Davalı şirkete karşı kesinleşmiş mahkeme ilamlarına dayalı alacağı bulunan davacının, tüzel kişilik perdesinin aralanması suretiyle şirket ortaklarının da bu borçtan sorumlu tutulması istemiyle açtığı davada; uyuşmazlığın özü itibarıyla bir miktar paranın ödenmesine ilişkin ticari dava niteliğinde olduğu ve dava şartı olan zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulmadığı gerekçesiyle usulden reddine karar verilmesi gerektiği-
Dosyaya ibraz edilen haciz tutanak tarihine göre; İİK'nın 278/2 nci maddesinde belirlenen 2 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği, davalı üçüncü kişinin, İİK'nın 280/1 inci maddesi gereğince davalı borçlunun durumunu bilen veya bilmesi gereken kişilerden (akrabası, arkadaşı vs) olduğunun davacı vekili tarafından somut deliller ile ispat edilemediğinin anlaşılmış olmasına göre davanın reddine karar verilmesi gerektiği-
Davalı borçlunun davacıya olan borcundan dolayı muvazaalı bir şekilde başka taşınmazları da üçüncü kişilere devrettiğinin dosya içerisindeki diğer dava dosyalarına ait bilgi ve belgelerden anlaşıldığı ve söz konusu davalarda tasarrufların iptaline karar verildiği- Diğer bir tasarrufun iptali davasının açılmasından hemen sonra gerçekleşen devre ilişkin satış bedelinin üçüncü kişinin hesabına göndermiş olmasının da taraflar arasındaki muvazaayı gösterdiği, borçlu ile beraber yaşayan ve onuna beraber sahtecilik nedeniyle hapse giren tanığın beyanlarına tek başına itibar edilemeyeceği, dosyaya yansıyan tüm olaylar bir bütün olarak dikkate alındığında TBK m. 19 uyarınca açılan muvazaalı işlemin iptali istemine ilişkin davanın kabulünün gerektiği- 
Dava konusu havale işlemlerin kronolojik sıralamasına bakıldığında ve 410.000,00 TL ödemenin dava dışı F ve davalı O arasında başkaca bir ticari işleme ilişkin olduğunun da davacı tarafından da ispat edilememiş olduğu, söz konusu işlemlere ilişkin bilgilerin X Bankası'nın 06.11.2018 tarihli yazısı ekinde olmasına göre söz konusu talimat evraklarının sonradan düzenlenmiş adi belge niteliğinde de kabul edilemeyeceği - Dava konusu gayrımenkulün tapuda gösterilen bedel haricinde 410.000,00 TL ödemenin dava konusu gayrımenkul satışına ilişkin yapılmış olduğunun anlaşıldığı, dava konusu gayrımenkulün gerçek değeri ile ödenen bedeller toplandığında arada misli aşan fark olmadığının da belirlendiği, dolayısıyla davanın reddinin isabetli olduğu-
Dava konusu 5 nolu bağımsız bölüm borçlu tarafından davalı üçüncü kişiye satılmış olmasına rağmen, yaklaşık iki ay sonra site yönetim kurulu toplantısına borçlu bizzat iştirak etmesi, aynı gün satışı yapılan dava konusu 1 nolu bağımsız bölümde borçlu işyeri hemen yanında ise üçüncü kişinin eşinin eczanesinin bulunduğu, yani işyeri komşusu oldukları, tarafların birbirlerinin arkadaşı oldukları anlaşıldığından davalı üçüncü kişinin İİK mad. 280/1 kapsamında borçlunun mali durumunu ve alacaklıları ızrar kastını bilebilecek kişilerden olduğu ve davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği-
Davalılar arasında usul füru ilişkisi bulunması ve satış bedeli ile rayici arasında bir misli fark olması nedeniyle tasarrufların İİK m.278 ve 280 uyarınca iptaline, İİK m. 283/2 uyarınca taşınmaz bedeline isabet eden miktarın davalı üçüncü kişiden tahsiline karar verilmesi gerektiği, bedelden borçlunun da sorumlu tutulmuş olmasının hatalı olduğu-
Davalı vekilleri ayrı ayrı olmak üzere duruşmada da Yargıtay bozması gereği defter ve belge sunamayacaklarını beyan etmiş olmalarına, taraflar arasında yapılan EFT'lerin birden fazla olmasına, davalıların defter ve belge sunmamaları ve dolayısıyla aralarındaki ilişkinin ne düzeyde olduğunun teyidinin kendilerince engellenmiş bulunmasına, İstanbul'da AVM gibi birden fazla mağazası olan bir iş yerinin kayıtsız ve belgesiz çalışması ve/veya bozma gerekçesinde belirtilen EFT'lerin kayıtlarını sunamamalarının ticari hayatın işleyişinden ziyade normal hayatın işleyiş kurallarına da aykırı olmasına, davalılar arasında birden fazla EFT işleminin yapılmış olmasının taraflar arasında önceye dayalı tanışıklık ve belirli bir ilişkinin var olduğunun açık kanıtı olduğu, tasarruf tarihinden yaklaşık 1 ay sonra ödemenin yapılmış olmasına, bu durumun davalılar arasında önceye dayalı ciddi dostluğun bulunduğunu ve güven ilişkisinin var olduğunu göstermiş olmasına, ipotekli satın alınmasının da hayatın olağan akışına uygun bulunmamasına göre; davanın kabulüne karar verilmesi gerekeceği-
Dava konusu taşınmazların resmi senette belirtilen toplam satış değerinin 265.000,00 TL, satış tarihindeki gerçek değerinin ise 680.072,00 TL olduğu belirlenmiş olup, davalılar tarafından satışın gerçekte 670.000,00 TL üzerinden yapıldığının beyan edildiği, satış tarihinde davalının hesabından bu miktar para çekildiği ve 670.000,00 TL'nin ödendiğinin kanıtlandığı, ödendiği kanıtlanan miktar ile gerçek değer arasında misli fark bulunmadığından 278 III- 2 maddesi uyarınca iptal talebinin yerinde olmadığı- Dava konusu taşınmazın ipotekli olması nedeniyle ............. İcra Müdürlüğü nün ............... sayılı dosyasında ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan takip sonucu icrai satış ile 123.500,00 TL bedelle 4. kişiye satıldığı, ihalenin kesinleştiği dolayısıyla icrai satış sonucu davalı 3. kişiye kalan para olmadığı anlaşıldığından bu taşınmaz yönünden davanın konusunun kalmadığı- Dava konusu bağımsız bölümlerin 30.12.2011 tarihinde borçlu tarafından ...............'na bağışlandığı görülmüş olup İİK nun 278 inci maddesi hükmüne göre batıl olup, davalı ................'nun elinden çıkardığı tarihteki bedel ile sorumlu olduğu gerekçesiyle ........... nolu bağımsız bölüm yönünden davanın konusuz kaldığı-
Nüfus kayıtlarına göre de, davalılar arasında kayınbirader- kayınpeder olarak akrabalık ilişkisi bulunduğu, davalı 3. kişilerin davalı borçlunun durumunu bilecek kişilerden olduğu gerekçesi ile verilen " davanın kabulüne" ilişkin kararda isabetsizlik bulunmadığı-
Haciz tutanağında hacze kabil mal bulunmadığına dair tutanak tutulduğu ve aciz halinin gerçekleştiği, borçlunun taşınmazını temsilcisi olduğu davalı 3. kişi şirkete devrettiği anlaşıldığından tasarrufun iptali davasının kabulü gerektiği-