İİK'nin 282. maddesi gereğince davalı borçlu ve borçlu ile doğrudan veya dolaylı işlem yapan 3. kişiler arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmaktadır.Bu tür davaların dinlenebilmesi için, davacının alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK.nun 277 md) bulunması ve davanın beş yıllık hak düşürücü süre içinde açılmış olması gerekir. İİK'nın 280/1 md.si kapsamına göre; tasarrufun iptali davalarında ispat yükü davacı üzerindedir. Davacı davalıların kötüniyetli olduğunu ve alacaklılara zarar verme kastı ile hareket ettiğini ispatlamakla yükümlüdür ve hatta davacının ıspat yükü iki davalı içinde geçerledir. Başka bir anlatımla davacı yalnızca borçlu-davalının kötü niyetini değil, aynı zamanda 3. kişi konumunda olan davalının da kötü niyetini ve ızrar kastını ıspatlaması gerekmektedir.
TBK m. 19 (muvazaa) hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil istemi- Davalı borçlunun senetten doğan borcunu ödememek için sahip olduğu taşınmaz hissesini satış vekaletnamesi tanzimi ile oğlunun kayınpederi olan davalıyı vekil tayin ettiği, bu vekaletname ile taşınmazın muvazaalı şekilde oğlunun kayınvalidesine devrettiği- Dava konusu taşınmazın devir tarihindeki gerçek değeri ile satış bedeli arasında misli fark olduğu, mahkeme tarafından yapılan ekonomik sosyal durum araştırmasına göre davalının taşınmazı satın alacak alım gücünün olmadığı, taşınmazın devrini gerektiren makul ve haklı bir nedenin bulunmadığı anlaşılmakla dava konusu devrin muvazaalı olduğu-
Borçlunun arkadaşının babası olan ve aralarında ticari ilişki bulunan kişi üçüncü kişi hakkındaki tasarrufun iptali davasının kabulü gerektiği- Kendi savunması ile o bölgede arazi satın alan kişi olduğunu belirten davalı dördüncü kişinin P.lı ilçesinde borçlunun durumunu ve amacını bilebilecek kişilerden olduğunun kabul edilemeyeceği- Davalı dördüncü kişi ile davalı borçlu arasında iş, arkadaşlık, tanıdıklık, akrabalık gibi herhangi bir ilişkinin veya kötü niyetinin olduğunun, davacı tarafından ispatlanamadığı anlaşıldığından onun yönünden davanın reddine, davalı üçüncü kişinin mirasçıları yönünden ise; dava konusu gayrimenkulün davalı üçüncü kişi tarafından diğer davalıya devredildiği tarihteki gerçek değeri üzerinden icra dosyasındaki alacak ve ferileri ile sınırlı olmak üzere tahsiline karar verilmesi gerektiği-
Davalı 3. kişiler ile davalı borçlular arasında akrabalık ilişkisi bulunmasına, davalı borçluların davalı 3. kişilerin dedesine borcuna karşılık bu gayrimenkullerin devredildiğinin kabul edilmiş olmasına, davalı 3. kişilerin davalı borçluların durumunu bilen ve bilmesi gereken kişilerden olduğunun anlaşılmış olmasına göre "davanın kabulüne" ilişkin verilen kararda isabetsizlik bulunmadığı-
TBK 19. gereğince açılmış muvazaalı işlemin iptali istemi- Teminat mektuplarının nakde çevrilmesini engellemek adına davalı borçluya 1.500.000 USD gönderip, 3 gün sonra davalı borçlu aleyhine icra takibi başlatılması ve başlatılan takipte herhangi bir yasal hakkın kullanılmaması-
Borç kaynağı olduğu ileri sürülen protokollerde önceden doğan borçtan bahsedilmediği ve dekonttaki paranın takip dayanağı borca ilişkin olduğunun ispatlanmadığı, davacı vekilinin temyiz de belirttiği işletme hakkı ile ile ilgili olarak dava dilekçesinde bir talebinin olmadığı, davacı yönünden tasarrufun borçlular tarafından gerçekleşmediği, devir eden ve devir alan şirket ortaklarının borçla ilgilerinin olmadığı-
Davalı tarafından tapuda gösterilen bedel haricinde davalı borçluya ödeme yapıldığının anlaşılmakla İİK 278/II hükmü gereğince bedel farkının bulunmadığı- Davalı dördüncü kişinin İİK 280/1 hükmü gereğince kötü niyetli olduğunun ve davalı borçlunun durumunu bilen veya bilmesi gereken kişilerden olduğunun davacı tarafından ispat edilememiş olduğu, dördüncü kişiler yönünden bedel farkının iptal sebebi olamayacağı- Diğer davalı yönünden ise dava konusu gayrimenkulleri düşük bedel ile satın aldığının anlaşıldığı, tapuda gösterilen değerleri ile tasarruf tarihlerindeki değerleri arasında misli aşan fark olduğunun ve dava konusu gayrimenkulleri elinden çıkarttığının da anlaşılmasına göre, davanın kabulüne, dava konusu gayrimenkulleri elinden çıkarttığı tarihteki toplamının bu davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verildiği-
Haciz işlemi ve tasarruf arasında iki yıllık süre şartının gerçekleşmediği- Davalı borçluyla aynı köyde yaşayamadıkları, davalı üçüncü kişinin davalı borçlunun durumunu veya amacını bilebilecek kişilerden olmadığı veya bilmesini gerektiren emareler de bulunmadığı- 140.000,00 TL'nin banka aracılığıyla davalı borçluya ödendiği, davacı tarafından kötü niyetli alıcı olduğunun ispatlanamadığı, mahkemece ispatlanamayan davanın reddi yerine kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olmadığı-
Satım tarihi itibari ile belirlenen gerçek bedel ile tapuda belirtilen satış bedeli arasında misli fark bulunmadığı, davalı M.Ç.' nin geçirmiş olduğu iş kazası nedeni ile almış olduğu tazminatlar ile davaya konu taşınmazı satın aldığını belirttiği, davalılar arasında yakınlık, arkadaşlık, hısımlık olduğuna dair dosya kapsamında somut bir delil bulunmadığı, her ne kadar davacı vekilince tanık beyanları arasında çelişki olduğu belirtilerek istinaf itirazında bulunulmuş ise de, tanık beyanlarında işin esasına ilişkin çelişkilerin bulunmadığı, davalı borçlunun inşaat işi ile uğraşması nedeni ile nakit para ihtiyacı için taşınmaz satmasının hayatın olağan akışına uygun olduğu, söz konusu hususun alacaklılardan mal kaçırmak maksatlı yapıldığına dair tek başına delil niteliğinde bulunmadığından "davanın reddine" karar verilmiş olmasında, bir isabetsizlik bulunmadığı-
İİK 284 üncü madde gereğince dava konusu ferdileşme işleminin tapuda 28.09.2011 tarihinde yapıldığının, davanın ise 15.11.2018 tarihinde açıldığının dolayısıyla hak düşürücü sürenin geçirildiğinin anlaşılmış olmasına göre süre aşımı nedeniyle verilen red kararında bir isabetsizlik bulunmadığı-
