Tasarrufun iptali istemi- Abi ile kardeşi arasındaki tasarrufun iptali gerektiği- Amca ile yeğen arasındaki tasarrufun iptali gerektiği- Tasarrufa konu mal varlığı değeri ile alacak miktarının kıyaslanması sureti ile hangisinin değeri daha düşük ise bu miktarın dava değeri olduğu-
Dava konusu borçlu adına kayıtlı dava konusu taşınmazların her ne kadar takyidatlı tapu kaydında arsa vasfında olduğu belirtilmişse de tapu resmi senetlerinde dükkan/büro niteliğinde olduğunun anlaşıldığı- Haciz tutanağında taşınmazın davalı borçlu tarafından bar olarak işletildiğinin anlaşıldığı, davalı üçüncü kişinin de satın alma tarihinden hemen sonra bar işletme ruhsatı aldığı ancak işletmeyi aktif olarak kullanmadığı anlaşılmış olup, buna göre mahkemece tasarruf tarihinde taşınmaz üzerindeki işyerinin İİK madde 280/3 gereğince ticari işletme devri niteliğinde olup olmadığı hususu tartışılmadan karar verilemeyeceği-
Davalı ...........'nın maliki olduğu taşınmazların 05.05.2014 tarihinde vekili vasıtasıyla diğer davalı ..............'a, onun tarafından 30.05.2014 tarihinde 75.000,00 TL bedelle davalı ...............'e, 14.10.2015 tarihinde de aynı bedelle davalı ...........'ye satış suretiyle temlik edildiği, davalı ........... ile diğer davalı ............... arasında akrabalık ilişkisi bulunduğu, çekişme konusu taşınmazların devir bedelleri ile gerçek değerleri arasında fark bulunduğu, kısa aralıklarla gerçekleşen temlikler nedeniyle davalı ............'ün bedel ödenmediği yönündeki beyanları ile tanık beyanları ve toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde davalılar .........., ......... ve ...........'nün taşınmazların mal kaçırma amacıyla muvazaalı devredildiğini bilen ve bilmesi gereken konumda oldukları gözetilerek davanın kabulüne karar verilmiş olmasında isabetsizlik olmadığı-
Dava konusu araçların davalı borçlu şirketin ticari işletmesinin önemli bir kısmını teşkil etmemesine, davalı 3. şahsın galericilik yapıp iş bu araçları satın alıp elinden çıkartmasının hayatın olağan akışına uygun olmasına, dava konusu satışlardan önce davalılar arasında yapılan satışların da davalı 3. şahsın galerici olmasından kaynaklandığının anlaşılmasına göre; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı-
Davalı borçlu ile üçüncü kişi arasındaki ilk satışın misli fark nedeniyle iptale tabi olduğu (709.617,02 TL/152.439,01 TL), ayrıca davalı üçüncü kişi ile borçlu arasında önceye dayalı tanışıklık olduğu ve davacının ağabeyi olan üçüncü kişinin, İİK m. 280/1 uyarınca borçlunun alacaklılarını ızrar kastını bilen veya bilmesi lazım gelen şahıslardan olduğu- Davalı üçüncü kişinin damadının kardeşi olan dördüncü kişinin ise, borçlu ile önceye dayalı tanışıklığı ve kötü niyeti de ispat edilemediğinden anılan davalı yönünden verilen kabul kararının doğru olmadığı, dördüncü kişinin, taşınmazın bulunduğu binada 5 yıldır kiracı olduğu, evi satın alırken konut kredisi kullandığı, 450.000,00 TL konut kredisinin satıcı davalının hesabına aktarıldığı, buna dair kredi evrakları ile dekontların sunulduğu, taşınmazın bulunduğu apartmanda 56 daire bulunduğu, bu nedenle borçluyu tanımadığı ve borçlu olduğunu bilmediği, taşınmazı aile konutu olarak satın aldığı ve içine tadilat yaptırdığı, Kayseri ilinde 56 dairelik bir apartmanda mevcut komşuluk ilişkileri ve anılan davalı tarafından sunulan deliller nazara alındığında davalı dördüncü kişinin İİK m. 280 kapsamında borçlunun ızrar kastını bilebilecek kişilerden olduğunun söylenemeyeceği ve bu durumda, tasarrufa konu taşınmazın üçüncü kişinin elinden çıkardığı tarihteki gerçek değerinin tazminat olarak, davacının icra takip dosyasındaki alacak ve ferileriyle sınırlı olmak üzere, davalı üçüncü kişiden alınarak davacıya verilmesine karar verilmesi gerektiği- 
Tasarrufun iptali istemi- Bedeller arasında mislini aşar şekilde fark bulunmadığı- Borçlu ile davalı 3. kişi arasındaki tasarruf yönünden, tasarrufun iptali koşulları oluşmadığı-
Davalı borçlunun kullandığı kredi borcunun doğumundan sonra davalı kızına yaptığı hisse devrinin boşanma protokolüne konu edimin ifası amacıyla yapılan tasarruf niteliğinde olduğu, borçlunun alacaklıdan mal kaçırma amacının sabit olmadığı anlaşıldığından tasarrufun iptali davasının reddine karar verilmesi gerektiği- Mahkemece davalı üçüncü kişinin borçlu babasının ekonomik durumunu bilebilecek kişilerden olduğu ve tasarrufun borcun doğumundan sonra alacaklıdan mal kaçırmak amacıyla yapıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olmadığı-
İİK. 277 vd. dayalı davaların dinlenebilmesi için davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK'nin 277 m.) bulunması gerekir. Bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK'nin 278, 279 ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. İİK'nin 282. maddesi gereğince iptal davaları borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede bulunan veya borçlu tarafından kendilerine ödeme yapılan kimseler ile bunların mirasçıları aleyhine açılır. Ayrıca, kötü niyetli üçüncü şahıslar hakkında da iptal davası açılabilir. İlk derece mahkemesinin kararı hem maddi olay, hem de hukuka uygunluk yönünden incelenmiş olup, kararda esası etkileyen bir usul hatası bulunmadığı, vakıa tespitlerinin tam ve doğru olarak yapıldığı, maddi hukuk normlarının doğru olarak uygulandığı, delillerin değerlendirilmesinde de usule aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince reddine karar vermek gerekmiştir
İlk derece mahkemesince, davanın tasarrufun iptali davası olduğu, mahkemece İİK 281/2 maddesi gereğince iptale tabi tasarruflara konu olan taşınmazlar hakkında alacaklının talebi üzerine ihtiyati haciz kararı verilebileceği, ileride telafisi imkansız zararın oluşmasının önlenmesi bakımından yaklaşık ispat kuralı ve davanın mahiyeti gereğince ihtiyati haciz koşullarının oluştuğu kanaatine varılarak ihtiyati haciz talebinin kabul edildiği, kararın usul ve yasaya uygun olduğu-
Bu tür davaların dinlenebilmesi için, davacının alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK'nun 277. md) bulunması ve davanın beş yıllık hak düşürücü süre içinde açılmış olması gerekir. Bu ön koşulların bulunması halinde ise; İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. İİK'nın 280/1 md.si kapsamında göre; tasarrufun iptali davalarında ıspat yükü davacı üzerindedir. Davacı davalıların kötü niyetli olduğunu ve alacaklılara zarar verme kastı ile hareket ettiğini ispatlamakla yükümlüdür ve hatta davacının ispat yükü iki davalı için de geçerlidir. Başka bir anlatımla davacı yalnızca borçlu-davalının kötü niyetini değil, aynı zamanda 3. kişi konumunda olan davalının da kötü niyetini ve ızrar kastını ispatlaması gerekmektedir.