Dava konusu iptali istenilen tasarrufun, davalı borçlu muris veya mirasçı ............. tarafından yapılan bir tasarrufa ilişkin olmadığı, ayrı bir tüzel kişiliği ve varlığı olan şirketin yapmış olduğu tasarrufun borçlunun yapmış olduğu işlem olarak kabul edilmesinin mümkün olamayacağı, günümüzde binlerce ortağa ulaşabilen şirketlerin tüm ortaklarına ait alacaklıların, bu şirketlerin yaptığı tasarruflara müdahale etmesinin, bunlar için iptal davası açmasının da ticari hayatın gereklerine ile hukuk usul ekonomisine de aykırılık teşkil edeceği ve karmaşaya yol açacağı da gözetildiğinde davalıların husumetinin bulunmaması nedeniyle reddine karar verilmesi yerine, davanın esasına girilerek kabul kararı verilmesinde yasal isabetin bulunmadığı-
Davalı borçlunun acz halinde olmasına ve davacının alacağının cari hesap ilişkisinden kaynaklanmasına göre gerçek olduğunun da bilirkişi raporu ile belirlenmiş olmasına, dava konusu gayrımenkulün fabrika binası ve arsası olup, davalılar arasındaki tasarrufun İİK 280/3 gereğince iptale tabi bulunmasına, davalı (E)Tic. Ltd. Şti ile davalı borçlu arasında ticari ilişki olup, davalı (E) Tic. Ltd. Ştinin davalı borçlunun durumunu bilen veya bilmesi gereken kişi olmasına, dava konusu gayrımenkul bedelinin devir tarihinden çok sonra davalı (E) Tic. Ltd. Ştinin alacaklarının temlik edilmesi ile ödeneceğinin kararlaştırılmış olmasının bile davalılar arasında yakınlık olduğunun göstergesi olmasına göre verilen "davanıjn kabulüne" ilişkin kararda bir isabetsizlik bulunmadığı-
Davacı tarafça her ne kadar 01.11.2017 tanzim tarihli, 10.01.2018 vade tarihli bono uyarınca takip yapılmış ise de, söz konusu senedin her zaman geçmişe yönelik doldurulabilecek nitelikte olduğu, alacaklı tarafından yapılan takibin, dava konusu tasarruf tarihinden sonra başlatıldığı, davalı borçlunun davacının halasının eşi, aynı zamanda eniştesinin babası olduğu, davacı alacaklı ile davalı borçlu arasında yakın akrabalık bulunması nazara alındığında hayatın olağan akışında yakın akrabaların birbirlerine borç vermesi durumunda senet tanzim edilmediği gibi, davacının söz konusu meblağı davalı borçluya verdiğine ilişkin herhangi bir banka kaydının dosya içerisinde bulunmadığı, söz konusu paranın miktarı, verildiği tarihteki ekonomik koşullar dikkate alındığında kasada saklanmasının, kasadan alınarak borçluya elden verilmesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığı, bu itibarla mahkemece davacı ile davalı arasında gerçek bir borç alacak ilişkisinin olduğunun ispatlanamaması nedeni ile davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı-
Tasarrufun iptali davasında; her ne kadar satış bedeli ile bilirkişi tarafından belirlenen gerçek değer arasında fahiş fark bulunmasa da; borçlu ile davalı üçüncü kişinin aynı köylü oldukları, üçüncü kişinin kardeşinin borçlunun iş yeri komşusu olduğu ve aynı zamanda borçlunun babasının kiracısı konumunda bulunduğu tespit edilmekle; bu organik ilişkiler ağında üçüncü kişinin İİK m. 280/1 uyarınca borçlunun mali durumunu ve alacaklıları ızrar kastını bilen veya bilmesi gereken kişilerden olduğu; alacağın yargılama sırasında tahsili durumunda davanın konusuz kalması nedeniyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair hüküm kurulurken, davacının davayı açmakta haklı olduğu gözetilerek yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı lehine hükmedilmesi gerektiği-
