Davacı tarafın taşınmaz devrine ilişkin tasarrufun iptali talebinin İİK'nun 283/2 maddesi gereğince davalı .........'a karşı tazminata dönüştüğü ve .............'a yapılan devir tarihindeki bedelinin tazminat bedeli olarak bu davalıdan alınması gerektiği- Devredilen hissenin devir tarihi itibarıyla belirlenen bedelinin harca esas alınacağı- Tanık anlatımlarında davalı borçlu ile davalı ................ arasında ticari ilişki olduğu, davalı borçlunun çalıştığı firmalardan birinde mal sorumlusu olduğunun beyan edilmiş olması karşısında, davalı ............’ın hangi şirkette çalıştığı araştırılarak davalı borçlu ile ticari ilişki içerisinde olup olmadığı, davalı borçlunun İİK 280/1 hükmü gereğince durumunu bilen veya bilmesi gereken kişilerden olup olmadığı tartışılmaksızın eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesinin doğru olmadığı-
Mahkemece ................ İcra Müdürlüğü'nün ................ ve ................... esas sayılı dosyalarındaki alacak ve fer'ileri ile sınırlı olarak alacağını tahsil için davacı tarafa tasarrufu iptal edilen iş makinesi üzerinde haciz ve satış isteme yetkisi verilmesine karar verilmişse de, ................. İcra Müdürlüğü'nün ..................... E sayılı icra dosyası incelendiğinde, dosya borçlusunun davanın borçlusu olmadığı, dava dışı .......... Mühendislik şirketi olduğunun anlaşılmış olmasına göre bu icra dosyasından cebri icra yetkisi verilmesi doğru değil ise de bu yanılgının giderilmesinin yargılamanın tekrarını gerektirmediği-
Davacı tarafın; alacağının kaynağına ilişkin olarak davalı ............ ile aralarındaki akrabalık ve hemşehrilik ilişkilerine dayanarak, davalı ..............'un hissedarı olduğu .............. Petrol Ltd. Şti.'nin nakit ihtiyaçlarını karşılamak üzere 21.11.2011-28.11.2011 tarihlerinde davalı ..............’a banka havalesi ile 150.000,00 Euro borç verdiğini, daha sonra davalılardan borca ilişkin olarak da ............. Noterliğinden 05.09.2012 tanzim tarihli 150.000,00 Euro'luk borç senedi aldığını beyan etmiş olup, davalı ...........’un hesabına sözü edilen parayı havale ettiğine dair hesap ekstrelerini dosyaya sunduğu, bu paranın davalı ...............’a ait hesaba yatırılmasına ve paranın davalı ................... Petrol Şti. tarafından kullanıldığının da ispatlanamamasına göre, borçlunun davalı ............. olduğunun anlaşıldığı, daha sonra davalı borçlu ........... ve davalı şirket vekili; davacıya olan borcun 05.09.2012 tarihinde yapılan hisse devrinden kaynaklandığını beyan etmişse de, 07.12.2011 tarihinde davalı .........’un .............. Petrol Ürünleri Mah.Nak.Oto.Gıda.San.ve Tic.Ltd.Şti.’ndeki 640 adet hissesini davacı ................’a devrettiği, 05.09.2012 tarihinde ise davacı .............ın bu hisselerini tekrar ................’a devrettiği, yani dava konusu edilen taşınmaz devrine ilişkin tasarrufun yapıldığı 13.06.2012 tarihi itibariyle davacı ..........’ın davalı borçlu ..................... Petrol Ürünleri Mah.Nak.Oto.Gıda.San.ve Tic.Ltd.Şti.’nde hissedar olduğu, böylece hem iptalini talep ettiği tasarruftan haberdar olmadığının düşünülemeyeceği, hem de şirketteki hissenin davacı .............. tarafından 05.09.2012 tarihinde davalı .................’a devredildiği tespit edildiğinden, bu durumda da borçlunun şirket değil yine ........... olduğunun ve borcun 05.09.2012 tarihi olarak, 13.06.2012 tarihli tasarruf tarihinden sonra doğduğunun anlaşıldığı, tüm bu maddi ve hukuki olgular birlikte değerlendirildiğinde, davacının alacağı 21.11.2011-28.11.2011 tarihlerinde davalı ................’a banka havalesi ile gönderdiği 150.000,00 Euro’dan kaynaklanmakta olup borçlunun davalı ....... olduğu- Dava konusu edilen tasarruf işleminin, 13.06.2012 tarihinde davalı ............. Petrol Ürünleri Mah.Nak.Oto.Gıda.San.ve Tic.Ltd.Şti. tarafından davalı .............’e yapılan taşınmaz devri işlemi olduğu, buna göre davalı borçlu .............. tarafından yapılmış bir tasarruf işlemi bulunmadığı, davalı borçlu .............. dava konusu tasarrufun tarafı olmadığından, tasarrufu yapan davalı ............. Petrol Ürünleri Mah.Nak.Oto.Gıda.San.ve Tic.Ltd.Şti.’nin de davacıya borçlu olduğu ispatlanamadığından mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekeceği-
Davalı asıl borçlu ........... ile davalı .............'in kardeş oldukları, dahili davalı ...........'ın ise davalıların kuzeni olduğu, taşınmazın önce asıl borçlu tarafından 27.05.2016 tarihinde ipotek yüklü olarak 103.000,00 TL bedelle ...........'a satıldığı, onun tarafından ise kısa bir süre sonra 11.07.2016 tarihinde yine ipotekle yüklü olarak aynı bedelle ( 103.000,00 TL) davalıya satış yolu ile devredildiği hususları birlikte değerlendirildiğinde; davalı asıl borçlu ...........'ın alacaklılara zarar verme kastı ile hareket ettiği, davalıların aralarındaki akrabalık ilişkisi dikkate alındığında zarar verme kastını ve davalı asıl borçlunun maddi durumunu bilebilecek durumda oldukları gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekeceği-
