Davacı tarafça yapılan devir işleminin muvazaalı ve mal kaçırmaya yönelik olduğu iddiası ile tasarrufun iptali davası açılmış ise de, davalı F. E.'nun borçlu M.'in aciz halini bilebilecek durumda olduğunun veya davalıların mal kaçırma amacıyla iş birliği yaptığının dosya kapsamında ispat olunamadığı, salt devir bedeli ile taşınmazın değeri arasındaki farkın muvazaa olarak kabul edilemeyeceği hususları birlikte değerlendirildiğinde "ispatlanamayan davanın reddine" daair verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı-
Davalı borçlunun inşaat işi ile uğraşıyor olması, dava konusu gayrımenkul üzerinde %45 i tamamlanmış bir inşaatın bulunması, dava konusu gayrımenkulün davalı borçlunun sermayesi kadar değerinin bulunması ve dava konusu gayrımenkulün ticari işletmesinin mühim bir kısmını teşkil ediyor olması sebebi ile İİK madde 280/3 gereğince iptale tabi bulunmasına , davalı ...'nin de davalı borçlunun durumunu bilen veya bilmesi gereken kötü niyetli kişi olduğunun da ispat edilememiş olmasına göre davacı vekilinin ve davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenlerin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı-
Borçlunun, davalı 3. kişi ile aynı mahallede ikamet ettiği, tanık beyanlarından tarla komşusu tanıklarda olduklarının, tarafların birbirlerini tanıdıklarının anlaşıldığı, davalı tarafça dosyaya yapılan ödemelere dair banka dekontlarında bu ödemelerin tarla bedeli için olduğuna dair bir açıklama olmadığı, davalının üzerinde 6 adet haciz bulunan ve ................... Bankası lehine 1.800.000 TL bedelli ipotekle satın alınmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf isteminin kabulü gerekeceği-
Borçlu ile üçüncü kişinin aynı iş kolunda faaliyet gösterdikleri, fatura, temlik ve takip tarihlerdeki yakınlığın hayatın olağan akışına uygun olmadığı, davalı üçüncü kişinin borçlunun ekonomik durumunu ticari ilişki nedeni ile biliyor olduğu kabul edilmişse de; gerçek bir alacağı bulunan alacaklıya borçlunun bir başkasından olan para alacağını temlik etmesinin ticari örfe dayalı geçerli bir ödeme aracı olduğu- Borçlunun, üçüncü bir kişideki alacağını borcunu ödemek amacıyla alacaklısına temlik etmesinin mutat bir ödeme vasıtası sayıldığı ve iptale tabi olmadığı- Üçüncü kişi ve borçlu arasında önceye dayalı olarak ticari ilişkinin mevcut olduğu, temlik tarihinde temlik miktarının çok üzerinde borçlunun üçüncü kişiye borcunun bulunduğu ve temlik tarihinden sonra da bu ticari ilişkinin devam ettiği tespit edildiğinden, ortada iptale tabi bir tasarruf bulunmadığı ve somut olayda ödeme mutat vasıta ile yapıldığından İİK m. 280/'de öngörülen şartlar da oluşmadığından, tasarrufun iptali davasının reddine karar verilmesi gerektiği- "Her iki davalının aynı iş kolunda faaliyet gösterdiği, birbirleriyle ticari ilişkileri bulunduğu ve temlik sözleşmesinde belirtilen faturaların davacı (alacaklı) tarafından yapılan takipten bir kaç gün önce düzenlendiği, temlik alan davalı üçüncü kişi şirketin davalı borçlu şirketin içinde bulunduğu malî durumu ve zarar verme kastını bildiği, somut olayın özellikleri ve ödeme sürecindeki işlemler itibarıyla İİK m. 280/1 uyarınca tasarrufun iptali davasının kabulüne karar verilmesi gerektiği" şeklindeki görüşün HGK çoğunluğunca kabul edilmediği-
Davalı tanığının ifadesindeki açıklamalar karşısında, davalının, borçlunun İİK'nın 280/1 maddesi gereğince içinde bulunduğu mali durumu ve alacaklılarını ızrar kastını bildiğinin kabulünü gerektiği, bu durumda banka kanalı ile ödeme yapılmış olması kötü niyetini ortada kaldırmayacağı- Dördüncü kişi konumundak Vaıkf yönünden ise anılan davalı yönünden davanın kabulü için kötü niyetinin ispatı gerektiği- Dosya kapsamından anılan vakıf ile davalı A. Oğul arasında organik bir bağ olup olmadığı yönünde bir bilgi bulunmadığı- Vakıf yönetim ve vakıf organlarındaki kişilerin kimler olduğu kuruluşlarından itibaren ilgili birimlerden sorularak, davalı borçlular ve ... ile bir bağlantıları olup olmadığı, borçlunun mali durumunu bilip bilemeyeceği araştırılarak, böyle bir durumun varlığının tesbiti halinde davanın bu taşınmaz yönünden kabulüne aksi durumda, diğer davalının taşınmazın devir tarihindeki değeri kadar ve alacak ferileri ile sınırlı olarak tazminat ödenmesine karar verilmesi gerektiği-
Davaya konu taşınmazlardan 104 Ada 19 Parsel sayılı taşınmazı satın alan ...'in satış sürecindeki yaşı itibariyle böyle bir taşınmazı 20.030.000,00 TL ödeyerek satın almasının mevcut yaş ve konumuyla örtüşmediği belirtilmişse de, dosya kapsamından, dava konusu taşınmazların tapudaki satış bedeli ile gerçek değeri arasında mislini aşan bedel farkı olmadığı, tapu devir senedinde gösterilen satış bedelinin davalı borçluya ödendiğinin resmi devir senediyle ispatlandığı, taşınmazları devralan 3.kişinin satın alacak maddi durumu olmadığının ispatı halinde dahi, bu durumun davalı 3.kişi ...'in, davalı borçlunun mali durumu ile alacaklıları ızrar kastını bilen ya da bilmesi gereken kişilerden olduğunu ispata yeterli olmadığı, kaldı ki davalı ...'in dava konusu taşınmaz üzerine inşa edilen otelin sahibi olan diğer devralan davalılar ... şirketlerin ortakları olan ... ve ...'in oğlu olup, taşınmazın oğulları adına satın alınmasının hayatın olağan akışına uygun olduğu- Her ne kadar devralan şirketlerin, davalı 3.kişi Kuantum .. ve ... ile aynı gruba bağlı ve ... ailesince yönetilen şirketler olduğu ticaret sicil kayıtları ile sabit olup, davalılar arasında organik bağ bulunsa da, organik bağın ancak borçlu ile üçüncü kişi arasında olması halinde değer taşıyacağı, ancak bu durumda, üçüncü kişinin, borçlunun mali durumu ile alacaklıları ızrar kastını bilebilecek durumda olduğunun kabul edilebileceği, dava konusu taşınmazları borçludan devralan davalı 3. kişi ... ve daha sonra taşınmazların devredildiği diğer davalı 4.kişi şirketlerin davacı alacaklıya bir borcu olmadığından, yani söz konusu aile şirketleri borçlu konumda yer almadığından, taşınmazları devralan davalı-üçüncü kişiler ve üçüncü kişilerden devralan dördüncü kişiler arasındaki organik bağın da iptal sebebi olarak değerlendirilmemesi gerektiği, bunun dışında davalı 3.kişi ..., ... diğer davalı şirketler ile davalı borçlu ...'nin faaliyet alanlarının farklı olduğu, şirketlerin merkez adreslerinin de farklı şehirlerde olduğu anlaşılmış olup, yakın ve tanışık olduğu ya da İİK’nın 280/1. maddesi gereğince borçlunun mali durumunu bilebilecek şahıslardan olduğunun da ispat edilemediği- Dava konusu taşınmazların üzerinde otel bulunduğu, böylelikle davaya konu tasarrufların İİK'nın 280/3. maddesi gereğince ticari işletme devri niteliğinde olduğu anlaşılmış ise de; davalı borçlu ... tarafından 07.04.2009 tarihinde dava konusu taşınmazların satışı için ... Gayrimenkul ile sözleşme yapıldığı, ... aracılığıyla ilan verildiği, ... aracılığıyla taşınmazların satışı konusunda ilanlar yapıldığı ve bu ilanların 2 yıl süreyle kaldığı, dosya kapsamında bulunan mail yazışmalarında ... taşınmazlarla ilgili değerlendirmelerine ilişkin belgelerin davacı banka temsilcilerine ulaştırıldığı ve bununla ilgili konuşmaların bulunduğu, böylece iptal davasını açan davacı alacaklıya keyfiyetin yazılı olarak bildirildiğinin ispatlandığı ve bu durumda İİK'nın 280/3. maddesindeki gerekli şartların yerine getirilerek karinenin bertaraf edildiğinin anlaşıldığı-
