Dava konusu bononun genel kredi sözleşmesinin teminatı için verildiği ve davacıların bonodaki imzalara ve yazılara herhangi bir itirazlarının bulunmadığı- Kredi sözleşmesi kapsamında kullanılan kredilerin ödenmemesi üzerine ihtarname gönderildiği, bu ihtarname sonrası ödemeler yapıldığı, ancak ödenmeyen krediler bakımından 29.09.2017 tarihinde söz konusu bu kredinin takibe alındığı- Takip tarihine kadar da herhangi bir ödeme yapılmadığı, her ne kadar davacılar bononun düzenlenme tarihindeki borcu teminat altına aldığını ileri sürmekte ise de, gerek bono bedeli ve gerekse genel kredi sözleşmesi ile aynı tarihte düzenlenmiş olması hususları birlikte değerlendirildiğinde, bononun genel kredi sözleşmesi limiti kapsamında kullanılacak kredileri teminen düzenlendiği- Taraflar arasında genel kredi sözleşmesine istinaden kullandırılan krediler dışında başkaca bir işlem olmadığından takibe konu 30.09.2015 keşide tarihli senedin genel kredi sözleşmesinin teminatı için verildiği, genel kredi sözleşmesinin teminatı için verilen senetle bankanın doğmuş alacağını talep edebileceği-
6. HD. 16.04.2025 T. E: 2024/944, K: 1511
Davalı alacaklı icra dosyasına beyanda bulunarak, "borçlu olarak gösterilen kişinin isim ve Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarasının sehven yazıldığı, borçlu sıfatının silinmesini talep ettiklerini" beyan etmişse de bu dilekçenin davacıya tebliğ edilmediği ve davacının aynı gün birkaç saat önce verilen dilekçeden haberdar olmasının beklenemeyeceği- Davalının, "davacının borçlu sıfatının silinmesi" talebinin İcra Müdürlüğünce kabul edildiği göz önüne alındığında, dava tarihi itibarıyla davacı aleyhinde başlatılmış icra takibi bulunduğundan, icra tehdidi altında bulunan davacının menfi tespit davası açmakta hukuki yararının bulunduğu- Davalı vekili, "senetlerde davacının borçlu olmadığını, sehven davacı hakkında takip başlattıklarını" beyanla davacı iddialarını kabul ettiğinden, mahkemece sonuç itibarıyla menfi tespit davasının kabulüne karar verilmesinin yerinde olduğu, ancak mahkemece 1/3 oranında karar ve ilam harcına hükmedilmesi ve davalı vekilinin kabul beyanı ön inceleme duruşmasından önce yapıldığından, 1/2 oranında vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği-
Davalı bankanın alacağın tahsili için yasal haklarını kullanarak davacılardan alınan senetleri takibe koyduğu ve borcun ödenmesinden sonra takibe devam etmediği- Borcun davadan önce davalılarca yapılan ödeme ile sona erdiği- Davalı bankanın yasal hakkını kullanmasından dolayı haksız hacizden söz edilemeyeceği, kötüniyet tazminatının söz konusu olamayacağı-
İcra takibi başlatıldıktan sonra açılan menfi tespit davalarında kanunun emredici hükmü gereğince ihtiyati tedbir yoluyla icra takibinin durdurulmasına hukuken imkân bulunmadığı- Bu safhada borçluya tanınan yegane hukuki korumanın takip konusu alacağın tamamının icra dosyasına depo edilmesi ve buna ek olarak yasada öngörülen teminatın sağlanması şartıyla icra veznesine giren paranın alacaklıya ödenmesinin tedbiren engellenmesinden ibaret olduğu- İlk derece mahkemesince alacağın tamamı depo edilmeksizin eksik şartlarla tedbir kararı verilmesi usul hukukuna aykırı ise de kararı kanun yoluna taşımayan taraf lehine aleyhe bozma yasağı ilkesinin devreye gireceği ve bu hususun üst merci tarafından ancak eleştiri konusu yapılabileceği- Bu hukuki illiyet bağı muvacehesinde kanunun mutlak yasağı karşısında icranın durdurulması talebinin reddedilmesi yönünde kurulan hükümde usul ve yasaya aykırı herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı-
Takip tarihi itibariyle ve davalının icra dosyasına talepte bulunduğu tarih itibariyle davacıların 485.946,50 TL borcunun bulunmadığı, bu nedenle basiretli bir tacir gibi davranması gereken bankanın alacağından açıkça fazla olan miktar için senedini takibe konu etmesinin kötüniyetli olduğu-
Çekin yazı ile yazılan "altıyüzellibin YTL" kısmında tahrifat bulunmadığı, Adli Tıp raporunda belirtildiği üzere rakam ile "650,00 YTL" kısmında önceden yazılmış yazılara ait belirgin fulaj izleri ve mekanik silintinin varlığının görüldüğü, evvelce var olan yazıların seçilemediği, poliçe bedeli hem yazı hem de rakamla gösterilip de iki bedel arasında fark bulunursa, yazı ile gösterilen bedelin üstün tutulacağı gerekçesiyle iade-i muhakeme talebinin kabulüne karar verileceği-
İlamın, hükmün verilmesi (tefhimi) tarihinden itibaren on yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağı- İlamın zamanaşımına uğradıktan sonra tebliğe çıkartılması halinde hükmün aleyhine olan tarafın, temyize başvurararak ilamın zamanaşımına uğramış olması nedeniyle bozulmasını sağlayabileceği-
Menfi tespit davasının, arabuluculuğa tabi olduğu-
Taraflar arasındaki satış sözleşmesinin geçersiz olduğu ve senetlerin bedelsiz kaldığı belirlendiğinden bu aşamada dava konusu takip dosyaları nedeniyle davacının borçlu olmadığının sabit olduğu, geçersiz olan araç satış sözleşmesinin yerine getirilmediği gözetildiğinde geçersiz sözleşme nedeniyle herkesin aldığını geri vermekle yükümlü olacağı-