İİK’nun 72/4. maddesi uyarınca menfi tespit davasının reddedilmesi halinde tazminata karar verilebilmesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesi ve bu kararın uygulanmış olması gerekeceği, dosyanın incelenmesinde mahkemenin verdiği ihtiyati tedbir kararının teminat yatırılarak icra dosyasında uygulanmadığının anlaşıldığı, açıklanan yasa maddeleri uyarınca tazminat şartları gerçekleşmediğinden tazminat isteminin reddine karar verilmesi gerekeceği-
Mahkemece verilen kararın gerekçesinde "davacı tarafın iddiasını ispat edemediğinden davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." denildiği, hüküm kısmında ise "Davanın kabulüne" şeklinde hüküm kurulmak suretiyle gerekçe ile hüküm arasında çelişki yaratılmış olup, hüküm ile gerekçe arasındaki bu çelişki nedeniyle HMK'nın 294 ve 297 (HUMK'un 381. ve 388.) maddeleri uyarınca hükmün bozulmasına karar vermek gerekeceği-
Davanın bonodaki imzanın inkarı nedeni ile açılmış menfi tespit ve istirdat istemine ilişkin olduğu, bonodan dolayı ihtiyati haciz kararı alındığının, 25/01/2012 tarihinde hacze gidildiğinin ve protokol düzenlendiği bu tarihten sonra 16/02/2012 tarihinde ise davacının da imzası bulunan ibraname olduğunun belirlendiği, ihtiyati haciz sırasında yapılan protokol haciz baskısı altında yapıldığı kabul edilerek geçersiz ise de bu tarihten 20 gün sonra yapılan ibranamenin düzenlenmesinde haciz baskısından söz edilemeyeceği, bu ibraname nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken senetteki imza incelemesine gidilerek kabul kararı verilmesinin doğru olmadığı-
Mahkemece bozmaya uyulduğu halde bozma gereklerinin tam olarak yerine getirilmediği ve menfi tespit davasında hüküm altına alınması gereken miktarın hükümde açıkça gösterilmediği, mahkemece konusunda uzman bir bilirkişiye ticari defter ve kayıtlar üzerinde inceleme yaptırılarak özellikle davacıya satıp teslim ettiğini iddia ettiği mallarla ilgili deliller teslim belgeleri, cari hesap ekstreleri gibi tüm kayıt ve belgeler ve varsa davacının ödeme iddiasına konu ödeme belgeleri eksiksiz olarak incelenip iddia ve savunma çerçevesinde uyuşmazlık incelenip, ayrıntılı ve Yargıtay denetimine elverişli bilirkişi raporu alındıktan sonra tüm deliller hep birlikte değerlendirilerek menfi tespit davasının özelliği de gözetilerek uygun sonuç dairesinde bir hüküm kurulması gerekeceği-
Davanın, tacirler arasında görülen menfi tespit istemine ilişkin olduğu, TTK’nun 4. maddesi uyarınca ticari dava niteliğinde olduğundan TTK’nun 5. maddesi uyarınca ticaret mahkemesinde görülmesi gerekeceği, görev hususu re'sen gözetileceğinden mahkemece davanın görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek karar verilmesinin doğru olmadığı-
Ceza mahkemesinin verdiği beraat kararı hukuk hakimini bağlayıcı nitelikte değilse de, davalı hakkında yağma suçundan açılan ceza davasında davalı beraat etmiş olup, dosyaya sunulan delillerden senedin yağma fiili ile alındığına dair somut ve inandırıcı delile de rastlanmamış olduğundan, davacı senet nedeniyle borçlu olmadığını kanıtlayamamış olduğu ve mahkemece buna göre bir karar verilmesi gerektiği-
Satış sözleşmesinde tarafların edimlerini aksine anlaşma olmadıkları takdirde, aynı anda ifa etmeleri kural olduğundan, peşin satış karinesi uyarınca davacının çeklerin avans niteliğinde verildiğini ve karşılığında kısmen mal teslim edilmediğini kanıtlaması gerekeceği-
Menfi tespit davasında, davacının senetlerin korkutma yolu ile alındığı iddiasını kanıtlaması gerekirken, mahkemece yapılan araştırmada davacının cumhuriyet savcılığında verdiği ifadesi dikkate alınarak korkutma iddiasının dışına çıkılarak davanın kabulüne karar verilmesinin isabetsiz olduğu-
Tazminat istemi yönünden yapılan inceleme de, somut olayda davalı banka icra takibinde haksız ve kötü niyetli olduğundan davacı yararına İİK. 72. madde gereğince kötüniyet tazminatı verilmesi gerekeceği-
Teminatın hangi iş için verilmiş ise ancak onun için haczedilebileceği- Borçlunun İİK. mad. 72/3 uyarınca (yargılama sonucunda doğabilecek zararları karşılamak amacıyla) yatırdığı teminatın haczedilemeyeceği-