Çekin, üzerinde «keşide tarihi» olarak yazılı olan tarihten önce ibraz edilmesi halinde de, zamanaşımı süresinin hesaplanmasında değişiklik olmayacağı (yani; yine, üzerindeki keşide tarihine göre ibraz süresinin sona ermesinden itibaren altı ay geçmekle, zamanaşımına uğrayacağı) (Çeklerde zamanaşımı süresinin, fiili ibraz tarihinden değil çekte yazılı keşide tarihinden itibaren hesaplanması gerekeceği)—
Kural olarak borçlunun itiraz hakkı kendisine ödeme emrinin tebliği ile doğarsa da, borçlunun, kendisine ödeme emrinin tebliğini beklemeden -alacaklının anlaşmazlığı ve takibi sürdürme iradesini taşıması halinde- icra mahkemesine yapacağı itirazın (ve şikayetin) icra mahkemesince «süreden ret» edilmeden inceleneceği—
İİK. 168/4 uyarınca, «imza itirazı»nın «icra takibinin yapıldığı, icra dairesinin bağlı olduğu» icra mahkemesine yapılması gerekeceği, bu kuralın «kesin yetki» kuralı olduğu—
«Çekin belirli bir tarihten önce tahsil edilemeyeceğine» ilişkin sözleşmenin -İİK’nun 168. maddesindeki- «süre verme» (imhal) anlamında olduğu—
Şirket/kooperatif kaşesi (ismi) üzerindeki (altındaki) imza dışında bulunan (atılan) ikinci imzanın, imza sahibini senet bedelinden kişisel olarak sorumlu kılacağı—
«Senedin rakam ve yazı ile değerini gösteren bedelleri arasında fark bulunması halinde, yazı ile bildirilen değere, itibar edileceğine» ilişkin kuralın [TTK. 588/I; şimdi; Yeni TTK. mad. 676/(1)], senette tahrifat (değişiklik) yapılmamış olmaması halinde geçerli olacağı—
Vâde tarihi gösterilmemiş olan bononun, düzenlenme (keşide) tarihinden itibaren bir yıl içinde ibraz edilmesi gerekeceği ve bu sürenin bitiminden itibaren de üç yıl geçince zamanaşımına uğrayacağı—
«Takip talebi»nde ve «ödeme emri»nde, takip konusu yabancı para alacağının Türk Lirası karşılığının gösterilmemiş olmasının Devletin hükümranlık haklarına ve kamu düzenine aykırılık teşkil edeceği, bu nedenle icra mahkemesine her zaman -süresiz şikayet yolu ile- ileri sürülebileceği gibi, icra mahkemesince de doğrudan doğruya gözetileceği–