Tüzel kişilik perdesinin aralanması ve yöneticilerin şahsi sorumluluğuna dayalı olarak açılan navlun alacağı davasında; mahkemece hem acentelik ilişkisine dayalı temsil hükümlerine hem de tüzel kişilik perdesinin aralanması kurumuna aynı anda dayanılmasının çelişki oluşturduğu gözetilerek HMK'nın 31. maddesi uyarınca davacıya açıklattırma yaptırılması gerektiği- Yöneticilerin sorumluluğu yönünden yürütülen ceza soruşturmalarının sonuçları beklenmeden eksik inceleme ile hüküm kurulmasının hatalı olduğu-
Takibe konu 3.500.000,0 TL bedelli bononun (alacak miktarının) yüksekliği dikkate alınarak alacağa dayanak belgelerin sunulmasına ilişkin kesin süre verilmesi üzerine, davacının alacağın dayanağına ilişkin belge ve bilgi ibraz etmediği, bu kadar yüklü miktardaki borcun nereden temin edilerek, hangi kanaldan davalıya ödendiğine dair delil ibraz edilmediği, yine verildiği iddia edilen borcun miktarı da dikkate alınarak borca ilişkin teminat da alınmadığı, yapıldığı iddia edilen ödünç verme işleminin gerçek olduğunun davacı tarafça ispat edilemediği uyuşmazlıkta, davacı ile davalı arasındaki borç ilişkisinin muvazaalı olduğu, gerçek bir alacağın bulunmadığı gerekçesiyle verilen "davanın reddine" ilişkin kararda bir isabetsizlik bulunmadığı-
Şirket hissesini devreden borçlu ve devralan tarafların kardeş oldukları, davalı devir bedelini ödediğini beyan etmiş ise de ödemeyi ispat edemediği, bu devrin İİK. m. 280 uyarınca iptale tabi olduğu- Davalının borçlunun ızrar kastını bilen veya bilebilecek kişilerden olduğu, yine davalı-borçlu tarafından bir kısım şirket hisselerinin diğer davalı amca oğluna devrettiği, elden ödeme iddiasını usulünce ispat edilemediği, bu davalılar arasındaki akrabalık bağı nazara alındığında, yine davalının borçlunun alacaklılarına zarar verme kastıyla yaptığı tüm işlemlerin, borçlunun içinde bulunduğu malî durumun ve zarar verme kastının, işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekeceği-
Dosya içerisindeki belgelere göre davalı ...............'ın oto-alım satım işi ile iştigal ettiği, dava konusu araçlardan .............. ve .............. plakalı araçların otomobil vasfında olduğu, ..............ve ........... plakalı araçların ise kamyonet vasfında olduğunun anlaşıldığı, davalı borçlu şirketin iştigal sahası ve ticari defterleri incelenmeksizin, dava konusu araçların ticari işletmesi için kullanılıp kullanılmadığı ticari işletmenin önemli bir kısmı olup olmadığı araştırılmaksızın ve somut deliller ile belirlenmeksizin eksik incelemeye dayalı olarak davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu-
Davalı borçlunun inşaat işi ile uğraşıyor olması, dava konusu gayrımenkul üzerinde %45 i tamamlanmış bir inşaatın bulunması, dava konusu gayrımenkulün davalı borçlunun sermayesi kadar değerinin bulunması ve dava konusu gayrımenkulün ticari işletmesinin mühim bir kısmını teşkil ediyor olması sebebi ile İİK madde 280/3 gereğince iptale tabi bulunmasına , davalı ...'nin de davalı borçlunun durumunu bilen veya bilmesi gereken kötü niyetli kişi olduğunun da ispat edilememiş olmasına göre davacı vekilinin ve davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenlerin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı-
Davacı tarafça yapılan devir işleminin muvazaalı ve mal kaçırmaya yönelik olduğu iddiası ile tasarrufun iptali davası açılmış ise de, davalı üçüncü kişinin borçlunun aciz halini bilebilecek durumda olduğunun veya davalıların mal kaçırma amacıyla iş birliği yaptığının dosya kapsamında ispat olunamadığı, salt devir bedeli ile taşınmazın değeri arasındaki farkın muvazaa olarak kabul edilemeyeceği hususları birlikte değerlendirildiğinde "ispatlanamayan davanın reddine" dair verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı-