Menfi tespit-istirdat davası bozma ilamına uyularak-
İstirdat davası bozma ilamına uyularak-
Üçüncü kişi tarafından yanlışlıkla yapıldığı iddia edilen ödemenin iadesi yargılamayı gerektirdiğinden, üçüncü kişinin bunun bir istirdat ya da sebepsiz zenginleşme nedenine dayalı alacak davasında ileri sürülebileceği- İİK'nun "fazla verilen paranın geri alınması"na ilişkin 361. maddesinin uygulanabilmesi için icra dairesince "borçludan" tahsil edilmiş bir para mevcut olması gerektiği-
İcra takip talebinde asıl alacak ve işlemiş faiz toplamı üzerinden, takip tarihinden sonra temerrüt faizi uygulanması talep edilmiş olup, 818 sayılı BK'nın 104. maddesi uyarınca faize faiz yürütülmesi doğru görülmediğinden, davacının bu yöndeki talebinin kabulü gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin bozmayı gerektirdiği-
Menfi tespit-istirdat davasında davacının yargılama aşamasında çeklerin ödendiğini, bu sebeple davanın istirdat davasına dönüştüğünü belirtmiş ise de, istirdadını talep ettiği çek bedellerine faiz yürütülmesini talep etmediğinden talep olmaksızın hüküm altına alınan çek bedellerine tahsil edildikleri tarihten itibaren faiz yürütülemeyeceği-
Davanın takibe konu bonodan dolayı borçlu bulunmadığının tespitine ilişkin olduğu, taraflar arasındaki davaya konu bononun araç kiralama sözleşmesinden dolayı araçta meydana gelebilecek zararın teminatı olarak verildiği konusunda uyuşmazlık bulunmadığı, mahkemece davacı tarafından kiralanan araçta meydana gelen zararın ve sözleşmeden kaynaklanan başkaca bir tazmini gereken bir zararın bulunup bulunmadığı konusunda tarafların delillerinin dosyaya ibrazı sağlanarak, gerektiğinde bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle davacının teminata konu bonodan dolayı borçlu bulunup bulunmadığı konusunda inceleme ve araştırma yapılarak varılacak kanaate uygun bir sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekeceği-
Senetteki imzanın borçluya ait olduğunu ispat külfetinin senet elinde olup, takibe başlayan ve imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklıya ait olduğu- Somut olayda mahkemece, 'senetteki imzanın borçlunun eli ürünü olmadığına' ilişkin kesin kanaat içeren bilirkişi raporu alındığı halde, borçlu aleyhine karar verildiği anlaşıldığından; mahkemece, 'alınan bilirkişi raporu doğrultusunda İİK'nun 170/3.maddesi uyarınca borçlunun imzaya itirazının kabulüne' karar verilmesi gerekirken, kesin kanaat içeren bilirkişi raporunun aksine 'itirazın reddi' yönünde hüküm tesisinin isabetsiz olduğu-
Davanın, iki adet bonoya dayalı yapılan icra takibinden borçlu olunmadığına dair menfi tespit davası olduğu, bonoların sebepten mücerret olup davacı borçlunun bono bedellerini ödediğini yazılı delillerle ispatla yükümlü olduğu, davacı tarafından bono bedellerinin ödendiği konusunda dosyaya herhangi bir yazılı belge ibraz edilmediği ancak davalı ...... Hazır Beton şirketi vekili tarafından verilen 04.07.2011 havale tarihli dilekçe içeriğinde "davacının 30.11.2011 vadeli 30.000 TL ve 28.12.2010 vadeli 30.000 TL bedelli bonoları öder ise müvekkilinden 22.443,92 TL alacaklı olacağı ancak bugün itibariyle bu iki bono ödenmediğinden vekil edenin davacıdan 37.556,08 TL hak ve alacağı vardır" şeklindeki beyanının davalıyı bağlayacağından mahkemece takibe konu 2 adet bono bedeli olan 60.000 TL'den davalının beyanında belirttiği miktar olan 37.556,08 TL alacak miktarı mahsup edildiğinde her iki bonodan dolayı borçlu bulunmadığı miktarın 22.443,92 TL olduğu, mahkemece bu miktar üzerinden davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesinin uygun görülmediği-
Dosya içerisinde bulunan banka hesap ekstrelerinden davalının, dava dışı 3. kişinin bankadaki mevduat hesabından vekaleten para çekme yetkisinin bulunduğunun anlaşıldığı, bu durumda mahkemece ilgili bankaya yazı yazılarak davalı tarafından dışı 3. kişinin hesabına gönderilen 70.000 TL'nin bu hesaptan vekaleten davalı tarafından çekilip çekilmediği araştırılıp, şayet davalı tarafından bu bedel vekaleten çekilmiş ise 70.000 TL'lik ödemenin davalıya yapılmış olduğunun kabulü gerekeceği-
