlendirileceği ve sonuçlandırılacağı; mahkemece dava dilekçesinde talep edilen 3 ay 15 günlük döneme ilişkin dava tarihi itibariyle muaccel olan asgari ücret alacağı üzerinden yapılacak hesaplamaya göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde dava tarihi itibariyle henüz muaccel olmayan, dava tarihinden sonraki döneme ilişkin asgari ücret alacağını da kapsar şekilde davanın kabulüne dair hüküm tesisinin usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirdiği-
Mahkemenin, tarafların iddia ve savunması ile bağlı olduğu halde, davacı tarafın iştirak nafakasının ÜFE oranında artırılmasına ilişkin bir talebi olmadığı gibi, davalı tarafından bu konuda usulüne uygun açılmış bir karşı dava bulunmadığından, hükmedilen nafaka miktarında her yıl TÜİK tarafından açıklanan yıllık ÜFE oranında artış yapılmasına karar verilmesinin doğru olmadığı-
Mahkemece dava dilekçesinde araç mahrumiyete yönelik talebi olmadığı halde talep aşılarak ve davalının sorumlu olmadığı araç mahrumiyet bedeli de dahil edilerek hüküm kurulmasının, yargılamaya hakim olan ilkelerden olan “taleple bağlılık ilkesi” uyarınca bozmayı gerektirtiği (HMK. m. 26)-
