Davacı, malın teslim edilmediğini iddia etmiş olup, kural olarak kambiyo senedi olan çek ödeme vasıtası olup, aksi kararlaştırılmadıkça mevcut bir borcun tediyesi amacı ile verildiği yönünde karine olduğu, bu karinenin aksini iddia eden davacının iddiasını yazılı delille ispatlamakla yükümlü olduğu- Davalı şirketin ticari defter ve belgelerini ibraz etmemiş ve davacının ticari defterlerinde davaya konu yedi adet çek kayıtlı ise de, davacı defterlerinin kapanış tasdikleri yapılmadığından davacı lehine delil teşkil etmeyeceği- Aynı faturaya dayalı birden çok faktoring şirketine yapılan kısmi temliklerin toplam tutarının fatura tutarını aşmadığı, davacının iddiasını yazılı delille ispat edemediği- Yargılama sırasında davacı tarafından 29/01/2016 tarihinde menfi tespite konu çek bedelinin davalı Faktoring A.Ş.'ye ödenmesi sonucunda çekin davacıya iade edildiği, İİK'nın 72/7. Maddesi uyarınca davanın istirdat davasına dönüşmesi nedeniyle konusuz kalmayacağı-
Bir şirketin asalet borçları için ipotek tesis edilmek üzere verilen vekâletnamenin, o şirketin üçüncü kişilere (grup şirketlerine) kefaletinden doğan borçları da kapsayacak şekilde kullanılmasının "yetki aşımı" teşkil edeceği; açıkça yetki verilmedikçe vekilin asıl borç dışındaki kefalet risklerini teminat altına alamayacağı-
Banka kredi sözleşmesi uyarınca müteselsil kefil olan davacının kefaletten dönme iradesinin geçerliliği ve sorumluluk kapsamına ilişkin uyuşmazlıkta; davacı lehine oluşan usuli müktesep hakların gözetilmemesi ve kat ihtarına konu borcun davacının kefaletinin bulunduğu 2013 tarihli sözleşmeden mi yoksa kefaletinin bulunmadığı 2014 tarihli sözleşmeden mi kaynaklandığının uzman bilirkişi heyeti marifetiyle banka kayıtları üzerinde yerinde incelenmesi gerektiği-
Davacının müvekkili ile davalılardan ... şirketi arasındaki ticari ilişki kapsamında avans olarak verilen çekin karşılığında mal tesliminin gerçekleşmediğini, çekin bedelsiz kaldığını belirterek çekler nedeniyle borçlu olmadığının tespitiyle çeklerin iadesine karar verilmesini talep ettiği- Asıl ve birleşen dava, menfi tespit ve çek istirdadı istemlerine ilişkin olup, davalı ... şirketinin çekleri iktisabında ağır kusurlu olduğu, çekler hakkında, keşideci olan davacıya başvurması halinde davacının borcu teyit etmeyeceği, çekleri avans olarak verdiğini ve karşılığında mal alamadığını, bu nedenlerle de çeklerin bedelsiz kaldığını öğrenme imkanı varken anılan davalının bu araştırmayı yapmamış olduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların kabulüne, kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verildiği-
Bonoda tahrifat yapıldığı iddiasına dayalı menfi tespit davasında; bilirkişi raporları ile senette tahrifat saptanmadığı gibi, bono hamili olan davalının senedi iktisap ederken borçlunun zararına hareket ettiği hususunun somut delillerle ispatlanamadığı, lehtar konumundaki diğer davalının tek taraflı beyan ve kabullerinin ise davalılar arasındaki husumet nedeniyle tek başına yeterli delil teşkil etmeyeceği-
Yönetim kurulu üyesinin şirketle işlem yapma yasağına (TTK m. 395) aykırı olarak düzenlenen bono nedeniyle açılan menfi tespit davasında; davacı şirketin senedin "teminat senedi" olduğunu ve dayanak borcun ödenmesiyle hükümsüz kaldığını ileri sürmesinin söz konusu işleme icazet verildiği anlamına geldiği gözetilerek, davanın salt genel kurul izni yokluğu gerekçesiyle kabulü yerine işin esasına girilerek gerçek bir borç ilişkisinin bulunup bulunmadığının saptanması gerektiği-
Bonoya dayalı icra takibine karşı açılan menfi tespit davasında, senedin ve ihdas nedenine dayanak gösterilen taahhütnamenin önceden boş belgeye atılan imzanın üzerinin lazer yazıcı marifetiyle sonradan yazdırılması suretiyle sahte olarak oluşturulduğunun adli tıp enstitüsü raporuyla belirlenmesi hâlinde ispat külfetinin yer değiştirerek alacaklıya geçeceği, alacaklının senedin ve taahhütnamenin anlaşmaya uygun olarak düzenlendiğini ve alacaklı olduğunu yazılı delille ispatlayamaması durumunda davanın kabulü ile borçlu olunmadığının tespitine karar verilmesi gerektiği- (Karşı oy yazısında, ileri tarihli açık bono düzenlenmesinin mümkün olduğu, zorunlu unsurları tam ve sebepten mücerret bonoda ihdas nedeninin talil edilmediği durumlarda senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiasının borçlu tarafından yazılı delille ispatlanması gerektiği ve ispat yükünün alacaklıya yükletilemeyeceği görüşünün ileri sürüldüğü-)
Faktoring şirketinin çeki iktisabında kötü niyetli yada ağır kusurlu olduğunun ispat edilmediği, davalının çekin meşru hamili olduğu , bu nedenle çek istirdatı talebinin yerinde olmadığı-
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, menfi tespit ve tazminat istemine ilişkindir...
Davalı alacaklı vekilinin ceza dosyasındaki dilekçesinde 'borçlu şirketin kullandığı kredi nedeniyle takibe konu senedin düzenlendiğine" ilişkin mahkeme içi ikrar niteliğindeki beyanları ile dava konusu senedin, aynı tarihte çekilen ve aynı tutardaki kredi sözleşmesine teminat olarak verildiğini ikrar ettiği gözetildiğinde, davacı borçlunun kesin delil ile "senedin, teminat senedi olduğunu" ispat etmiş olduğu- Aval sadece kambiyo senetlerinde söz konusu olduğundan, senedin kambiyo senedi vasfında olmaması nedeniyle davacının avalist olarak da sorumluluğunun bulunmadığı, TBK m. 583'de kefalet için öngörülen şekil şartlarının da bulunmaması sebebiyle kefalet şartlarının da gerçekleşmediği ve neticede, menfi tespit davasının kabulü ile kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerektiği-
