Davacının davalılara borçlu olup olmadığının tespiti-
Haciz ihbarnamelerine dayalı borçlu olmadığının tespiti, İİK. m. 72 uyarınca menfi tespit talebi ve taraflarınca ödenen bedeli iadesi istemi- 15 günlük hak düşürücü süreden sonra İİK. m. 89/3 gereği açılan menfi tespit talebinin reddi gerektiği- Davacı üçüncü kişi ile takipte asıl borçlu olan davalı şirket arasında ticari ilişki bulunsa da, davacı üçüncü kişi borcun tamamını daha önce ödediğinden (89/1-2-3 haciz ihbarnamelerinin gönderildi tarihler ve dava tarihi itibariyle davalı asıl borçlu şirkete borçlu olmadığı tespit edildiğinden), mahkemece davacının davalı şirkete borçlu olmadığı anlaşıldığından, menfi tespit ve takip nedeniyle ödemiş olduğu paranın sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince davalı borçlu şirkette tahsili talebinin kabulüne karar verildiği-  Takip alacaklısı davalı yönünden ise,  takip alacaklısının davacıya İİK m. 89 uyarınca haciz ihbarnamesi göndermesi haklı sebebe dayanmakta olup kötüniyetli olarak kabul edilmediğinden takip alacaklısı açısından menfi tespit ve istirdat talebinin reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı-
Sipariş formunda, ürünlerin teslim süresi 2-3 hafta olarak belirtildiği, 3 hafta üzerinden yapılan hesaplamaya göre teslim süresinin 24.06.2016 Cuma günü olduğu, fakat davacının, asıl dava davalısına gönderdiği 22.06.2016 tarihli e-postada, önceki sipariş formunda değişikliğe gittiği, fesih ihbarında, siparişin süresinde teslim edilmediğinden sözleşmenin fesh edildiğinin belirtildiği, ne var ki  asıl dava davalısı şirketin söz konusu siparişi teslim süresi dolmadan, davacının sözleşmeyi feshinin haksız olduğu ancak davacı alıcının temerrüdüne düşmesine rağmen, davalı satıcının edimi yani taraflar arasındaki satım sözleşmesi kapsamındaki 03.06.2016 tarihli siparişteki ürünleri teslim yükümlülüğünün devam ettiği, satıma konu kabloların özel bir amaçla imal edilmeyip başka şahsılara da satılabilecek kablolardan olduğundan kabloların davalının elinde kalmasının söz konusu olmayacağı ve bu nedenle sattığı ürünlerin bedelini almış ancak malı mütemerrit davacıya teslim edememiş olan davalının TTK m. 23/1 (b)  uyarınca malların satışı için mahkemeden izin istemek ve TBK m. 236/2 uyarınca satım bedeli ile satılanın başkasına dürüstlük kurallarına uygun olarak satışından elde ettiği bedel arasındaki farka göre hesaplanacak zararını istemek durumunda olduğu, fakat davalının bu işlemleri yapmadığı, ürünleri daha düşük bedelle satıldığından bahisle zararını ispatlayamadığı, ürünler de davacı için özel üretilmediğinden, ürünlerin bedelini ve bu kapsamda aldığı çekleri davacıya iade etmesi gerektiği, mahkemece davanın reddine ilişkin gerekçesi doğru bulunmadığı- Davalının davacıya avans olarak verdiği 319.956,83 TL çekin bedelini  ödediği, bunun karşılığında malları teslim almadığında ihtilaf bulunmadığı, buna göre davalıya ödenen ve karşılığından mal alınamayan bedel olan 319.956,83 TL’ye, takibe konulmuş çekler için takipte davacı adına ciro nedeniyle birleşen davada davalıya ödenmiş 220.000,00 TL’nin eklenmesiyle toplam 539.956,83 TL asıl alacak bakımından davacının talebinde haklı görüldüğü- Davacı, alacak talep ettiği tutarların faiziyle tahsilini istediği, ancak faizin nevini belirtmediği, söz konusu alacaklara yasal faiz uygulanmasına karar verildiği- Birleşen davada yönünden mahkeme kararı yerinde görüldüğü gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, asıl davanın kabulüne; . TL’nin davalı müflis iflas masasına kayıt ve kabulüne, ... ..davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, birleşen davanın reddine karar verildiği-
Davacı işçinin davalı işveren Şirketin başlattığı kambiyo takibe dayanak senet nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemi- Dinlenen tanıkların "çalışanlardan yapılan işlemler karşılığında teminat amacıyla senetler alındığını, davacının da yaptığı işlemlerde teminat senedi imzalayıp verdiğini" beyan ettikleri, davalının takibe konu senedin hangi hukuki ilişkiden kaynaklandığını açıklayamadığı, avans verilmesi iddiasına yönelik bir delil  sunulmadığı anlaşıldığından, senedin teminat senedi olduğunun ve menfi tespit davasının kabulüne karar verilmesi gerektiği- Davalı alacaklının "görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olduğu, kambiyo senetlerinde sebepten soyutluk ilkesi bulunduğu" şeklindeki savunmasına itibar edilmediği-
Takip konusu bonodaki imzanın davacıların murisinin eli ürünü olmadığı iddiasına dayalı açılan menfi tespit istemi-
Menfi tespit istemi-
İcra takibinden sonra açılan menfi tespit istemi (İİK. m. 72/1)-
Dava, ipoteğin fekki davası olup, yargılamanın devamı esnasında dava konusu gayrimenkulün cebri icra yoluyla satılması neticesinde istirdata dönüşmüş olduğundan, eldeki davanın dava şartı arabuluculuğa tabi olmadığı-
Takibe konu çeklerin bedelsiz olduğu iddiasına dayalı borçlu olmadığının tespiti (menfi tespit) istemi-
Bonoya dayalı icra takibine karşı açılan menfi tespit davasında, senedin önceden başka bir amaçla açığa atılan imzanın üstünün bilgisayar ve yazıcı marifetiyle sonradan doldurulması suretiyle oluşturulduğu yönündeki sahtelik iddiasının mutlak defi niteliğinde olup herkese karşı ileri sürülebileceği; yaptırılan teknik bilirkişi incelemesiyle imza çizgilerinin üzerinden yazıcı mürekkebinin geçtiğinin (metnin imzadan sonra basıldığının) saptanması hâlinde ispat yükünün yer değiştirerek bunun aksini ispat külfetinin alacaklıya geçeceği, alacaklının senedin sonradan doldurulmadığını kesin delillerle kanıtlayamaması durumunda davanın kabulü ile borçlu olunmadığının tespitine karar verilmesi gerektiği; ceza soruşturmasında verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararının da hukuk mahkemesini bağlamayacağı-