Davalılar arasında usul füru ilişkisi bulunması ve satış bedeli ile rayici arasında bir misli fark olması nedeniyle tasarrufların İİK m.278 ve 280 uyarınca iptaline, İİK m. 283/2 uyarınca taşınmaz bedeline isabet eden miktarın davalı üçüncü kişiden tahsiline karar verilmesi gerektiği, bedelden borçlunun da sorumlu tutulmuş olmasının hatalı olduğu-
Dava konusu havale işlemlerin kronolojik sıralamasına bakıldığında ve 410.000,00 TL ödemenin dava dışı F ve davalı O arasında başkaca bir ticari işleme ilişkin olduğunun da davacı tarafından da ispat edilememiş olduğu, söz konusu işlemlere ilişkin bilgilerin X Bankası'nın 06.11.2018 tarihli yazısı ekinde olmasına göre söz konusu talimat evraklarının sonradan düzenlenmiş adi belge niteliğinde de kabul edilemeyeceği - Dava konusu gayrımenkulün tapuda gösterilen bedel haricinde 410.000,00 TL ödemenin dava konusu gayrımenkul satışına ilişkin yapılmış olduğunun anlaşıldığı, dava konusu gayrımenkulün gerçek değeri ile ödenen bedeller toplandığında arada misli aşan fark olmadığının da belirlendiği, dolayısıyla davanın reddinin isabetli olduğu-
Dava konusu taşınmazların resmi senette belirtilen toplam satış değerinin 265.000,00 TL, satış tarihindeki gerçek değerinin ise 680.072,00 TL olduğu belirlenmiş olup, davalılar tarafından satışın gerçekte 670.000,00 TL üzerinden yapıldığının beyan edildiği, satış tarihinde davalının hesabından bu miktar para çekildiği ve 670.000,00 TL'nin ödendiğinin kanıtlandığı, ödendiği kanıtlanan miktar ile gerçek değer arasında misli fark bulunmadığından 278 III- 2 maddesi uyarınca iptal talebinin yerinde olmadığı- Dava konusu taşınmazın ipotekli olması nedeniyle ............. İcra Müdürlüğü nün ............... sayılı dosyasında ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan takip sonucu icrai satış ile 123.500,00 TL bedelle 4. kişiye satıldığı, ihalenin kesinleştiği dolayısıyla icrai satış sonucu davalı 3. kişiye kalan para olmadığı anlaşıldığından bu taşınmaz yönünden davanın konusunun kalmadığı- Dava konusu bağımsız bölümlerin 30.12.2011 tarihinde borçlu tarafından ...............'na bağışlandığı görülmüş olup İİK nun 278 inci maddesi hükmüne göre batıl olup, davalı ................'nun elinden çıkardığı tarihteki bedel ile sorumlu olduğu gerekçesiyle ........... nolu bağımsız bölüm yönünden davanın konusuz kaldığı-
Nüfus kayıtlarına göre de, davalılar arasında kayınbirader- kayınpeder olarak akrabalık ilişkisi bulunduğu, davalı 3. kişilerin davalı borçlunun durumunu bilecek kişilerden olduğu gerekçesi ile verilen " davanın kabulüne" ilişkin kararda isabetsizlik bulunmadığı-
Haciz tutanaklarının İİK'nın 105 inci maddesi anlamında aciz belgesi niteliğinde olduğu- Yargılama sırasında takip konusu borcun ödenmiş olmasından ötürü davanın konusuz kaldığı, dolayısıyla karar verilmesine yer olmadığı-
Dava konusu ipoteğin ilk olarak 10.03.2009 tarihinde tesis edildiği ve borçlu şirketin taşınmazı ipotekle yükümlü olarak satın aldığı, daha sonra davacı alacaklı ile anlaşarak bu ipoteği teminat olarak verdiği çek karşılığı kaldırıldığı, çek bedelinin ödenmemesi üzerine bu kez 08.02.2016 tarihinde yeniden ipotek tesis edildiği, bu hali ile İİK'nın 280/1. maddesinin uygulanma imkanının olmadığı-
Haciz tutanağında hacze kabil mal bulunmadığına dair tutanak tutulduğu ve aciz halinin gerçekleştiği, borçlunun taşınmazını temsilcisi olduğu davalı 3. kişi şirkete devrettiği anlaşıldığından tasarrufun iptali davasının kabulü gerektiği-
Dava konusu taşınmazın tapudaki devir bedeli 11.800,00 TL olup devir tarihindeki gerçek değerinin 380.000,00 TL olduğunun tespit edildiği, buna göre devir bedeli ile gerçek bedel arasında fahiş fark olduğu, davalının daha yüksek bedelle satın aldığına dair yazılı delil sunamadığı, 99.800,00 Euro gibi bir miktarın elden verilmesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığı, davalıların akraba olmasalar da tanıdık oldukları, davalı borçlunun taşınmazı satın aldıktan sonra dahi kullanmaya devam ettiği, men'i müdahale davasının bu davadan çok sonra açıldığı hususları değerlendirildiğinde, satışın alacaklıdan mal kaçırma amaçlı olduğu kanaatine varıldığı-
Takibe konu senetlerin tanzim tarihinin 15.01.2017 olduğu, davaya konu taşınmazın devir tarihinin ise borcun doğumundan sonra, 07.02.2018 tarihinde gerçekleştiği, davalı borçlunun diğer davalı ile arkadaş olup taraflar arasındaki borç ilişkisini bilebilecek kişilerden olduğu, yapılan keşif sonucu taşınmazın devir tarihindeki gerçek değeri ile satış değeri arasında fahiş fark bulunduğu, dolayısıyla davaya konu satışın gerçek bir satış olmadığının anlaşıldığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmesi gerekeceği-
Dava konusu taşınmazın tapudaki satış bedeli ile gerçek değeri arasındaki fahiş farkın bulunduğu, tasarrufun hacizden itibaren geriye doğru iki sene içerisinde yapılmış olduğu, taşınmazı devredenin devralanın kuzeni olduğu, tarafların bu nedenle bu taşınmazları devreden ve devralan davalıların alacaklıya zarar verme kastı ile hareket ettiği, taşınmazın dış kapı zilinde " ..." isminin yazılı olduğunun tespit edildiği gerekçesi ile tasarrufun iptali davasının kabulü gerektiği-