Davanın, bono nedeniyle menfi tespit istemine ilişkin olduğu, bono üzerinde davacının isminin yazılı olduğunun, şirket kaşesi üzerinde 2 imzanın bulunduğunun, davacının şirketi temsile yetkili olduğunun anlaşıldığı, şirket kaşesi üzerinde bulunan imzaların şirketi temsilen atılmış olduğunun kabulü gerekeceği, bu durumda davacının senetten şahsi olarak sorumlu tutulamayacağı, mahkemece bu yön gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinin bozmayı gerektirdiği- İİK 72. madde uyarınca kötüniyet tazminatına Türk Lirası cinsinden hükmedilmesi gerekirken yabancı para cinsinden hüküm kurulmasının doğru olmadığı-
Uyuşmazlığın, davalının şirketinde pompacı olarak çalışan kişinin, davalı işletme sahibi adına para tahsil etmeye yetkili olup olmadığı hususunda olduğu, TBK'nın 552. maddesi ( 818 sy BK m.453 ) uyarınca tacir yardımcısı konumunda olan şahısların para tahsil etme ve makbuz verme yetkisinin bulunduğu, söz konusu kişinin de benzin istasyonunda pompacı olması sebebiyle satış işlemlerine yetkisinin olduğunun işin işleyişi gereği olduğu, mahkemece, bu husus üzerinde durularak araştırma ve inceleme yapılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekeceği-
Davacının 22.02.2016 tarihinde davadan feragat ettiğini mahkemeye bildirdiği, dava dilekçesinin davalı tarafa 23.02.2016 tarihinde tebliğ edildiği, davalı vekilinin de cevap dilekçesi sunduğu, davalı vekilinin cevap dilekçesinde davacının davadan feragat ettiğini bildiklerini beyan ettiği,feragat, yargılamayı sonlandıran taraf işlemi olmakla HMK 311. maddesi uyarınca yapıldığı anda kesin hüküm sonuçlarını doğuracağından vaki feragat sebebiyle davanın red kararı sonucunda davalı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığı-
Davanın, imza inkarı nedeniyle açılan menfi tespit istemine ilişkin olduğu, mahkemece ceza soruşturması dosyasındaki rapora itibar edilerek karar verilmiş ise de bu rapor hüküm vermeye yeterli ve denetime açık mahiyette olmadığı gibi henüz ceza soruşturmasında alınmış ve kesinleşmemiş bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının da isabetsiz olduğu-
Davanın, kambiyo senedine karşı borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkin menfi tespit davası olduğu, senedin malen kayıtlı olup, mal verildiğine karine olduğu, davacı vekilinin dava dilekçesinde dayanmış olduğu deliller kısmında münhasıran davalı defterlerine dayanmadığı, bu durumda ispat külfeti davacı tarafta olup iddiasını usulüne uygun yazılı delillerle kanıtlaması gerekirken davalının münhasıran dayanılmayan defterleri sunulmadığı gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı-
Davanın, davalı tarafından icra takibine konulan 23.07.2013 tarihli çekin sipariş avansı olarak verildiği iddiasına dayalı menfi tespit davası olduğu, ispat külfeti davacı tarafta olup,bu çekin davalı şirkete avans olarak verildiğini usule uygun yazılı delillerle kanıtlamasının gerekli olduğu, mahkemece ispat külfetinin tayininde hataya düşülerek çekin davalı defterlerinde kaydının bulunmadığı,davacı defterinde sipariş avansı olarak kaydedildiği gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı-
Takibe konu çekin, sahte ve tahrif edildiği ile zaman aşımına uğradığı iddiasıyla icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında, mahkemenin HMK'nun 209. maddesi gereğince tedbir kararı verdiği, davalı petrol ofisinin itirazı üzerine mahkemenin; "davanın İİK 72.maddesine göre açılan menfi tespit davası olması ve özel düzenleme bulunması sebebiyle HMK 209 maddesine göre verdiği tedbir kararını İİK 72/3.maddesine göre %15 teminat mukabilinde icra veznesine girecek paranın alacaklıya ödenmemesi" şeklinde değiştirdiği, özel düzenlemenin genel düzenlemeden önce değerlendirilmesi gerektiği, mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu-
Davacı ile davalının, ihdas nedeni nakten şeklinde yazılı olan senedin mal karşılığı olduğunu belirterek karşılıklı olarak ihdas nedenini talil ettikleri, çift taraflı talil durumunda ispat yükü yer değiştirmeyeceği için davacının senedin bedelsiz olduğunu kanıtlamak zorunda olduğu, mahkemece davacının bu yöndeki delilleri toplanıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken ispat yükünün tayininde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı-
Mahkemece sulh protokolü başlıklı belgeye ve bu belgede borçluya atfen atılan imza hakkında araştırma yapılıp imza inkar edilirse imzanın aidiyeti konusunda rapor alınıp ve bu imzanın borçluya ait çıkmaması halinde kullanılmak üzere takip konusu bononun 2.000 TL iken 42.000 TL bono olarak tahrif edilip edilmediği yönünden de rapor alınıp elde edilecek sonuca göre karar verilmesi gerekeceği-
Borçlular tarafından dosya borcunun tamamının fer'ileri ile birlikte icra dosyasına ödenmesinden sonra açtıkları menfi tespit davası ile icra veznesine giren paranın alacaklıya ödenmemesine dair verilen tedbir kararı nedeniyle, paranın icra veznesine yatırıldığı tarih ile bu tedbir kararı arasındaki dönem için alacaklının faiz istemesinde yasaya aykırı bir yönün bulunmadığı-