Çekin, üzerinde «keşide tarihi» olarak yazılı olan tarihten önce ibraz edilmesi halinde de, zamanaşımı süresinin hesaplanmasında değişiklik olmayacağı (yani; yine, üzerindeki keşide tarihine göre ibraz süresinin sona ermesinden itibaren altı ay geçmekle, zamanaşımına uğrayacağı) (Çeklerde zamanaşımı süresinin, fiili ibraz tarihinden değil çekte yazılı keşide tarihinden itibaren hesaplanması gerekeceği)—
Takip dayanağı belgenin çek sayılmaması -örneğin; çekin «süresinde bankaya ibraz edilmemiş olması», «keşide yeri»ni, «keşide tarihi»ni içermemesi halinde Ticaret Kanunundaki, çeklere ait zamanaşımı hükümlerinin uygula-namayıp, BK’daki on yıllık genel zamanaşımı süresinin (BK. 125; şimdi; TBK. mad. 146) uygulanacağı—
Hamilin (takip alacaklısının) karşılığı bulunmayan çeke dayalı olarak cirantalar, keşideci ve diğer çek borçluları hakkında yapacağı takibin, çekin, ibraz süresinin sona ermesinden itibaren altı ay (şimdi; üç yıl)geçmekle zamanaşımına uğrayacağı 6273 sayılı kanunun 7. maddesi ile değişik [TTK. 726/1; şimdi; Yeni TTK. mad. 814/(1)] —
İcra mahkemesine yapılan itiraz sonucunda takibin iptal edilmesinin zamanaşımını kesen «dava» niteliğinde kabul edilemeyeceği—
Senet metninde ad ve soyadına ve imzasına rastlanmayan borçlu hakkında yapılan takibin iptaline karar verilmesi gerekeceği—
Açıkça takip konusu senede atıf yapmayan ödeme belgesinde yer alan ödemelerin alacaklı tarafından kabul edilmedikçe senet bedeline mahsuben yapıldığının kabul edilemeyeceği, ibraz edilen dekont, makbuz, ödeme belgesi vb. belgelerde, açıkça takip konusu senede (senetlere) atıf yapılmamış olması halinde, ödemenin takip konusu senet (senetler) için yapılmış olduğunu borçlunun isbat etmesi, aksi takdirde itirazın reddine karar verilmesi gerekeceği-
Kadının koca lehine kefil olması halinde -tanzim tarihi itibariyle yürürlükte olan 743 sayılı MK’nun 169. maddesi uyarınca- kadın hakkında yapılan takibin iptaline karar verilmesi gerekeceği—
İhtiyati haciz kararının uygulanması sırasında, borçlunun ihtiyati haciz tutanağında borcu kabul etmiş olmasının, asıl takibe geçtikten sonra, kendisine ödeme emri tebliği üzerine, takip konusu senedi gördükten sonra, «imza inkarı»nda bulunmasına engel teşkil etmeyeceği-