Taşınmazın satış bedeli ile gerçek değeri arasında 1 mislinden fazla fark bulunduğu, iptale tabi olduğu ve bunun yanında davalıların müşterek tanıklarının beyanlarından davalıların aynı köylü olmaları sebebi ile birbirlerini tanıdıkları ve sürekli terminalde bulunan çay ocağında görüştükleri, hayatın olağan akışında bu denli sık görüşen ve aynı zamanda aynı köyden olan her makul insanın birbirinin borcu olup olmadığını bilebilecek durumda olduğu, dolayısıyla davalılardan ...'nin davalı ...'nin alacaklılarına zarar verme kastını bilebilecek durumda olduğu, ulaşılan bu sonucun gerek haciz tutanağı gerekse de davalı ... vekilinin beyanları ile sabit olduğu üzere .............. İcra Müdürlüğü'nün ................. esas sayılı dosyasında diğer borçlu ve aynı zamanda davalı ...'nin oğlu dava dışı ...'nin tasarrufu iptale konu taşınmazda ikamet ettiğinin sabit olması ile desteklendiği, zira tasarruftan sonra dahi taşınmazın borçlular tarafından kullanılmakta olduğu, borçlunun kira akdi ile taşınmazda oturduğu yönünde davalı tarafın itirazlarına ise kira akdinin adi yazılı nitelikte olup taraflarca her zaman düzenlenebilecek belgelerden olması sebebiyle itibar edilmediği sabit olduğundan davanın kabulüne karar verilmesi gerekeceği-
Davalı ........... tarafından 17.03.2015 tarihinde "gayrimenkul bedeli olup kredi kap.+ipotek fekki için" açıklamalı 245.000,00 TL'nin diğer davalı ........'ye gönderildiği , aynı tarihte kredinin erken kapama işleminin yapıldığı, alınan bilirkişi raporunda tespit edilen bedel ile devir bedeli arasında misli aşan fark bulunmadığı, davalıların mal kaçırma amacıyla iş birliği yaptığı veya akrabalığı olduğu yönünde dosyada delil bulunmadığı gerekçesi ile ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesi gerekeceği-
Kardeşler arasında yapılan tasarrufların iptaline karar verilebileceği-
Tanık beyanları ve tüm dosya kapsamı ile davacı tarafın gerçek bir alacağı olduğunu ispat edemediği, 8 milyona yakın bir alacağın faturasız ve kayıtsız olarak düzenlenmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu gerekçesi ile verilen "davanın reddine" ilişkin kararda bir isabetsizlik bulunmadığı-
Karı-koca arasında yapılan tasarrufların iptaline karar verilebileceği-
Davalılar arasındaki devirlere ilişkin yönetim kararı alındıktan sonra noter onayı yapılıp ticaret sicil gazetesinde ilan edildiği, son yayın tarihinden (14.12.2020) bir gün sonra yani 15.12.2020 tarihinde noter onayı ve ilan süreci olmaksızın sadece pay defteri üzerinden davalı ............. adına hisselerin devrinin yapıldığı, tarafların alt soy-üst soy oldukları ve pay defteri üzerindeki işlemlerin adi yazılı nitelikte olduğu, anonim şirketlerde zorunlu olmamakla birlikte bir önceki devir sürecinin bu devir sürecinde aynen uygulanmadığı gibi bir gün sonra yapılan hisse devirlerinin gerçekliğinin ispatlanamadığı (hisse bedelleri vs...), davanın 20.01.2021 tarihinde açıldığı, son ilanın 14.12.2020 yapıldığı 15.12.2020 tarihli hisse devirlerinin yayımlanmaması sebebiyle üçüncü kişilere karşı bir gün sonra yapılan devirlerin ileri sürülmesinin hakkaniyete uygun olmadığı, dolayısıyla davalıların dava açılmasına sebebiyet verdikleri gerekçesiyle hisselerin talep sonucu gibi davalı ............... adına kaydı yapıldığından davanın konusuz kalması sebebiyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına ve yargılama sürecince davalıların yapılan devirlerin gerçek devirler olduğunu gösterir nitelikte deliller ibraz edememeleri sebebiyle yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılar aleyhine hükmedilmesine karar verilmesinin yerinde olduğu-
Muvazaalı işlemin iptali için salt bedel farkı yeterli olmayıp işlemin iki tarafının da fikir birliği içinde olması gerekeceği- Dava konusu taşınmaz davalı 3.kişi şirket tarafından davalı 4.kişiye devredilirken, şirket yetkilisi ..........'e, davalı borçlu ...............'ün vekillik etmiş olduğu anlaşılmış ise de, sadece dava konusu taşınmazın devri için verilmiş olan bu vekaletname davalı 3.ve 4. kişilerin borçlunun mal kaçırma kastını bildiğini göstermeyecek olup, dosya içeriğinden davalı borçlu ile üçüncü ve dördüncü kişinin birbirlerini tanıdıkları veya yakınlıklarının olduğunun da ispat edilemediği, bu halde Bölge Adliye Mahkemesince, üçüncü ve dördüncü kişinin kötüniyeti ispatlanamadığından davanın reddine karar verilmesi gerekeceği-
Davalıların aynı sektörde faaliyet göstermesinin aciz halinin bilindiğini tek başına ispata yetecek bir husus olmadığı- Dava konusu kağıtların davalı borçlunun ticari faaliyeti kapsamında peyder pey satılmış olması ve söz konusu kağıtların davalı borçlunun satmak zorunda olduğu mal olması sebebi ile ticari emtia olarak kabul edilemeyeceği-
Satılan taşınmaz üzerinde ipotek ve haciz kayıtları varsa, alıcı taşınmazı bu kayıtlarla yükümlü olarak satın almış olacağından, satışın bunların tamamı üzerinden yapıldığının kabulü ile oransızlığın belirlenmesinde tapu kaydındaki ipotek ve haciz miktarının da göz önünde tutulması gerektiği- Sadece aynı yer nüfusuna kayıtlı olmalarının davalı üçüncü kişinin davalı borçlunun durumunu bildiği anlamına gelmeyeceği, dava konusu taşınmazın değerinden fazla fiyatla satın alınmasının başkaca delillerle desteklenmediği sürece tek başına iptal sebebi sayılamayacağı (Gerçek değeri 470.000 TL olan taşınmaz, üzerindeki 562.500 TL'lik ipotek yükü ile birlikte 375.000 TL bedel karşılığında alınmışsa da, tersine bedel farkının iptal nedeni olmayacağı-
İİK'nin 284. maddesine göre tasarrufun iptali davalarının tasarruf tarihinden itibaren 5 yıllık süre içinde açılması gerektiği- Davalı borçlu kooperatifin üyesi olan üçüncü kişinin borçlunun durumunu ve amacını bilebilecek kişilerden olduğu- Dava konusu taşınmaz üzerinde kooperatif tarafından davalı üçüncü kişiye yapılan ferdileştirmeye ilişkin tasarrufun iptali ile davacı alacaklıya icra takibine konu alacak ve fer'ileri ile sınırlı olmak üzere haciz ve satış yetkisi verilmesine karar verilmesi gerektiği- Yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilirken davalı borçlu kooperatif ile üçüncü kişinin müşterek müteselsil sorumluluğuna karar verilmesi gerektiği-