Davalı ..............ın diğer davalılar ...............'ın kardeşi, ................'ın ise dünürü olduğu, 6183 sayılı Kanun'un 1. ve 3.maddeleri uyarınca amme alacağı niteliğindeki toplam 452.134,02 TL'lik idari para cezası yaptırımından kaynaklı alacak sebebiyle davalı ...........ın davacı Kurum nezdinde borçlu olarak yer aldığı, ödeme emirlerinin tebliği sonrasında itiraz edilmeyerek kesinleşen alacağa ilişkin 11.07.2019 tarihli haciz varakalarının düzenlenmesi gözetilerek alacağın gerçek olduğu ve borcun ödenmediği, eldeki uyuşmazlıkta amme alacağını ödeme müddetinin başladığı tarihin ödeme emirlerinin tebliğ edildiği 21.06.2019 tarihi olduğu ve en eski tasarrufun bu tarihten geriye doğru 2 yıllık süre içerisinde kalan 28.12.2017 tarihi olması sebebiyle dava konusu tasarrufların hükümsüz oldukları, 6183 sayılı Kanun'un 26.maddesi uyarınca dava tarihinin 30.01.2020 tarihi olmasından dolayı tasarruf tarihinden itibaren 5 yıllık hak düşürücü sürede davanın ikame edildiği, dosya arasına alınan delillerden kredi kullanıldığı ve araç satışı gerçekleştirildiği anlaşılmış ise de bu bedellerin salt satış işlemi için temin edildiği ya da bahse konu paranın davalı ..............'a ödendiğine dair delil sunulmadığı anlaşılmakla, davanın kabulüne karar verilmesi gerekeceği-
Dava açıldığı tarihte dava dışı şirket tarafından temlik işlemine muvafakat verilmediği, temlikin muvafakate bağlı olduğu, temlik işleminin yapıldığı tarihten itibaren ortada geçerli bir tasarruf işlemi bulunmadığı, davacının da davayı açmakta haklı olmadığı anlaşıldığından; mahkemece davanın dava şartı yokluğundan reddine, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin de davalılar lehine hükmedilmesi gerektiği-
6183 sayılı Yasa'nın 24 ve devamı maddelerine göre tasarrufun iptali istemi- Davalıların akraba oldukları, üçüncü kişinin borçlunun mali durumunu bilebilecek kişilerden olduğu, satış tarihindeki vergi borcunun ..7 TL olduğu anlaşıldığı gerekçesi ile davanın bu miktar ile sınırlı olarak kabulüne karar verildiği-
Davalı ...'in borçlusu kardeşi ... olan ... Genel İcra Dairesinde ... E. Sayılı cebri icra takibi başlattığı, bu dosya alacağının fer'ileri hariç toplam 1.350.000,00 USD olduğu, icra dosyasına eklenen adi yazılı protokollere dayanan bu alacağın kaynağının miras paylaşımı ile alakalı olduğunun ileri sürüldüğü, davalılar arasında 27.06.2005 tarihli sözleşme ve ibraname başlığı altında senet tanzim edildiği ve miras paylaşımı yapıldığı, bu sözleşmeye göre tarafların birbirlerine borcu bulunmadığı, 13.06.2010 tarihi atılan ek sözleşmeyle davalı borçlu ...'a borç yüklenilmiş olup adi yazılı ikinci senede itibar edilmediği, davalı tanıklarının da savunmadan farklı olarak; ...'nın ...'ya borç para verdiği ve bu nedenle aralarında borç ilişkisi olduğu beyanlarına itibar olunmadığı, borçlular kardeş olup ...'nın, ...'nın ekonomik durumu ve borçlarını bilebilecek durumda olduğu, davacının alacağını tahsil önüne geçebilmek için davalıların aralarında alacak takibi başlattıkları kanaatine ulaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile, davalıların ... Genel İcra Dairesi ... Esas sayılı takip dosyası ile yapmış oldukları tasarrufun iptali ile davacının ... Genel İcra Dairesi ... Esas sayılı takip dosyası alacağı ve fer'ileri ile sınırlı olmak üzere iptal edilen dosya üzerinden alacağı tahsil yetkisi verilmesine karar verilmesinin isabetli olduğu- Tasarrufun iptali davalarında davanın kabulüne karar verilmesi halinde alacaklının icra dosyasındaki alacak ve fer'ilerine şamil olmak üzere tasarrufun iptali ile davacıya haciz ve satış yetkisi verilmesi gerekir ise de, somut olayda dava konusu tasarrufun davalılar arasında yapılan muvazaalı icra takibi olduğu anlaşılmış olup, bu durumda yalnızca davacının alacak ve fer'ileriyle sınırlı olmak üzere muvazaalı icra takibinin iptaline karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hem tasarruf konusu icra takibinin iptaline karar verilmesi, hem de iptal edilen bu takip dosyası üzerinden tahsil yetkisi verilmesinin doğru olmadığı, ne var ki bu yanılgının giderilmesinin yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte olmadığı-
