Alacak ve itirazın iptali davalarının konusu ticari satıştan kaynaklanmakta olup yine birleşen dava menfi tespit davasının konusu da kambiyo senedi ile borçlu olunmadığının tespitine ilişkin olduğundan, olayın ticari nitelikli olduğu ve davanın açıldığı tarih itibariyle ticaret mahkemesinde görülmesi gerektiği-
Ceza mahkemesince verilen beraat kararı hukuk hakimini bağlamaz ise de ceza mahkemesinin maddi olgu tespiti hukuk hakimini bağlayacağı- Ceza mahkemesinde imzanın davacıya ait olduğu kabul edildiğinden, menfi tespit davasına bakan mahkemece bu kararın kesinleşmesinin beklenmesi gerektiği-
İpotek işlemine esas olan vekaletnamedeki imzanın sahte olduğu tespit edildiğinden, menfi tespit davası hakkında bir karar verildikten sonra istirdat talebinin değerlendirilmesi gerektiği-
Davanın açılmasından sonra, davalı taraf, dava konusunu üçüncü bir kişiye devrederse, davacının isterse, devreden tarafla olan davasından vazgeçerek, dava konusunu devralmış olan kişiye karşı davaya devam edeceği ve bu takdirde davacı davayı kazanırsa, dava konusunu devreden ve devralanın yargılama giderlerinden müteselsilen sorumlu olacağı ; isterse de davasını devreden taraf hakkında tazminat davasına dönüştüreceği- Mahkemece davacı vekiline HMK. mad. 125 hükmünde öngörülen seçimlik haklarından hangisini kullandığı sorulup sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken bu yön gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığı gibi hükmün verilmesinden sonra müddeabihi temlik alanın maddi hatanın düzeltilmesi adı altında yapılan bir işlemle davalı sıfatı ile hükme eklenmesinin de doğru olmadığı-
Kural olarak keşidecinin, kendi imzası dışında lehdar ve cirantaların imzasının sahteliği iddiasında bulunamayacağı, TTK 790. madde uyarınca davalının senedi elinde bulundurması nedeniyle yetkili hamil olduğunun kabulü gerekeceği, mahkemece davacı keşidecinin iddiasına dayanarak lehdarın ciro imzasının geçersizliği kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı-
Davanın menfi tespit istemine ilişkin olduğu, davacının dava konusu çeklerin avans çeki olduğu şeklindeki iddiasını yazılı delil ile ispatlayamadığı için dayandığı bu vakıayı ispat için yemin deliline dayandığını usulüne uygun şekilde beyan ettiği, bu durumda mahkemece bu vakıaya uygun yemin sorusu hazırlanarak buna göre davalıya yemin davetiyesi çıkarması gerekirken, yemin sorusunu hazırlama işini davacıya tevdi ederek zamanında hazırlanmadığı gerekçesiyle yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı-
Mahkemece aralarında ithalat ve ihracaat konusunda uzman bir bilirkişinin bulunduğu üç kişilik bilirkişi aracılığıyla banka kayıt ve defterleri üzerinde inceleme yapılmak suretiyle tarafların iddia ve savunmaları, davalı tarafın bilirkişi kurulu raporuna itirazları da dikkate alınarak dosya içeriğine uygun ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme sonucu yetersiz bilirkişi raporuna dayanarak yazılı şekilde karar verilmesinin bozmayı gerektirdiği-
Davanın icra takibine konu çek nedeniyle borçlu bulunmadığının tespiti istemine ilişkin olduğu, davaya konu çekin keşide tarihinde davacının, dava dışı çek keşidecisi şirketin yetkilisi olmadığı, mahkemece çekin ileri tarihli keşide edildiği kabul edilmiş ise de bu konuda dosya içerisinde yazılı delilin bulunmadığı, mahkemenin çekin ileri tarihli düzenlendiği yönündeki kabulünün doğru olmadığı, bu nedenle yetkisiz temsilci konumunda olan davacının dava konusu çek bedelinden şahsen sorumlu olduğu, mahkemece bu hususlar dikkate alınarak davanın reddi gerekeceği-
Tüketici kredisi sözleşmesini kefil sıfatı ile imzalayan davalının öncelikle asıl borçluya başvurulup takibin sonuçsuz kalması gerektiğini bunun yapılmadığını, takibin kesinleşmesinden sonra evinde menkul haczi yapıldığını, haciz sırasında muhafaza tehdidi ile maaşının ¾ ünün kesilmesi konusunda muvafakat alındığını, bir süre maaşının ¾ 'ünün kesildiğini, daha sonra başvuru üzerine İcra Hakimliği tarafından bu durum iptal edildiğini ve maaşından ¼ oranında kesinti yapılmaya devam edildiğini, dava tarihi itibariyle yapılan kesintilerin iadesi ile borçlu olmadığının tespitine talebiyle açtığı davanın kabulü ile kötüniyet tazminatının reddine karar verilmesinin isabetli olduğu, eksik vekalet ücretinin düzeltilerek karanın onanmasına karar verilmesi gerektiği-
HMK'nun 304/1. maddesinde hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hataların mahkemece düzeltilebileceği, aynı Yasa'nın 305/2. maddesinde ise tavzihin ancak hükmün yeterince açık olmaması, icrasında tereddüt uyandırıyor olması yahut birbirine aykırı fıkralar içermesi halinde yapılabileceği öngörülmüş olup, tashih ve tavzih yoluyla hüküm fıkrasında taraflara tanınan hakların sınırlandırılmasının veya değiştirilmesinin mümkün olmadığı-
