Davalı asıl borçlu ........... ile davalı .............'in kardeş oldukları, dahili davalı ...........'ın ise davalıların kuzeni olduğu, taşınmazın önce asıl borçlu tarafından 27.05.2016 tarihinde ipotek yüklü olarak 103.000,00 TL bedelle ...........'a satıldığı, onun tarafından ise kısa bir süre sonra 11.07.2016 tarihinde yine ipotekle yüklü olarak aynı bedelle ( 103.000,00 TL) davalıya satış yolu ile devredildiği hususları birlikte değerlendirildiğinde; davalı asıl borçlu ...........'ın alacaklılara zarar verme kastı ile hareket ettiği, davalıların aralarındaki akrabalık ilişkisi dikkate alındığında zarar verme kastını ve davalı asıl borçlunun maddi durumunu bilebilecek durumda oldukları gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekeceği-
Haciz mahallinde borçlulara ait belgelerin bulunması ve borçluların üçüncü kişi şirketlerin ortağı olduğunun ticaret sicil kayıtlarıyla sabit olması karşısında İİK m. 97/a uyarınca mülkiyet karinesinin alacaklı yararına olduğu somut olayda; tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi gözetilerek borçlu ile üçüncü kişi arasında danışıklı işlemler yapıldığı ve karinenin aksinin ispatlanamadığı anlaşıldığından, davacı üçüncü kişilerin istihkak davasının reddine karar verilmesi gerektiği-
Davalı borçlunun dava konusu dubleks meskendeki hissesini 31.08.2015 tarihinde kardeşi olan davalı ............'ye devrettiği, davalılar arasındaki tasarrufun bağışlama hükmüne olup iptale tabi bulunduğu- Dava konusu gayrımenkulün ise davalı borçlu tarafından 18.08.2015 tarihinde davalı .........'e devredildiği, davalı .........'in gayrımenkul satın alınması için konut kredisi çektiği, dava konusu gayrımenkulün tapuda gösterilen değeri ile tasarruf tarihindeki gerçek değeri arasında misli aşan fark bulunmadığı, davalı ............'in davalı borçlunun durumunu bilen veya bilmesi gereken kişi olduğunun da davacı tarafından ispat edilemediği gerekçesi ile davalı ........ yönünden ise davanın reddine karar verilmesi gerekeceği- Davalı ....... ile davacının hac arkadaşı olmasının, davalı ........ tarafından davalı borçlunun durumunun bilindiğinin kabulü için yeterli olmadığı-
Davanın dayanağı olan takibin ilamlı takip olduğunun, alacağın dayanağı olan mahkeme kararının da Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmiş olduğunun, davalı ...........'ın davalı borçlunun oğlu olduğunun, davalı ...........'ın davalı borçlunun durumunu bilen ve bilmesi gereken kişilerden olduğunun anlaşılmasına göre davanın kabulüne karar verilmesi gerekeceği-
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, davalı (F)'nin acz halinde olduğunun anlaşılmış olmasına, davalıların cevap dilekçesinde; davalı (F)'nin oğlu ile diğer davalı (O)'nun arkadaş olduğunun, davalı (O)'dan borç alındığının, bu borca karşılık dava konusu gayrimenkulün devredildiğinin beyan edilmiş olmasına, buna göre davalı (O)'nun davalı borçlunun durumunu bilen veya bilmesi gereken kişi olduğunun anlaşılmış olmasına göre davalılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirmeyeceği-
İvazlar arasında oransızlık olduğu davalılar arasında karı-koca ilişkisi bulunduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmesi gerekeceği- Davanın dayanağı olan icra dosyasının ................ E olmasına rağmen davacının sehven ............... E olarak bildirmiş olduğu, iş bu hatanın maddi hatadan kaynaklı olduğunun ve davacının yargılama sırasında da bu durumun düzeltilmesini talep etmiş olduğunun anlaşılmış olduğu, açıklanan sebeplerle tashih kararı ile icra doysa numarasının düzeltilmesinde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı-
Taşınmazın tapudaki satış bedelinin 70.000,00 TL, rayiç değerinin ise; 160.000,00 TL olduğu, İpotek bedeli ise daha sonra 100.757,00 TL olarak ödendiği, taşınmaz üzerindeki ipotek bedeli bu şekilde dikkate alındığında fahiş bedel farkının olmadığı, bu nedenle; mahkemece davanın davalı (N) yönünden reddi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetli olmadığı, dördüncü kişi konumundaki davalı (A) yönünden ivazlar arasındaki fahiş fark yeterli olmayıp kötü niyetinin ispatlanmış olması gerektiği, bu davalı yönünden (İİK. 282. maddesi hükmüne göre kötü niyetli üçünçü kişi) İİK. 280/3 maddesinde uygulama yeri olmadığı, davalı (A)'nın kötü niyeti ispatlanamadığından, davanın davalı (A) yönünden de reddi gerekeceği-
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, dava konusu borcun, davacı ile davalı borçlu arasında imzalanan 22.08.2014 tarihli kredi sözleşmesine dayalı olmasına, tasarrufun borçtan sonra yapılmış olduğunun anlaşılmasına, davalı (T)'nin davalı borçlunun annesi olarak, borçlunun durumunu bilen veya bilmesi gereken kişi olduğu ve davalılar arasında inançlı işlem yapıldığının da ispat edilememiş olmasına göre davalı (T) vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiş olduğu-
Aciz halindeki borçlunun, mal kaçırma gayesi ile kooperatife devredilmesi gereken taşınmazı kooperatif ortağı olan diğer davalı .......'e devrettiği anlaşıldığından, davalılar arasındaki tasarrufun iptali gerekeceği-
İvazlar arasında önemli oransızlık olmadığı gibi anılan davalılar arasında bir akrabalık olmadığı nüfus kayıtları ile sabit olduğundan her iki davalı yönünden borçlunun mali durumunu bildikleri veya bilmesi lazım gelen kişilerden oldukları davacı tarafından ispat edilememiş olduğundan mahkemece "davanın reddine" karar verilmesi gerekeceği-