Taşınmazların tapuda satışının yapılarak devredildiği tarih itibariyle bedelinin ödenmesi gerektiği halde ve davalı alıcı şirket ile davalı borçluların tacir ve ticari şirket olması dikkate alındığında da bu miktarda blok satışı ile devredilen taşınmazların bedellerinin peyderpey taksit şeklinde ödeme yapılmasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı gibi hukuki nitelikte de olmadığı, davalı alıcı şirketler ile dava dışı borçlu şirket arasındaki çek keşidecisi arasında ticari ilişki bulunduğu ve tarafların ticari defterlerinde tespit edildiği üzere aralarındaki ticari ilişkinin cari hesap şeklinde yürüdüğü ve taşınmazların satış bedelinin de cari hesapta peyderpey ödendiği ve bu durumun da esasen her iki satış yönünden de alacağa mahsuben yapıldığı kanaatini oluşturduğu, davalıların davalı borçlunun mali durumunu bilebilecek durumda oldukları gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekeceği-
Tasarrufun borcun doğumundan önce gerçekleşmiş olması gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi gerekeceği-
Dava konusu taşınmazın davaya konu hisse devrinin 18.07.2018 tarihinde yapıldığı, talimat ile alınan teknik bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın devir tarihi itibariyle bedelinin 800.000,00 TL olduğu, bunun hisseye tekabül eden miktarının dosyadaki tarafların murisine ait veraset ilamındaki paya göre 1/3'nün 266.666 TL civarında olduğu, dava konusu taşınmazın tarafların arasındaki satıma konu bedelinin ise 90.000,00 TL bedel ile yapıldığı, buna göre dava konusu tasarrufun davalı borçlunun davacı kuruma borcunun doğduğu tarihten sonra ve davalı borçlu tarafından kız kardeşi olan diğer davalıya yapıldığı, bedelinin tasarruftan önce diğer davalı tarafından ödendiği beyan edilmiş ise hayatın olağan akışına uygun olmayan ve ispat edilmiş sayılmayan bu savunmaya itibar edilmemiş, her ne kadar mali müşavir bilirkişi davacı kurum alacağının tasarruf tarihinden sonra kesinleştiğini belirtmiş ise de, celbedilen kurum kayıtlarından alacağın bir kısmının doğduğu tarihin 2016 yılına dayandığı görülmekle bilirkişinin bu tespiti dosya kayıtlarına nazaran bu şekliyle kabul edilmiş, bu haliyle yapılan tasarrufun iptale konu tasarruflardan olduğu, gerek taraflar arasındaki hukuki ilişki, gerek satıma konu bedel gözetilerek ivazlı bir tasarruf olarak görülemeyeceği kabul edilerek davacının davasının kabulü ile davaya konu İstanbul İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, 1080 ada, 1 parsel sayılı taşınmaz üzerine kurulu yapının 6. kat 59 bağımsız bölüm nolu taşınmazdaki davalı borçlunun diğer davalıya 18.07.2018 tarihli mülkiyet hissesine ilişkin tasarrufun iptali ile davacıya tasarrufa konu mülkiyet hissesi bakımından cebri icra yetkisi verilmesine karar verilmesinin yerinde olduğu-
Tasarruufun iptali davasında ilk derece mahkemesince kurulan hükmün (istinaf dairesince bozulan) "...38.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak dahili davalılar ... ve ...'e verilmesine" kısıma dair, dahili davalılarca alacaklı hakkında vekalet ücreti yönünden icra takibi başlatılması üzerine, davacı alacaklı tarafından istinaf dairesince bozmaya konu edilen vekalet ücretinin davacı alacaklı tarafından takip dosyasına 44.777,69 TL olarak yatırıldığı, istinaf dairesinin bu kararıyla davacı alacaklıyı aynı konu hakkında ikinci defa vekalet ücreti ödemek zorunda bıraktığı, bozma ilamı sonrası davalı ... vekili tarafından davacı alacaklıya haksız yere daha önceden ödemiş olduğu vekalet ücretinin tahsili için takip dosyası ile aynı konu hakkında ikinci defa icra takibi başlatılmış olduğu, infaz edilen icra dosyalarını incelemeden bir karar vermesinin doğru olmadığı" iddiasıyla yapılan temyiz istemi- İİK m. 40/II ve III uyarınca davacının hakkına zayi gelmeyeceğinden temyiz isteminin reddi gerektiği-
