Bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere kredi tutarı 500.000,00 TL ise de 03.11.2014 tarihinde 550.000,00 TL olarak borçlu .............. hesabına havale edildiği, borçlu ...'nın sonraki hesap hareketleri incelendiğinde borçlu şirket ile herhangi bir ilgisi tespit edilemeyen kişilere havaleler yapıldığı, böylelikle satış bedeline ilişkin olarak 500.000,00 TL çek ile 550.000,00 TL kredi havale tutarına karşılık gelen ödemelerin banka kayıtlarıyla belli olduğu, borçlu ile 3.kişi şirket arasında önceye dayalı ticari ilişki olduğuna dair delil bulunmadığı gibi satışın emlakçılık hizmeti veren şirket aracılığıyla gerçekleştiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekeceği-
İcra takibi sırasında davalı borçlunun bilinen adresinde tutulan 21.07.2010 tarihli haciz tutanağının İİK 105 inci maddesi gereğince aciz vesikası hükmünde olduğunun, dava konusu tasarrufun ise 01.12.2004 tarihinde yapılmış olduğu, haciz tarihinden geriye doğru 2 yıl içinde kalmadığının anlaşıldığı, bu nedenle bedel farkından dolayı iptale karar verilemeyeceği, davalı üçüncü kişinin borçlu ile bir akrabalık, tanışıklık vs ilişkisinin bulunduğu veya borçlunun mali durumunu bilebilecek şahıslardan olduğu da ispatlanamadığından, davanın reddine karar verilmesi gerekeceği-
Bilirkişi kurulu raporu ile dava konusu taşınmazların tespit edilen değerleri ile tapuda gösterilen satış bedelleri arasında 4 katı aşan misli fark bulunduğunun anlaşıldığı, davalının bu satış bedellerini satıcıya ödediğine dair yazılı bir delil sunamadığı, bu nedenlerle; davalılar arasında imam nikahlı eş durumunun söz konusu olduğu, alıcının diğer davalının borçlu olup mal kaçırma gayesi taşıdığını bilebilecek durumda olduğu, satıcının para ödediğine dair yazılı delil sunamadığı, tapudaki satım bedeli ile rayiç bedel arasında bir misli aşan fark bulunduğu için İİK'nin 278/2 maddesindeki iptal koşullarının oluştuğu- Bu devirde devir eden ile devir alan arasındaki imam nikahlı eş durumu gözetildiğinde ızrar kastının devir alan tarafından bilinebilecek durumda olması nedeniyle İİK'nin 280 maddesindeki iptal koşullarının da oluştuğu anlaşılmakla davanın kabulüne karar verilmesi gerekeceği-
Taşınmazın satış bedeli ile gerçek değeri arasında 1 mislinden fazla fark bulunduğu, iptale tabi olduğu ve bunun yanında davalıların müşterek tanıklarının beyanlarından davalıların aynı köylü olmaları sebebi ile birbirlerini tanıdıkları ve sürekli terminalde bulunan çay ocağında görüştükleri, hayatın olağan akışında bu denli sık görüşen ve aynı zamanda aynı köyden olan her makul insanın birbirinin borcu olup olmadığını bilebilecek durumda olduğu, dolayısıyla davalılardan ...'nin davalı ...'nin alacaklılarına zarar verme kastını bilebilecek durumda olduğu, ulaşılan bu sonucun gerek haciz tutanağı gerekse de davalı ... vekilinin beyanları ile sabit olduğu üzere .............. İcra Müdürlüğü'nün ................. esas sayılı dosyasında diğer borçlu ve aynı zamanda davalı ...'nin oğlu dava dışı ...'nin tasarrufu iptale konu taşınmazda ikamet ettiğinin sabit olması ile desteklendiği, zira tasarruftan sonra dahi taşınmazın borçlular tarafından kullanılmakta olduğu, borçlunun kira akdi ile taşınmazda oturduğu yönünde davalı tarafın itirazlarına ise kira akdinin adi yazılı nitelikte olup taraflarca her zaman düzenlenebilecek belgelerden olması sebebiyle itibar edilmediği sabit olduğundan davanın kabulüne karar verilmesi gerekeceği-
Davalı ........... tarafından 17.03.2015 tarihinde "gayrimenkul bedeli olup kredi kap.+ipotek fekki için" açıklamalı 245.000,00 TL'nin diğer davalı ........'ye gönderildiği , aynı tarihte kredinin erken kapama işleminin yapıldığı, alınan bilirkişi raporunda tespit edilen bedel ile devir bedeli arasında misli aşan fark bulunmadığı, davalıların mal kaçırma amacıyla iş birliği yaptığı veya akrabalığı olduğu yönünde dosyada delil bulunmadığı gerekçesi ile ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesi gerekeceği-
Borçlu ile kardeşi arasında yapılan tasarrufların iptali gerektiği-
Tanık beyanları ve tüm dosya kapsamı ile davacı tarafın gerçek bir alacağı olduğunu ispat edemediği, 8 milyona yakın bir alacağın faturasız ve kayıtsız olarak düzenlenmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu gerekçesi ile verilen "davanın reddine" ilişkin kararda bir isabetsizlik bulunmadığı-
Karı-koca arasında yapılan tasarrufların iptaline karar verilebileceği-
Davalılar arasındaki devirlere ilişkin yönetim kararı alındıktan sonra noter onayı yapılıp ticaret sicil gazetesinde ilan edildiği, son yayın tarihinden (14.12.2020) bir gün sonra yani 15.12.2020 tarihinde noter onayı ve ilan süreci olmaksızın sadece pay defteri üzerinden davalı ............. adına hisselerin devrinin yapıldığı, tarafların alt soy-üst soy oldukları ve pay defteri üzerindeki işlemlerin adi yazılı nitelikte olduğu, anonim şirketlerde zorunlu olmamakla birlikte bir önceki devir sürecinin bu devir sürecinde aynen uygulanmadığı gibi bir gün sonra yapılan hisse devirlerinin gerçekliğinin ispatlanamadığı (hisse bedelleri vs...), davanın 20.01.2021 tarihinde açıldığı, son ilanın 14.12.2020 yapıldığı 15.12.2020 tarihli hisse devirlerinin yayımlanmaması sebebiyle üçüncü kişilere karşı bir gün sonra yapılan devirlerin ileri sürülmesinin hakkaniyete uygun olmadığı, dolayısıyla davalıların dava açılmasına sebebiyet verdikleri gerekçesiyle hisselerin talep sonucu gibi davalı ............... adına kaydı yapıldığından davanın konusuz kalması sebebiyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına ve yargılama sürecince davalıların yapılan devirlerin gerçek devirler olduğunu gösterir nitelikte deliller ibraz edememeleri sebebiyle yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılar aleyhine hükmedilmesine karar verilmesinin yerinde olduğu-
Muvazaalı işlemin iptali için salt bedel farkı yeterli olmayıp işlemin iki tarafının da fikir birliği içinde olması gerekeceği- Dava konusu taşınmaz davalı üçüncü kişi şirket tarafından davalı dördüncü kişiye devredilirken davalı üçüncü kişi şirketin yetkilisine davalı borçlunun vekillik etmiş olduğu anlaşılmış ise de sadece dava konusu taşınmazın devri için verilmiş olan bu vekaletname davalı üçüncü ve dördüncü kişilerin borçlunun mal kaçırma kastını bildiğini göstermeyecek olup, dosya içeriğinden davalı borçlu ile üçüncü ve dördüncü kişinin birbirlerini tanıdıkları veya yakınlıklarının olduğunun da ispat edilemediği-