Gerçek bir alacağı bulunan alacaklıya borçlunun bir başkasından olan para alacağını temlik etmesinin ticari örfe dayalı geçerli bir ödeme aracı olduğu, burada önemli olanın temlik alanın, bu temliki gerektirir nitelikte ve boyutta borçludan alacağının olduğunun sabit olması olduğu- Mahkemece yerel mahkemenin Dairemizin 27.12.2021 tarih ve 2021/1874 E., 2021/11075 K. Sayılı bozma ilamından sonra bilirkişi incelemesi yaptırıp yaptırmadığının sorularak yaptırılmış olması durumunda bu bilirkişi raporunun dosya kapsamına alınarak, davalı 3.kişi şirketin Kırşehir Kaman, Değirmenözü Göleti inşaatının ne kadarını yaptığının tespiti ile oluşacak sonuca göre, davalı 3.kişi şirketin Kırşehir Kaman, Değirmenözü Göleti inşaatının yaptığı kadar kısım yönünden alacağın temliki tasarrufu yönünden davanın reddine, ancak yaptığı kısımdan fazla alacağın temliki yapılmış olması durumunda bu kısım yönünden ise davanın kabulüne karar verilmesi gerekeceği- Davalı şirketin, borçlu diğer davalı şirketten toplam alacağı ile kendisine yapılan temliki tasarruf arasında misli fark bulunmadığı, 'davalı şirketin alacağının gerçek alacak olduğu, davacının alacağından önce doğduğu, borçlunun para alacağını temlik etmesinin ticari örfe göre geçerli bir ödeme aracı olduğu, borçlunun alacaklılarına ızrar kastının bulunduğu ve davalı şirketin de bu hususu bildiği iddiasının kanıtlanamadığı, dolayısıyla tasarrufun iptali şartlarının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekeceği-
Davalıların kuzen olmasına göre davalı .........'ın borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastını bilen kişi olduğu-
Davalı (D)'nin taşınmazı (S)'den satın aldığı 01.12.2009 tarihi itibariyle taşınmazın rayiç değeri 170.000,00 TL belirlenmiş olup, satış senedinde 35.000,00 TL satış bedeli gösterilmiş ise de (D) tarafından sunulan banka dekontlarına göre (E) isimli kişiye dava konusu taşınmazın satış bedeline ilişkin olduğu açıklamaları yazılmak suretiyle toplam 185.000,00 TL gönderilmiş olduğu, davalı (D)'nin borçlu şirket yetkilisini ve kızını tanımadığı, taşınmazın anahtarı kendisine bırakılan site yöneticisi vasıtasıyla emlakı görüp beğendikleri, satın aldıktan sonra tadilat da yaptırdığı, buna göre davalı (D)'nin iyi niyetli 3. Kişi olduğu, ancak muris (B)'nin vergi dairesine borçlu olduğu halde kızı (S)'ye yaptığı taşınmaz mal satışının muvazaalı olduğundan iptal edilmesi gerektiği, (D) ile (S)'nin arasında akrabalık ve iş ilişkisi bulunmadığı gibi alım bedelini banka vasıtası ile ödediği ve iyi niyetli alıcı durumunda olduğu gerekçesiyle davalı (D) aleyhine açılan davanın reddine, davacı vekilinin davalı-3. kişi (S) aleyhine açtığı davanın kabulüne dair verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı-
Taşınmazın tapudaki satış bedelinin 70.000,00 TL, rayiç değerinin ise; 160.000,00 TL olduğu, İpotek bedeli ise daha sonra 100.757,00 TL olarak ödendiği, taşınmaz üzerindeki ipotek bedeli bu şekilde dikkate alındığında fahiş bedel farkının olmadığı, bu nedenle; mahkemece davanın davalı (N) yönünden reddi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetli olmadığı, dördüncü kişi konumundaki davalı (A) yönünden ivazlar arasındaki fahiş fark yeterli olmayıp kötü niyetinin ispatlanmış olması gerektiği, bu davalı yönünden (İİK. 282. maddesi hükmüne göre kötü niyetli üçünçü kişi) İİK. 280/3 maddesinde uygulama yeri olmadığı, davalı (A)'nın kötü niyeti ispatlanamadığından, davanın davalı (A) yönünden de reddi gerekeceği-
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, davalı (F)'nin acz halinde olduğunun anlaşılmış olmasına, davalıların cevap dilekçesinde; davalı (F)'nin oğlu ile diğer davalı (O)'nun arkadaş olduğunun, davalı (O)'dan borç alındığının, bu borca karşılık dava konusu gayrimenkulün devredildiğinin beyan edilmiş olmasına, buna göre davalı (O)'nun davalı borçlunun durumunu bilen veya bilmesi gereken kişi olduğunun anlaşılmış olmasına göre davalılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirmeyeceği-
İvazlar arasında oransızlık olduğu davalılar arasında karı-koca ilişkisi bulunduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmesi gerekeceği- Davanın dayanağı olan icra dosyasının ................ E olmasına rağmen davacının sehven ............... E olarak bildirmiş olduğu, iş bu hatanın maddi hatadan kaynaklı olduğunun ve davacının yargılama sırasında da bu durumun düzeltilmesini talep etmiş olduğunun anlaşılmış olduğu, açıklanan sebeplerle tashih kararı ile icra doysa numarasının düzeltilmesinde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı-
