Davalı borçluların alacağı karşılayacak mal varlığının bulunmadığı, aciz halinin bulunduğu, davaya konu taşınmazlardaki hisselerin önceden davalı borçlular adına kayıtlı olup daha sonra devirlerinin diğer davalılar adına yapıldığı, dava konusu taşınmaz ve hisselerin pek aşağı değerde devredildikleri, davalı 3. kişilerin borçluların durumunu bilebilecek durumda oldukları, davaya konu tasarrufların davalılar arasında danışıklı işlem ile yapılmış olduğundan tasarrufların iptaline karar verilmesi gerektiği-
Borcun doğum tarihinin taraflar arasında yapılan ilk sözleşme tarihinin 27.02.2009 tarihi olduğu, alacağın gerçek olduğu ve takibin kesinleştiği, tasarrufun bu tarihten sonra 13.01.2016 tarihinde yapıldığı- Dava konusu taşınmazı devralan davalı üçüncü kişinin taşınmazı devreden davalı borçlu şirketin yetkilisi ile evli olduğu ve İİK m. 280/1 gereğince borçlu şirketin mali durumu ile alacaklıları ızrar kastını bilebilecek kişilerden olduğu-
Dava konusu taşınmazı devreden davalı borçlu şirket ile devralan davalı 3. kişinin ortağı olduğu şirket arasında ticari ilişki olup İİK'nin 280/1 maddesi gereğince davalı 3. kişinin davalı borçlu şirketin mali durumu ile alacaklıları ızrar kastını bilebilecek kişilerden olduğu-
Davacının talebi doğrultusunda tapuda gözüken son malikin kim olduğu tespit edilerek ve davaya dahil edilerek taraf teşkilinin sağlanması gerektiği- Davalı üçüncü kişinin dava konusu gayrımenkulü alacağına karşılık satın aldığını beyan etmesine, taşınmazın kısa aralıklarla ve düşük bedellerle ve haciz yükü ile birden fazla el değiştirmesi, satış işleminin dahi malik adına davalı borçlu tarafından vekaleten yapılması, rayiç bedel ile tapudaki satış bedelleri arasında bir mislinden dahi fazla fark bulunması, bedelin ödendiğinin ispatlanamamasının yapılan tasarrufun İİK'nın 279/I-2, 278/2-2 ve 280/1 inci maddeleri gereğince iptaline sebep olacağı-
Davalı (A)'nın tanığının davalı (F)'nin babası borçlu (A)'yı iş sebebiyle 2010 yılından beri tanıdıklarını kendisinin de dayısı davalı (A) ile birlikte çalıştığını beyan ettiği ve 2010 yılından beri iş sebebiyle tanışık bulunan kişilerin söz konusu kötü niyeti bilmesi gereken kişilerden olduğunun anlaşıldığı İİK 280. maddesi kapsamında davalı (F)'nun mal varlığı borcuna yetmeyen borçlu kefil olduğu ve kötü niyetli olarak payı devir ettiği ve kötüniyetin 4. kişi davalı A. tarafından bilinmesi gerektiği-
Mahkeme ilamına dayalı alacağın başlatıldığı takipte, bu alacağın ödendiğinin (itfa edildiği) ancak; İİK 33 üncü maddesi gereği, icra emrinin tebliği üzerine borçlunun yedi gün içinde dilekçe ile icra mahkemesine başvurarak itfa edildiği itirazında bulunup, İtfa iddiasını yetkili mercilerce re'sen yapılmış veya usulüne göre tasdik edilmiş yahut İcra Dairesinde veya İcra Mahkemesinde veya mahkeme önünde ikrar olunmuş senetle veya genel mahkemelerde açılacak bir menfi tespit davası ile ispatının mümkün olduğu, tanık beyanı ile ilama bağlı alacağın ödendiğinin ispat edilmesi mümkün olmadığı-
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere dava konusu İzmir İli, Buca İlçesi, ..... mahallesi, .. ada,... iik.parsel, A Blok zemin kat, 2 nolu dairenin bedelinin kredi çekilerek ödendiğinin anlaşılmış olmasına, kredi bedeli ile birlikte değerlendirildiğinde bu gayrımenkul yönünden İİK madde 278/2 maddesinde belirtilen şekilde misli aşan bedel farkının olmadığının ve davalı borçlular ile davalı (M)arasında tanışıklık ilişkisinin de bulunmadığının anlaşılmasına göre mahkemece verilen "davanın reddine" dair hükümde bir isabetsizlik bulunmadığı-
