Taşınmaz satış sözleşmesi kapsamında asma kat ve kış bahçesi yapımı ile ruhsat alımı taahhütlerinin teminatı olarak verilen bonoya dayalı menfi tespit davasında; tapu devrinin gerçekleşmiş olması nedeniyle sözleşmenin resmi şekil eksikliği gerekçesiyle geçersizliğinin ileri sürülmesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğu, senedin bedelsizliği iddiasının ise eksik imalat bedelleri ile ruhsat alınamaması durumunda oluşacak değer kaybı miktarı bilirkişi marifetiyle saptanarak değerlendirilmesi gerektiği-
Davacı şirket yetkilisi adına atılmış olan imzanın davacı şirketin yetkilisi olan kişilerin eli ürün olmadığının tespit edildiği bu durumda çekin keşideci tarafından tanzim edilmemiş olması nedeniyle sahte çek olduğu, sahtecilik iddiası herkese karşı ileri sürülebilen mutlak defilerden olup çek hamillerinin iyiniyetli olup olmamaları hukuki sonucu değiştirmeyeceğinden, menfi tespit talebinin kabulüne karar verilmesi yerinde olduğu-
Kredi kefaletinden kaynaklı menfi tespit ve istirdat davasında; davanın yargılama sırasında ödeme nedeniyle konusuz kalması hâlinde yargılama giderlerinin Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 331. maddesi uyarınca tarafların dava açıldığı tarihteki haklılık durumuna göre paylaştırılması gerektiği, davacının bilirkişi raporuyla saptanan sorumluluk miktarını aşan kısım yönünden haklı olduğu gözetilmeden tüm giderlerin davalıya yüklenmesinin usul ve yasaya aykırı bulunarak kararın bozulması gerektiği-
Avalin sadece kambiyo senetlerinde söz konusu olacağı- Düzenleme yeri bulunmadığından dava konusu bononun adi senet hükmünde olduğu ve davacının avalist olarak sorumluluğundan söz edilemeyeceğinden davacı yönünden menfi tespit isteminin kabulüne karar verilmesi gerektiği- "Senette davacı şirketin avalist olarak adı ve imzasının yer aldığı, 'aval veren kişinin teminat altına aldığı borç, şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da aval verenin taahhüdü geçerli olacağını' belirten TTK m. 702/2 hükmü gereğince menfi tespit davası reddi gerektiğine" dair Bölge Adliye Mahkemesi kararının hatalı olduğu-
Kaçak elektrik kullanılmadığı ileri sürülerek açılan menfi tespit davasında, ispat yükünün davalı alacaklıda olduğu-
Bonolara dayalı menfi tespit davasında; davalının ceza soruşturmasındaki ifadesinde bonoların taşınmaz satışı karşılığında verildiğini kabul etmesi ve bu taşınmazların 2019 tarihli "İki Taraflı Anlaşma Senedi"ndekilerle örtüşmesi karşısında, belgenin bonolara açıkça atıf yapmadığı gerekçesiyle imza incelemesi talebinin reddedilerek davanın reddine karar verilmesinin eksik inceleme teşkil ettiği ve söz konusu belgedeki imza inkarı üzerine teknik inceleme yapılması gerektiği-
Bonoya dayalı menfi tespit davasında; senedin rakam hanesindeki "600.000.000" ibaresinin eski TL dönemine ait olduğu veya açığa atılan imzanın anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiasının HMK uyarınca yazılı delille ispatlanması gerektiği, TTK m. 676/1 uyarınca rakam ve yazı arasındaki farkta yazıya itibar edileceği ve davacının bu iddialarını kesin delille kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddi gerektiği-
İcra dosyasına konu senetler nedeniyle açılan menfi tespit davasının arabuluculuğa tabi olduğu ve arabuluculuk dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verileceği-
İflasın ertelenmesi sürecinde ipotekli taşınmazın satışı ve bankalar arası alacak temliki uyuşmazlığında; mahkemece ipoteğin fekki ve temlikin geçerliliği tartışılmış olsa da davacının "borçlu olmadığının tespiti" (menfi tespit) talebi hakkında olumlu veya olumsuz bir hüküm kurulmamasının ve yargılama sırasında gerçekleşen yeni temlik işleminin taraf teşkili yönünden değerlendirilmemesinin usul ve yasaya aykırı bulunarak kararın bozulması gerektiği-
Bonolara dayalı menfi tespit davasında; dava değeri üzerinden eksik harcın tamamlatılmaması, yargılama sürerken davacı şirketin sicilden terkin edilmesi nedeniyle taraf ehliyetinin kaybolması ve dava konusu senet asıllarının dosyada bulunmaması nedenleriyle yerel mahkeme kararının bozulması gerektiği-
