Bonodaki imza inkarı nedeniyle menfi tespit istemine ilişkin davada, kambiyo senedindeki imzanın keşideciye ait olduğu yönündeki ispat yükünün lehtar konumunda olan davalıya ait olduğu, 29/03/2012 tarihli Adli Tıp Raporu'nda bono üzerindeki imzanın keşideciye ait olup olmadığının belirlenemediğine dair görüş bildirildiği, itiraz üzerine alınan 13/03/2015 havale tarihli Güzel Sanatlar Fakültesi'nden verilen raporda ise imzanın keşideciye ait olduğunun bildirildiği, 2 rapor arasındaki çelişki giderilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekeceği-
Fer’i müdahil davanın tarafı sayılamayacağından asıl hükmün taraflar hakkında verileceği, fer’i müdahalenin etkisinin, fer’i müdahil ile taraflar arasında değil, sadece fer’ i müdahil ile yanında davaya katıldığı taraf arasında geçerli olduğu, mahkemece müdahale talebinde bulunanlar hakkında tüm bu hususlar gözetilmeden usul hükümleri uygulanmaksızın yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı-
Menfi tespit-istirdat davası bozma ilamına uyularak-
İstirdat davası bozma ilamına uyularak-
Üçüncü kişi tarafından yanlışlıkla yapıldığı iddia edilen ödemenin iadesi yargılamayı gerektirdiğinden, üçüncü  kişinin bunun bir istirdat ya da sebepsiz zenginleşme nedenine dayalı alacak davasında ileri sürülebileceği- İİK'nun "fazla verilen paranın geri alınması"na ilişkin 361. maddesinin uygulanabilmesi için icra dairesince "borçludan" tahsil edilmiş bir para mevcut olması gerektiği-
Menfi tespit-istirdat davasında davacının yargılama aşamasında çeklerin ödendiğini, bu sebeple davanın istirdat davasına dönüştüğünü belirtmiş ise de, istirdadını talep ettiği çek bedellerine faiz yürütülmesini talep etmediğinden talep olmaksızın hüküm altına alınan çek bedellerine tahsil edildikleri tarihten itibaren faiz yürütülemeyeceği-
İcra takip talebinde asıl alacak ve işlemiş faiz toplamı üzerinden, takip tarihinden sonra temerrüt faizi uygulanması talep edilmiş olup, 818 sayılı BK'nın 104. maddesi uyarınca faize faiz yürütülmesi doğru görülmediğinden, davacının bu yöndeki talebinin kabulü gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin bozmayı gerektirdiği-
Davanın takibe konu bonodan dolayı borçlu bulunmadığının tespitine ilişkin olduğu, taraflar arasındaki davaya konu bononun araç kiralama sözleşmesinden dolayı araçta meydana gelebilecek zararın teminatı olarak verildiği konusunda uyuşmazlık bulunmadığı, mahkemece davacı tarafından kiralanan araçta meydana gelen zararın ve sözleşmeden kaynaklanan başkaca bir tazmini gereken bir zararın bulunup bulunmadığı konusunda tarafların delillerinin dosyaya ibrazı sağlanarak, gerektiğinde bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle davacının teminata konu bonodan dolayı borçlu bulunup bulunmadığı konusunda inceleme ve araştırma yapılarak varılacak kanaate uygun bir sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekeceği-
Senetteki imzanın borçluya ait olduğunu ispat külfetinin senet elinde olup, takibe başlayan ve imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklıya ait olduğu- Somut olayda mahkemece, 'senetteki imzanın borçlunun eli ürünü olmadığına' ilişkin kesin kanaat içeren bilirkişi raporu alındığı halde, borçlu aleyhine karar verildiği anlaşıldığından; mahkemece, 'alınan bilirkişi raporu doğrultusunda İİK'nun 170/3.maddesi uyarınca borçlunun imzaya itirazının kabulüne' karar verilmesi gerekirken, kesin kanaat içeren bilirkişi raporunun aksine 'itirazın reddi' yönünde hüküm tesisinin isabetsiz olduğu-