Dava konusu şirket hisselerini devralan borçlunun kardeşi ve yeğeninin borçlunun mali durumu ile alacaklıları ızrar kastını bilebilecek kişilerden olduğu- Dava konusu taşınmazı devralan davalı üçüncü kişi ile davalı borçlunun 1997 yılından beri aynı spor kulübü derneğine üye oldukları, 2004 - 2006 tarihleri arasında beraber derneğin yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptıkları, SGK kayıtlarına göre her ikisinin de at yetiştiriciliği işi yaptıkları anlaşıldığından borçlunun mali durumu ile alacaklıları ızrar kastını bilebilecek kişilerden olduğu ve devredilen taşınmaz binicilik tesisinin  ticari işletme devri niteliğinde olduğu-
Dava konusu taşınmazı devralan davalı 3. kişi şirket yetkilisi ile davalı borçlu şirket yetkilisinin kardeşinin evli olduğu, şirketlerin aynı sektörde faaliyet gösterdiği ve davalılar arasında ticari ilişki bulunduğu anlaşılmakta olup, bu durumda davalı 3. kişi şirketin davalı borçlu şirketin mali durumu ile alacaklıları ızrar kastını bilebilecek kişilerden olduğunun anlaşılmasına göre usul ve kanuna uygun olduğu-
Mahkemece yapılan kolluk araştırması ile davalı S., Y. ve T. birbirlerini aralarındaki alım satım işleminden kaynaklı olarak tanıdıkları, davalıların ekonomik durumunu bilebilecek kişilerden olmadığı, tasarrufun iptaline konu taşınmazlardan .....zemin katın boş olduğu, .... bağımsız bölümü davalının kullandığı, ......bağımsız bölümün davalı tarafından kiraya verildiği tespit edilmesi karşısında satış işlemlerinin gerçek bir satış işlemi olduğu, dava konusu gayrımenkullerinde tapuda gösterilen değerlerinin bilirkişilerce belirlenen gerçek değerleri olduğunun da anlaşılmış olmasına, davalı S., Y.. ve T.' nin ekonomik gücünü bilebilecek kişilerden olmamasına göre davanın reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığı-
Davalının davalı borçlu .............'ün eşi olmasına, davalı borçludan gayrımenkulü satın alan şahsıın ise dosyaya verdiği beyanlara göre dava konusu gayrımenkulü, davalı borçludan olan alacağına karşılık aldığını beyan etmiş bulunmasına, davalının da davalı borçlunun babası olduğunun anlaşılmış olmasına göre, İİK 280/1 maddesi gereğince davalı tarafından yapılan tasarruflar yönünden ise davanın kabulüne karar verilmesi gerekeceği-
Davalı üçüncü kişinin davalı borçlunun durumunu bilen veya bilmesi gereken kişi olduğunun davacı tarafından ispat edilememiş olmasına ve dava konusu gayrımenkulün de tapuda gösterilen değeri ile ödenen bedeller ve kredi miktarı dikkate alındığında misli aşan fark olmadığının da anlaşılmış olmasına göre davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediği-
Davalı ...Nakliyat Hafriyat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi kurucusunun davalı borçlunun eşi olduğunun anlaşılmış olmasına, davalı borçlunun durumunu bilen ve bilmesi gereken kişilerden olmasına, söz konusu şirket kurulduktan sonra dava konusu araçların devredilmiş olmasına göre davalı ...Nakliyat Hafriyat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi vekilinin dilekçesinde ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediği-
Tasarrufa konu taşınmazların davalı borçlu şirket  adına kayıtlıyken grup halinde ve rayiç değerinin çok altında bedel ile satıldığı- Tasarrufa konu taşınmazların değerinin çok altında, toplu olarak ve yakın tarihlerde birbirini ve borçluyu tanımadığını iddia eden davalı 3. kişiye , onun tarafında davalı 4. kişiye satıldığı, tapuda yapılan satış işleminde üçüncü kişinin vekili olarak hareket eden kişi ile satın alan davalının bir dönem aynı iş yerinde çalıştığı ve sözü geçen satış işleminde davalının vekili olarak işlem yapan kişinin diğer davalı şirketinin temsilcisinin eşinin kardeşi ve aynı zamanda şirketinin eski ortağı  olduğu, devralan 4. ve 5. kişi olan davalının ödeme belgesi sunmamış olmasına göre kötüniyetlerinin ispatlanmış olacağı- Başka bir alacaklı tarafından aynı tasarrufların iptali için aynı davalılar aleyhine açılan davanın emsal ve kuvvetli delil nitelikteki olduğu-
Dosya içeriğinden her iki şirketin birlikte ticaret yaptıklarının iddia ve ispat edilmemiş olduğu- Salt her iki şirketin aynı alanda faaliyet göstermelerinin, davalı şirketin borçlu şirketin mali durumunu bildiğinin kabulü için yeterli olmadığı gibi borçlu şirketin Tire de, şirketin ise Torbalı da faaliyet göstermeleri ve öte yandan satış bedelinin % 80'lik kısmı 25.11.2016 (satış günü) 1.197.000,00 TL 02.12.2016 günü 303.000 TL olarak borçluya gönderilmiş olması nedeniyle, ticari hayatta, böyle bir alışverişte ( 1) hafta sonra kalan küçük bir kısmının ödenmesinin tarafların birbirini yakından tanıdıkları anlamını taşımadığı-
Davalı vekilleri ayrı ayrı olmak üzere duruşmada da Yargıtay bozması gereği defter ve belge sunamayacaklarını beyan etmiş olmalarına, taraflar arasında yapılan EFT'lerin birden fazla olmasına, davalıların defter ve belge sunmamaları ve dolayısıyla aralarındaki ilişkinin ne düzeyde olduğunun teyidinin kendilerince engellenmiş bulunmasına, İstanbul'da AVM gibi birden fazla mağazası olan bir iş yerinin kayıtsız ve belgesiz çalışması ve/veya bozma gerekçesinde belirtilen EFT'lerin kayıtlarını sunamamalarının ticari hayatın işleyişinden ziyade normal hayatın işleyiş kurallarına da aykırı olmasına, davalılar arasında birden fazla EFT işleminin yapılmış olmasının taraflar arasında önceye dayalı tanışıklık ve belirli bir ilişkinin var olduğunun açık kanıtı olduğu, tasarruf tarihinden yaklaşık 1 ay sonra ödemenin yapılmış olmasına, bu durumun davalılar arasında önceye dayalı ciddi dostluğun bulunduğunu ve güven ilişkisinin var olduğunu göstermiş olmasına, ipotekli satın alınmasının da hayatın olağan akışına uygun bulunmamasına göre; davanın kabulüne karar verilmesi gerekeceği-
Dosyaya ibraz edilen haciz tutanak tarihine göre; İİK'nın 278/2 nci maddesinde belirlenen 2 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği, davalı üçüncü kişinin, İİK'nın 280/1 inci maddesi gereğince davalı borçlunun durumunu bilen veya bilmesi gereken kişilerden (akrabası, arkadaşı vs) olduğunun davacı vekili tarafından somut deliller ile ispat edilemediğinin anlaşılmış olmasına göre davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olan gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu-