Tanık beyanları ve tüm dosya kapsamı ile davacı tarafın gerçek bir alacağı olduğunu ispat edemediği, 8 milyona yakın bir alacağın faturasız ve kayıtsız olarak düzenlenmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu gerekçesi ile verilen "davanın reddine" ilişkin kararda bir isabetsizlik bulunmadığı-
Karı-koca arasında yapılan tasarrufların iptaline karar verilebileceği-
Davalılar arasındaki devirlere ilişkin yönetim kararı alındıktan sonra noter onayı yapılıp ticaret sicil gazetesinde ilan edildiği, son yayın tarihinden (14.12.2020) bir gün sonra yani 15.12.2020 tarihinde noter onayı ve ilan süreci olmaksızın sadece pay defteri üzerinden davalı ............. adına hisselerin devrinin yapıldığı, tarafların alt soy-üst soy oldukları ve pay defteri üzerindeki işlemlerin adi yazılı nitelikte olduğu, anonim şirketlerde zorunlu olmamakla birlikte bir önceki devir sürecinin bu devir sürecinde aynen uygulanmadığı gibi bir gün sonra yapılan hisse devirlerinin gerçekliğinin ispatlanamadığı (hisse bedelleri vs...), davanın 20.01.2021 tarihinde açıldığı, son ilanın 14.12.2020 yapıldığı 15.12.2020 tarihli hisse devirlerinin yayımlanmaması sebebiyle üçüncü kişilere karşı bir gün sonra yapılan devirlerin ileri sürülmesinin hakkaniyete uygun olmadığı, dolayısıyla davalıların dava açılmasına sebebiyet verdikleri gerekçesiyle hisselerin talep sonucu gibi davalı ............... adına kaydı yapıldığından davanın konusuz kalması sebebiyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına ve yargılama sürecince davalıların yapılan devirlerin gerçek devirler olduğunu gösterir nitelikte deliller ibraz edememeleri sebebiyle yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılar aleyhine hükmedilmesine karar verilmesinin yerinde olduğu-
Muvazaalı işlemin iptali için salt bedel farkı yeterli olmayıp işlemin iki tarafının da fikir birliği içinde olması gerekeceği- Dava konusu taşınmaz davalı 3.kişi şirket tarafından davalı 4.kişiye devredilirken, şirket yetkilisi ..........'e, davalı borçlu ...............'ün vekillik etmiş olduğu anlaşılmış ise de, sadece dava konusu taşınmazın devri için verilmiş olan bu vekaletname davalı 3.ve 4. kişilerin borçlunun mal kaçırma kastını bildiğini göstermeyecek olup, dosya içeriğinden davalı borçlu ile üçüncü ve dördüncü kişinin birbirlerini tanıdıkları veya yakınlıklarının olduğunun da ispat edilemediği, bu halde Bölge Adliye Mahkemesince, üçüncü ve dördüncü kişinin kötüniyeti ispatlanamadığından davanın reddine karar verilmesi gerekeceği-
Satılan taşınmaz üzerinde ipotek ve haciz kayıtları varsa, alıcı taşınmazı bu kayıtlarla yükümlü olarak satın almış olacağından, satışın bunların tamamı üzerinden yapıldığı kabul edilir. Bu nedenle oransızlığın belirlenmesinde tapu kaydındaki ipotek ve haciz miktarının da gözönünde tutulması gerekir. Aynı maddede sayılan akrabalık derecesi vs. araştırılmalıdır. Keza İİK.nun 280.maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği hususu düzenlendiğinden yapılan işlemde mal kaçırma kastı irdelenmesi gerekeceği-
Davalıların aynı sektörde faaliyet göstermesinin aciz halinin bilindiğini tek başına ispata yetecek bir husus olmadığı- Dava konusu kağıtların davalı borçlunun ticari faaliyeti kapsamında peyder pey satılmış olması ve söz konusu kağıtların davalı borçlunun satmak zorunda olduğu mal olması sebebi ile ticari emtia olarak kabul edilemeyeceği-
ÎÎK.nun 284. maddesine göre tasarrufun iptali davalarının tasarruf tarihinden itibaren 5 yıllık süre içinde açılması gerektiği- Davalı borçlu kooperatifin üyesi oLan üçüncü kişinin borçlunun durumunu ve amacını bilebilecek kişilerden olduğu- Dava konusu taşınmaz üzerinde kooperatif tarafından davalı üçüncü kişiye yapılan ferdileştirmeye ilişkin tasarrufun iptali ile davacı alacaklıya icra takibine konu alacak ve fer'ileri ile sınırlı olmak üzere haciz ve satış yetkisi verilmesine karar verilmesi gerektiği- Yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilirken davalı borçlu kooperatif ile üçüncü kişinin müşterek müteselsil sorumluluğuna karar verilmesi gerektiği-
Davalıların 5.300.346,15 TL gibi yüksek meblağa ulaşan temlik alacağı için aralarındaki hukuki ilişkiyi açıklayamadığı, davalılardan temlik alacaklısı olan ............'in 5.300.346,15 TL'lik alacağının nereden kaynaklandığına ilişkin belgeleri sunmadığı, 5.300.346,15 TL'nin nakden ödendiğine ilişkin varsa banka dekontu vb. belgenin sunulması gerektiği, davalı ............'un ........ Ltd. Şti. nin ortağı olduğunun, diğer davalı temlik alacaklısının büyük otellerin hakim hissedarı olduğunun davalı ............. vekilince belirtildiği nazara alındığında, temliğe dayalı alacağın şirket veya davalıların defter belge ve kayıtlarında yer alması gerektiği, davalıların bu hususları ortaya koyamadığı, davalıların para transferine ilişkin her hangi bir delil sunmadıkları, davalıların temliknameye esas hukuki ilişkiyi açıklayıp ispat etmedikleri gibi söz konusu tutarda bir paranın elden transferinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, yine ekonomik olarak sıkıntıda bulunan davalı ...........'un 5.300.346,15 TL gibi bir tutarı temlik etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, bu kapsamda davalıların davacının alacağına ulaşmasını engellemek için birlikte hareket ettikleri ve dava konusu temliknamenin muvazaalı olduğu, davalılar arasında gerçek bir alacak borç ilişkisi bulunmadığı, gerçek bir alacak-borç ilişkisini davalıların ispatlayamadığı gerekçeleri ile davanın kabulüne karar verilmesi gerekeceği-
Borçlunun muvazaalı olarak eşinden boşanarak boşanma sırasında imzalanan protokol ile davalı eşine ait taşınmazlardaki 1/2 oranındaki katkı payı alacağı ve değer artışı payı alacaklarından feragat ettiğini, amacın alacaklılarından mal kaçırmaya yönelik olduğunu belirterek anılan protokolün bu maddesinin iptali ile tapuda davalı adına kayıtlı olan dava konusu taşınmazın 1/2 hissesi üzerinde, davacıya haciz ve satış isteme yetkisi verilmesini talebi-<br />
Davalılar arasındaki dava konusu temlik işleminin davalı üçüncü kişi şirketin davalı borçlu müflis şirketle olan uzun yıllara dayalı ticari ilişkisi kapsamında sipariş avansı olarak ödediği alacağa ilişkin olduğu, bu hususun aksinin davacı tarafça ispatlanamadığı anlaşıldığından; diğer yandan incelenen sicil ve nüfus kayıtlarına göre de davalı şirketlerin aynı yerde faaliyet gösterdikleri ve ortak ya da temsilcilerinin akraba oldukları hususunda bir bilgi ve belgeye rastlanmadığından, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesi gerektiği-
