Dava konularından 1... parsel * nolu bağımsız bölüm borçlu tarafından 26.05.2015 tarihinde davalı üçüncü kişiye satılmış olmasına rağmen, 02.08.2015 tarihinde yapılan site yönetim kurulu toplantısına borçlu bizzat iştirak etmiş, yine aynı gün satışı yapılan dava konusu 4.. parsel 1-6-9 nolu bağımsız bölümlerden 1 nolu bağımsız bölümde borçlu işyeri hemen yanında ise üçüncü kişinin eşi , G. E.' eczanesinin bulunduğu, yani işyeri komşusu oldukları, tarafların birbirlerinin arkadaşı olduklarının dosya kapsamı ile sabit olduğu, buna göre davalı 3.kişi A. Ş'nin İİK'nun 280/1 maddesi kapsamında borçlunun mali durumunu ve alacaklıları ızrar kastını bilebilecek kişilerden olduğu anlaşıldığından "davanın kabulüne karar verilmesi" gerekeceği-
Dosyaya ibraz edilen haciz tutanak tarihine göre; İİK'nın 278/2 nci maddesinde belirlenen 2 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği, davalı üçüncü kişinin, İİK'nın 280/1 inci maddesi gereğince davalı borçlunun durumunu bilen veya bilmesi gereken kişilerden (akrabası, arkadaşı vs) olduğunun davacı vekili tarafından somut deliller ile ispat edilemediğinin anlaşılmış olmasına göre davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olan gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu-
Davalılar arasında usul füru ilişkisi bulunması ve satış bedeli ile rayici arasında bir misli fark olması nedeniyle tasarrufların İİK m.278 ve 280 uyarınca iptaline, İİK m. 283/2 uyarınca taşınmaz bedeline isabet eden miktarın davalı üçüncü kişiden tahsiline karar verilmesi gerektiği, bedelden borçlunun da sorumlu tutulmuş olmasının hatalı olduğu-
Davalı vekilleri ayrı ayrı olmak üzere duruşmada da Yargıtay bozması gereği defter ve belge sunamayacaklarını beyan etmiş olmalarına, taraflar arasında yapılan EFT'lerin birden fazla olmasına, davalıların defter ve belge sunmamaları ve dolayısıyla aralarındaki ilişkinin ne düzeyde olduğunun teyidinin kendilerince engellenmiş bulunmasına, İstanbul'da AVM gibi birden fazla mağazası olan bir iş yerinin kayıtsız ve belgesiz çalışması ve/veya bozma gerekçesinde belirtilen EFT'lerin kayıtlarını sunamamalarının ticari hayatın işleyişinden ziyade normal hayatın işleyiş kurallarına da aykırı olmasına, davalılar arasında birden fazla EFT işleminin yapılmış olmasının taraflar arasında önceye dayalı tanışıklık ve belirli bir ilişkinin var olduğunun açık kanıtı olduğu, tasarruf tarihinden yaklaşık 1 ay sonra ödemenin yapılmış olmasına, bu durumun davalılar arasında önceye dayalı ciddi dostluğun bulunduğunu ve güven ilişkisinin var olduğunu göstermiş olmasına, ipotekli satın alınmasının da hayatın olağan akışına uygun bulunmamasına göre; davanın kabulüne karar verilmesi gerekeceği-
Dava konusu taşınmazların resmi senette belirtilen toplam satış değerinin 265.000,00 TL, satış tarihindeki gerçek değerinin ise 680.072,00 TL olduğu belirlenmiş olup, davalılar tarafından satışın gerçekte 670.000,00 TL üzerinden yapıldığının beyan edildiği, satış tarihinde davalının hesabından bu miktar para çekildiği ve 670.000,00 TL'nin ödendiğinin kanıtlandığı, ödendiği kanıtlanan miktar ile gerçek değer arasında misli fark bulunmadığından 278 III- 2 maddesi uyarınca iptal talebinin yerinde olmadığı- Dava konusu taşınmazın ipotekli olması nedeniyle ............. İcra Müdürlüğü nün ............... sayılı dosyasında ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan takip sonucu icrai satış ile 123.500,00 TL bedelle 4. kişiye satıldığı, ihalenin kesinleştiği dolayısıyla icrai satış sonucu davalı 3. kişiye kalan para olmadığı anlaşıldığından bu taşınmaz yönünden davanın konusunun kalmadığı- Dava konusu bağımsız bölümlerin 30.12.2011 tarihinde borçlu tarafından ...............'na bağışlandığı görülmüş olup İİK nun 278 inci maddesi hükmüne göre batıl olup, davalı ................'nun elinden çıkardığı tarihteki bedel ile sorumlu olduğu gerekçesiyle ........... nolu bağımsız bölüm yönünden davanın konusuz kaldığı-
Nüfus kayıtlarına göre de, davalılar arasında kayınbirader- kayınpeder olarak akrabalık ilişkisi bulunduğu, davalı 3. kişilerin davalı borçlunun durumunu bilecek kişilerden olduğu gerekçesi ile verilen " davanın kabulüne" ilişkin kararda isabetsizlik bulunmadığı-
Haciz tutanağında hacze kabil mal bulunmadığına dair tutanak tutulduğu ve aciz halinin gerçekleştiği, borçlunun taşınmazını temsilcisi olduğu davalı 3. kişi şirkete devrettiği anlaşıldığından tasarrufun iptali davasının kabulü gerektiği-
Dava konusu taşınmazın tapudaki satış bedeli ile gerçek değeri arasındaki fahiş farkın bulunduğu, tasarrufun hacizden itibaren geriye doğru iki sene içerisinde yapılmış olduğu, taşınmazı devredenin devralanın kuzeni olduğu, tarafların bu nedenle bu taşınmazları devreden ve devralan davalıların alacaklıya zarar verme kastı ile hareket ettiği, taşınmazın dış kapı zilinde " ..." isminin yazılı olduğunun tespit edildiği gerekçesi ile tasarrufun iptali davasının kabulü gerektiği-
Dava konusu taşınmazın tapudaki devir bedeli 11.800,00 TL olup devir tarihindeki gerçek değerinin 380.000,00 TL olduğunun tespit edildiği, buna göre devir bedeli ile gerçek bedel arasında fahiş fark olduğu, davalının daha yüksek bedelle satın aldığına dair yazılı delil sunamadığı, 99.800,00 Euro gibi bir miktarın elden verilmesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığı, davalıların akraba olmasalar da tanıdık oldukları, davalı borçlunun taşınmazı satın aldıktan sonra dahi kullanmaya devam ettiği, men'i müdahale davasının bu davadan çok sonra açıldığı hususları değerlendirildiğinde, satışın alacaklıdan mal kaçırma amaçlı olduğu kanaatine varıldığı-
Dava konusu ipoteğin ilk olarak 10.03.2009 tarihinde tesis edildiği ve borçlu şirketin taşınmazı ipotekle yükümlü olarak satın aldığı, daha sonra davacı alacaklı ile anlaşarak bu ipoteği teminat olarak verdiği çek karşılığı kaldırıldığı, çek bedelinin ödenmemesi üzerine bu kez 08.02.2016 tarihinde yeniden ipotek tesis edildiği, bu hali ile İİK'nın 280/1. maddesinin uygulanma imkanının olmadığı-