İvazlar arasında oransızlık olduğu davalılar arasında karı-koca ilişkisi bulunduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmesi gerekeceği- Davanın dayanağı olan icra dosyasının ................ E olmasına rağmen davacının sehven ............... E olarak bildirmiş olduğu, iş bu hatanın maddi hatadan kaynaklı olduğunun ve davacının yargılama sırasında da bu durumun düzeltilmesini talep etmiş olduğunun anlaşılmış olduğu, açıklanan sebeplerle tashih kararı ile icra doysa numarasının düzeltilmesinde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı-
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, davalı (F)'nin acz halinde olduğunun anlaşılmış olmasına, davalıların cevap dilekçesinde; davalı (F)'nin oğlu ile diğer davalı (O)'nun arkadaş olduğunun, davalı (O)'dan borç alındığının, bu borca karşılık dava konusu gayrimenkulün devredildiğinin beyan edilmiş olmasına, buna göre davalı (O)'nun davalı borçlunun durumunu bilen veya bilmesi gereken kişi olduğunun anlaşılmış olmasına göre davalılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirmeyeceği-
Tasarrufların iptali bunun mümkün olmaması halinde TBK. m. 19 gereği devir işlemlerinin muvazaalı olduğunun tespiti istemi- Borçlunun kardeşine yaptığı taşınmaz hisse devrinin iptale tabi olduğu- Diğer taşınmaz devri yönünden davalı üçüncü kişi ile davacının hac arkadaşı olmasının, davalı üçüncü kişi tarafından davalı borçlunun durumunun bilindiğinin kabulü için yeterli olmadığı-
Taşınmaz üzerindeki ipotek bedeli bu şekilde dikkate alındığında fahiş bedel farkının olmadığı- Dördüncü kişi konumundaki davalı yönünden ivazlar arasındaki fahiş fark yeterli olmayıp kötü niyetinin ispatlanmış olması gerektiği, bu davalı yönünden İİK. m. 280/3 hükmünün de uygulama yeri olmadığı- Davalıların davalı borçlunun durumunu bilen veya bilmesi gereken kişi olduğunun davacı tarafından somut deliller ile de ispat edilemediğinden davanın reddi gerektiği-
İvazlar arasında önemli oransızlık olmadığı gibi anılan davalılar arasında bir akrabalık olmadığı nüfus kayıtları ile sabit olduğundan her iki davalı yönünden borçlunun mali durumunu bildikleri veya bilmesi lazım gelen kişilerden oldukları davacı tarafından ispat edilememiş olduğundan mahkemece "davanın reddine" karar verilmesi gerekeceği-
Tasarrufun iptali davalarında dördüncü kişi yönünden davanın kabulü için, dördüncü kişinin borçlunun içinde bulunduğu mali durumu bilen veya bilmesi lazım gelen kişilerden olduğunun ispatlanmış olması gerekeceği- Davalı borçlu, ecrimisil davası yargılaması sırasında, dava konusu taşınmazı bankadan kredi alabilmek için göstermelik olarak davalı ...............'na devrettiğini , dördüncü kişi ............'e borcu olduğu için dairelerden birini önce ona verdiğini, diğer davalının baskısı ile diğer bağımsız bölümü de sattığını belirttiğinden, bu halde, davalı dördüncü kişinin borçlunun içinde bulunduğu mali durumu bildiği sabit olduğundan bu davalı yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, borçlu hakkında ecrimisil ve men-i müdahale davası açmış olması nedeni ile borçlunun durumunu bilmediği, dolayısı ile kötü niyetli olmadığının kabulü ile anılan davalı yönünden davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu-
Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinde, müteahhit veya yüklenicinin, sadece sözleşme kapsamında arsa sahibine devredilmesi gereken bağımsız bölümleri devretmekle borcundan kurtulmuş olmayacağı, müteahidin borcundan tümüyle kurtulabilmesi için arsa üzerinde inşa edilen yapıya ait tüm bağımsız bölümleri mimari projeye uygun bitirip arsa sahibine teslim etmesi gerekeceği- Davalı borçlu firma tarafından KKİS kapsamında devir alınan taşınmaz üzerinde henüz bir inşaatın başlamadığı, bu kapsamda KKİS'nin özelliği gereğince davalı borçlu şirketin kendi üzerindeki inşaatı yapma edimini yerine getirmediği dolayısı ile taşınmazın mülkiyetinin henüz davalı borçlu firmaya geçmediği, dolayısıyla davalı borçlu tarafından taşınmaz üzerinde tasarruf etme imkanının bulunmadığı anlaşıldığından davalı borçlu firma tarafından yapılan tasarrufun da gerçek bir devir olmadığı anlaşılmakla davanın reddine karar verilmesi gerektiği-
Davalının murisinden kalan mal varlığını, bilirkişi raporuna göre, borca batık olmamasına karşın reddettiği, davacı varlık yönetiminin ise davalı hakkında başlattığı takibin sonuçsuz kalması nedeniyle geçici aciz belgesi mahiyetindeki haciz tutanağına dayanarak mirasın reddi işleminin iptalini talep ettiği, davacının talebinin yerinde olduğu, davacının alacak hakkına dayanarak mirasın reddinin iptali talep etmesinin tasarrufun iptali ile birlikte istenmesinin hukuka uygun olduğu-
Davaya konu iki taşınmazın havalimanı yapım çalışmaları sebebiyle kamulaştırıldığı, devlet hazinesine dahil olduğu, açılmadan evvel 2 taşınmaz bakımından konusuz kaldığı anlaşıldığından bu parsellerle ilgili karar verilmesine yer olmadığına, diğer parsellerle ilgili olarak davalıların kayınpeder -damat oldukları üçüncü kişinin borçlunun mali durumunu ve mal kaçırma amacını bildiği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmesi gerekeceği- Davalıların haksız olmaları nedeni ile lehe vekalet, açık istinaf olmaması nedeni ile maktu vekalet ücreti taleplerinin yerinde olmadığı-
Davalının borçlunun yakın arkadaşı olduğu, mali durumunu bildiği, diğer davalının davalının işçisi olduğu, kısa süreli el değiştirdiği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmesi gerekeceği-