Dava konusu senedin arka yüzünde imzaları bulunan cirantaların, senette lehtar cirosu bulunmadığından, davalı lehtarın bu şahıslara başvurarak senetten dolayı alacak talebinde bulunamayacağı-Bononun ön yüzünde imzası bulunan avalistlerin, TTK. mad. 702 uyarınca senet borcunun ödenmesinden davalı lehtara karşı müteselsilen sorumlu olduğu-
Takip konusu ipotek akit tablosunun incelenmesinde resmi senedin 1. maddesinde “ Z.Ö. adına kayıtlı taşınmazın 50.000,00 TL ile E. Gıda... Ltd. Şti'nin doğmuş ve doğacak borçlarına karşılık” ifadesinin bulunduğu, bu durumda alınan ipotek teminat ipoteği olup, alacağın ispatının alacaklıya ait olduğu, mahkemece bu yön gözetilmeden ispat külfeti tersine çevrilerek, yazılı şekilde davanın reddinin doğru olmadığı, diğer yandan borçtan şahsen sorumlu olmayan 3. kişiye ait teminat ipoteğinin paraya çevrilmesi için talepte bulunulmasının borçlu ile birlikte 3. kişiye ihtar gerektireceği, bu durum kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece re’ sen gözetilmesi gerekeceği, hal böyle olunca mahkemece özellikle icra takip dosyasının aslı dosyaya getirtilip tarafların yukarıda açıklanan hususlar gözetilerek iddia ve savunma delillerine göre karar verilmesi gerekirken, ispat külfeti tersine çevrilerek yazılı şekilde karar verilmesinin bozmayı gerektirdiği-
Bonodan dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemiyle açılan davanın asliye ticaret mahkemesinde görülmesi gerektiği-
Davacı, "kefalet imzası bulunmayan kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacak için takip yapıldığını" ileri sürerek menfi tespit davası açmış olup, davalı banka ile dava dışı borçlu Şti. arasında düzenlenmiş iki adet genel kredi sözleşmesinin sadece birinde davacının imzası bulunduğundan, mahkemece takip ve dava konusu kredi alacağının "hangi kredi sözleşmesinden kaynaklandığı" hususunda banka kayıtları üzerinde inceleme yaptırılarak rapor alınması gerektiği-
Ödememe protestosu çekilmediği gerekçesiyle ciranta yönünden menfi tespit davasının kabul edilebileceği, hamilin keşideci aleyhine takibe geçmesinin ise mümkün olduğu-
Hem ceza yargılaması hem de menfi tespit davasındaki savunmasında davalı taraf senet metnini talil etmemiş olduğu gibi aleyhine sonuç doğuracak bir beyanda da bulunmadığından, ceza davasında alınan tanık ve davalı ifadeleri yazılı delil başlangıcı olarak değerlendirilip yorumlanamayacağı-
Kambiyo senedine karşı açılmış menfi tespit davasında, davacı "senedin, taşınmaz satışı için verildiğini" ileri sürmüş olup sunulan satış sözleşmesinde dava konusu bononun kayıtlı olmadığı, davalının ise "nakit verdim" diyerek "davacıya borç verdiğini" belirttiğinden, senede karşı senetle ispat külfeti gereğince sunulan deliller karşısında davanın kanıtlanamadığı dikkate alınarak reddi gerektiği-
Davanın, sahtecilik iddiasına dayalı menfi tespit istemine ilişkin olduğu, davacının takibe konu bonodaki imzanın kendisine ait olmadığını iddia ettiği, Adli Tıp Kurumu'nca verilen raporda bonodaki imzanın davacıya ait olduğuna dair kuvvetle muhtemel ifadesine yer verilmiş olup bu şekilde rapor kesin görüşü içermediğinden kabulünün mümkün olmadığı, ayrıca imza incelemesine konu belge asıllarının dava konusu bononun keşide tarihinden önceki döneme ait belgeler bulunmadığından eksik inceleme sonucu düzenlenen raporun hükme esas alınamayacağı, mahkemece bononun düzenlenme tarihinden önce davacı tarafından samimi olarak atılmış olan belge asıllarını getirterek yeniden yapılacak bilirkişi incelemesi sonucunda toplanacak tüm deliller doğrultusunda bir karar verilmesi gerekeceği-
Davalı tarafından davacıya satılan taşınmazın satış bedelinin ödenmemesi nedeniyle yapılan icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemi-
Gerek davalının, gerek dava dışı kişinin, dava konusu senedin dava dışı kişi adına tapuda kayıtlı taşınmazın davacıya satılması, satış bedelinin 1/2 sinin dava dışı kişiye ödenmesi, 1/2 sinin dava konusu senet olarak davalıya verildiği konusunda ........... Cumhuriyet Başsavcılığı'nda ki hazırlık ifadelerinde açıkça beyan ve ikrar da bulundukları, bu durumda dava konusu senedin hangi nedenle davalıya verilmiş olduğunun davalının bu şekildeki ikrarıyla belirlendiği, davalı sözü edilen taşınmazın maliki olmadığı gibi taşınmaz satış bedelinin, dava dışı malik kişiye ödendiğinin de dosya içeriğinden anlaşıldığı, gerek bu sebeplerle gerekse tapuda kayıtlı bir taşınmazın tapu dışı bir işlemle satışının geçersiz olması ve geçersiz satışlarda, herkesin aldığını iade zorunluluğu bulunması sebebiyle, davalının maliki olmadığı bir taşınmazı tapu dışı bir işlemle satması yönündeki savunmasının geçersiz işlemi geçerli hale getirmeyeceği gözetildiğinde somut olayda dava konusu senedin karşılıksız olduğu davacıya iadesi gereken bu senetten dolayı davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi gerekeceği-