İİK'nın 278 inci maddesinde belirtilen nedenler yönünden tasarrufun iptali şartı gerçekleşmediği, İİK. 280. maddesi yönünden yapılan değerlendirmede ise davalı R.'nin oğlu A. tarafından aynı binadaki taşınmazını, dava konusu tasarrufun yapıldığı tarihte davalı borçluya sattığı, alacaklarına zarar verme kasdıyla hareket eden borçlunun taşınmazını satıp yeni bir taşınmaz almasının çelişkili olduğu, davacı alacaklının kredi verme tarihi ile taşınmazın devri arasında iki yıla yakın bir zaman bulunması hususları birlikte değerlendirildiğinde davalı R.'nin zarar verme kastıyla hareket etmediğinin anlaşıldığı, ilk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılamaya, toplanan delillere, dosya içeriğine, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye göre delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı, "davanın reddine" karar verilmesinde usul ve kanuna aykırılık bulunmadığı-
Uyuşmazlığın, İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkin olduğu- Davalının dava konusu meskeni satın aldıktan sonra aidatlarını ödediği, elektrik su aboneliklerini adına aldığı, davalılar arasında akrabalık, arkadaşlık, tanıdıklık ilişkisinin bulunmadığı, davalının borçlunun mali durumunu ve ızrar kastını bilecek kişilerden olduğunun ispat edilmediği, gerçek satış ile tapuda gösterilen değer arasında misli bir fark olmadığı anlaşıldığından, davalı hakkında verilen " tasarrufun iptali davasının reddine" ilişkin kararda bir isabetsizlik bulunmadığı-
Somut olayda, dava konusu taşınmaz hissesi davalı borçlu İ tarafından 26.05.2008 tarihinde davalı 3.kişi R. L.'e, R. L. tarafından 15.07.2008 tarihinde davalı 4.kişiler S. D K. ve A. Ö.'e 1/2'şer hisse şeklinde devredilmiştir. Davalılar S. D. K. ve A. Ö. eldeki davada 4. kişi durumunda olduklarından onlar hakkında iptal kararı verilebilmesi için kötüniyetli olduklarının davacı tarafından ispatlanması yani adı geçen 4. kişilerin borçlunun durumunu ve amacını bilen veya bilebilecek kişilerden olduğunun ispatlanması gerekli olup, 4.kişiler yönünden bedel farkı varlığının iptal nedeni olarak kabulünün mümkün olmadığı bu nedenle, mahkemenin davalı 4.kişiler S. D K. ve A. Ö. yönünden bedel farkını gerekçe göstererek davayı kabul etmesi doğru görülmediği- O halde; mahkemece öncelikle davalı 4.kişiler S. D. K. ve A.Ö. yönünden mevcut delillerin 6183 sayılı AATUHK'nun 30.maddesi gereğince değerlendirilmesi; iptal koşullarının, yani kötüniyetlerinin varlığı halinde 26.05.2008 tarihli tasarruf tarihine kadar olan davacının alacak ve ferileri tespit edilerek, bununla sınırlı olarak tasarrufun iptaline ve davacıya haciz ve satış yetkisi tanınmasına, aksi halde yani davalı 4.kişiler S. D K. ve A. Ö.'in kötüniyetli olduğu, yani borçlunun durumunu ve amacını bilen veya bilebilecek kişilerden olduğunun ispatlanamadığı takdirde davanın davalı 3.kişi R. L. yönünden bedele dönüşmesi nedeniyle 6183 Sayılı AATUHK'nun 31.maddesi gereğince davacının 26.05.2008 tasarruf tarihine kadar olan alacak ve ferileriyle sınırlı olarak davalı R. L.'in devraldığı taşınmaz hissesini elden çıkardığı tarihteki değeri kadar tazminatın davalı R. L.'ten tahsiline karar verilmesi gerekeceği-