Dava, kambiyo senedine dayanarak başlatılan icra takibinde bedelsizlik iddiasıyla menfi tespit istemine ilişkin olup, kambiyo senedine karşı ileri sürülen bedelsizlik iddiasının yazılı belge ile kanıtlanması gerekeceği-
Davacı vekilinin, müvekkillerinin imzaladıkları 70.000,00 TL bedelli senet ile müvekkillerinden sadece birinin tek başına imzaladığı 16.000,00 TL'lik iki adet senedin bedeli ödendiği halde iade edilmediğini, söz konusu senetlerin davalılar tarafından takibe konulmak istenildiğini ileri sürerek, müvekkillerinin bu senetler nedeniyle davalılara borçlu olmadığının tespiti ile %40 kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep ettiği davada, davacıların ödeme iddiasını usulünce ispat edemedikleri, karşı tarafa yemin teklif etmedikleri, davalıların tefecilik suçundan yargılandığı Asliye Ceza Mahkemesi' nin dosyasında dava konusu senetlerin ödendiğine dair bir belirleme yapılmadığı, davalıların tefecilik suçundan ceza almalarının ödeme iddiasının ispatı için yeterli olmadığı; davanın reddi gerektiği-
Menfi tespit davasında, davalının beyanlarıyla senetteki "nakten" kaydını senedin taşınmaz devri sebebiyle düzenlendiğini beyan ederek tal'il ettiği, senetteki kaydı talil eden davalının ispat yükünü üzerine aldığı, davalının iddialarını ispata yarar delil ibraz edemediğinden davanın kabulü ile davacı tarafça ödenen 15.000,00 TL'nin istirdatına, davaya konu bononun iptali ile davacıya iadesine karar verilmesinin isabetli olduğu-
Bozma kararı verilmekle ilk kararın tüm sonuçları ile birlikte ortadan kalkacağı, bu nedenle tarafların her bir talebi hakkında kazanılmış haklar gözetilerek yeniden hüküm oluşturulacağı, diğer yandan bozma kararına uyulmakla bozmaya uygun inceleme ve değerlendirme yapılması gerekeceği, dava konusu olan takibe konu olmayan senetler yönünden bedelsizlik iddiasına dayanan menfi tespit iddiasının yazılı belge ile kanıtlanmasının lazım olduğu, mahkemece bu senetler yönünden davacının delilleri değerlendirilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekeceği-
Davacının, banka tarafından kendisinden istenen çek sorumluluk bedellerinden sorumlu olmadığını belirterek, menfi tespit isteminde bulunduğu, asıl borçluya verilen çek karnesi sebebiyle iade edilmeyen çekler nedeniyle bankanın ödemek zorunda kalacağı zorunlu karşılıkların kefilden bankaya, depo edilmesinin istenebilmesi için kefilin imzasının bulunduğu sözleşmede açık hüküm bulunması gerekeceği, davalı banka tarafından mahkemeye sunulan sözleşmede kefilin sorumlu olacağına dair açık bir hüküm bulunmadığından kefil olan davacının depo konusunda sorumluluğu bulunmadığı, mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı-
Menfi tespit davasına konu ilam edayı içermediğinden, buna dayalı olarak ilamlı takip yapılamayacağı-
Birleşen tazminat ve menfi tespit davası-
Davanın kredi kartı sözleşmesindeki imzaya itiraz sebebine dayalı menfi tespit davası olduğu, sözleşmedeki imzanın davacıya ait olmadığı kabul edilerek davanını kabulüne karar verilmiş ise de sözleşmede asıl borçlu kart sahibi olarak görülen davacıya kredi kartının teslim edilip edilmediğinin araştırılması gerekeceği, zira, kart hamiline kredi kartı teslim edilmiş ve bu kart ile harcama yapılmış ise, yapılan harcamalardan kartı kullanan kart hamilinin sorumlu tutulmasının gerekeceği, aksi halde kart hamilinin sebepsiz zenginleşmesinin söz konusu olabileceği-
Avalistin senetteki şekil eksikliği dışında asıl borçlu ile lehtar arasındaki ilişkiden dolayı menfi tespit isteminde bulunamayacağı-
Mahkemece sözü edilen takip dosyasındaki dosya borcunun belirtilen tarihte ödenip ödenmediği hususunun araştırılıp sonucuna yönelik bir karar verilmesi, bonoda aval sıfatıyla imzası bulunan kişi yönünden ise, dava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nın 614/2 maddesi uyarınca aval verenin şekle ait bir noksandan başka bir sebeple batıl olsa bile borçtan sorumluluğunun devam edeceği kuralı gözetilerek delilerin değerlendirilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekeceği-