6183 sayılı Kanun uyarınca açılan tasarrufun iptali davasında, yargılama devam ederken dava konusu kamu alacağının 7440 sayılı Kanun kapsamında yapılandırılarak ödendiği anlaşıldığından; davanın konusuz kalması nedeniyle "karar verilmesine yer olmadığına" hükmedilmesi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesinin ve 7440 sayılı Kanun'un 9/13-d maddesindeki "karşılıklı olarak vekalet ücreti ve yargılama gideri talep edilemez" düzenlemesine aykırı olarak davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle kararın bozulması gerektiği-
Murisin eşinin vefatı sonrasında ölümüne kadar davalı ile birlikte yaşadığı ve murise davalı tarafından bakıldığı, sözleşme tarihindeki murisin elinde bulunan malvarlığı miktarı ile temlik edilen malın bütün mamelekine oranı dikkate alındığında ölünceye kadar bakım sözleşmesine konu edilen taşınmazların makul olarak değerlendirilebilecek miktarda olduğu, murisin yapılan her iki temlikte de eşinin vefatı sonrasında davalı ile birlikte yaşamayı, ölünceye kadar bakıp gözetilmesini amaçladığı, muris ile davacılar arasında herhangi bir problem olmadığı, işlemlerde üçüncü kişileri aldatma amacının olmadığı dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekeceği-
Davalılardan ............Pazarlama Tic. Ltd. Şti'nin dava dışı ........... Tic. Ltd. Şti. ile ticari ilişkisinin ve aralarında bayilik sözleşmesinin bulunduğu, diğer davalı ....'ın tasarruf tarihlerinde ihbar olunan dava dışı şirkette çalıştığı ve dava dışı şirketin talimatı ile dava konusu .................. bağımsız bölüm sayılı taşınmazı tapuda devraldığı, bu hususun diğer davalının da kabulünde olduğu, taşınmazı çalıştığı şirket adına vekaleten değil kendi adına tapuda devraldığı, 2 yıldan uzun süre boyunca taşınmazın diğer davalının üzerinde kaldığı, alacağa mahsuben yapılan satışların, İİK'nın 279/2. maddesi kapsamında iptale tabi bulunduğu- Bedeller arasındaki farkın tek başına muvazaanın kanıtı olamayacağı, davalı .... ile davalılar ..... ve ...... arasında arkadaşlık, iş ortaklığı, akrabalık gibi yakın bir ilişkinin bulunmadığı, tanık beyanlarına göre davalıların satış bedeli konusunda pazarlık yaptıkları, taşınmazın devrinden sonra taşınmazı davalı ..........'nun kullanmaya başladığı, doğalgaz aboneliğinin de davalı ............. üzerinde olduğu anlaşılmış, bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde temlikin alacaklılara zarar vermek kastıyla yapıldığından bahsedilemeyeceği- Kolluk araştırma tutanağına göre davalı ........... ile davalı ................... Pazarlama Tic. Ltd. Şti'nin aynı iş kolunda faaliyette bulundukları, aralarında ticari alım satım işlemlerinin yapıldığı, tasarruf tarihinden önce davalı ...... ile davalı borçlu şirket arasında para alışverişi bulunduğu, davalı .....'in davalı ............Pazarlama Tic Ltd Şti'nin bulunduğu dükkana gidip geldiği, şirket temsilcisi ile de tanışıklıklarının bulunduğu, satış işlemlerinin tapuda şirket temsilcisi tarafından yapıldığı dolayısıyla birbirlerinin alacak borç ilişkilerini bilecek durumda tanışıklık ve ticari ilişkilerinin olduğu- Bedeller arasındaki farkın tek başına muvazaanın kanıtı olamayacağı, davalı .... ile diğer davalı ........... arasında arkadaşlık, iş ortaklığı, akrabalık gibi yakın bir ilişkinin bulunmadığı, taşınmazın devrinden sonra zorunlu deprem sigortasının davalı ....... tarafından yaptırıldığı ve su, elektrik faturalarının davalı ........ tarafından ödendiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekeceği- Davanın kabulü ile dava konusu taşınmazın davalı-borçlu .............. Pazarlama Tic. Ltd. Şti. tarafından 14.02.2019 tarihinde davalı ..............'ya satışı ile ilgili tasarrufun İİK'nın 280/1. maddesi uyarınca iptali ile, taşınmazın, davalı ................ tarafından da satıldığı ve bedele dönüştüğü dikkate alınarak, İİK'nın 283/2. maddesi uyarınca; davalı ................ tarafından satıldığı tarih olan 23.09.2021 tarihindeki rayiç değeri olarak belirlenen 425.758,53 TL tazminatın, ............ İcra Müdürlüğünün ............. E sayılı icra dosyasındaki alacak ve ferileri ile sınırlı olmak üzere davalı ..............'dan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmesi gerekeceği- Taşınmazın, davalı .............. tarafından da satıldığı ve bedele dönüştüğü dikkate alınarak, İİK'nın 283/2. maddesi uyarınca; davalı ............. tarafından satıldığı tarih olan 22.01.2020 tarihindeki rayiç değeri olarak belirlenen 600.000,00 TL tazminatın, ............... İcra Müdürlüğünün ................ E sayılı icra dosyasındaki alacak ve ferileri ile sınırlı olmak üzere davalı ..............'dan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmesi gerekeceği-
Arsa sahipleri ile taşeron arasında noterde yapılan Düzenleme Şeklinde Fesihname ile "sözleşmedir" başlıklı belge birlikte değerlendirildiğinde tarafların karşılıklı anlaşması neticesinde inşaat yapımının .. tarafından üstlenildiği, davacı tarafın mal kaçırma iddiasını ispatlayamadığı değerlendirilmekle davanın reddine, davalılardan ....'nın borçlunun yetkilisi olduğu, şirket ile ortaklığının bulunmadığı, davalılardan ..'nın diğer borçlunun yetkilisi olduğu, şirket ile ortaklığının bulunmadığı anlaşılmakla, bu davalılar yönünden davanın husumet yokluğu sebebiyle reddine karar verilmesi ve borçlunun içinde bulunduğu mali durumun ve zarar verme kastının, işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunmadığı ve muvazaa iddiasının ispatlanamadığı, bu nedenle ret kararı verilmesinin isabetli olduğu-
Dava konusu gayrımenkulün 31.10.2019 tarihinde 240.000,00 TL bedelle devredilmiş olmasına, tasarruf tarihindeki gerçek değerinin ise 309.949,96 TL olduğunun belirlenmesine, gayrımenkulün gerçek değeri ile tapuda gösterilen değeri arasında misli aşan farkın bulunmamasına, davalı borçlunun davalı 3. kişinin babasının yanında tasarruf tarihinden 11 ay sonra çalışmaya başladığının belirlenmesine, davalıların tasarruf tarihinden öncesine ait tanışıklık ilişkisi olduğunun somut deliller ile ispat edilememiş olmasına göre "davanın reddine" dair verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı-
TBK'nun 133. maddesinde de açıkça ifade edildiği üzere, mevcut bir borç için salt poliçe taahhüdünde bulunmak veya yeni bir alacak senedi düzenlemenin tek başına yenileme anlamına gelmeyeceği, yenilemenin varlığını kabul için bu konuda yenileme sözleşmesi yapılması gerektiği ve sözleşmenin varlığını ispat yükünün de bunu iddia edene ait olduğu, taraflar arasında bu şekilde düzenlemiş bir yenileme sözleşmesinin olmadığı ve davacı tarafça ispat edilemediği, sadece yeni bono düzenlendiğini iddia ettiği, bu durumda davacının alacağının 30.08.2010 keşide tarihli bonodan kaynaklandığının kabulü gerektiği, aksinin davacı tarafça ispatlanamadığı, borcun kaynağının 16.07.2007 tanzim tarihli bonoya istinaden yenilendiğinin yasal delillerle ispat edilemediği, bu halde borcun doğumunun, iptali istenen tasarruftan sonra gerçekleşmesi nedeniyle önkoşul yokluğu nedeniyle davanın reddi gerektiği-
