Dava tarihi itibarıyla uyuşmazlığa bakmak görevi tüketici mahkemesine ait olduğundan, mahkemece davaya tüketici mahkemesi sıfatıyla bakılıp yargılama yapılması gerekirken, asliye hukuk mahkemesi sıfatıyla yargılama yapılıp karar verilmesinin doğru olmadığı-
Tefhim edilen kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki yaratıldığından, bu halin HMK'nın 298/2 maddesine aykırılık teşkil ettiği-
Mahkemece davacının borçlu olmadığı miktar belirlenip bu miktar üzerinden menfi tespit hükmü kurulması gerekirken olumlu tespit kararı şeklinde karar verilmesinin doğru olmadığı-
Haksız haciz nedenine dayalı el konulan emekli maaşının iadesi istemine istirdat davası yerine, haczedilmezlik şikayeti ile ilgili olarak icra mahkemesine başvuruda bulunulması gerektiği-
Bedelsizlik iddiası ile açılan istirdat davasında, davalının kollukta vermiş olduğu beyanında, ''...T. E. ile S. E. veya Nami E.'ya plakasını hatırlamadığım traktörü 18.600 TL karşılığında vadeli olarak sattım. Bu satış karşılığında protol yaptık..'' dediği, senet ihdas nedeni olarak da ''nakden'' yazıldığı dikkate alındığında, davalının bu beyanının talil niteliğinde olup olmadığı hususunda gerekirse yeniden bilgisine başvurularak varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği- İstirdat davasında kötü niyet tazminatına hükmedilmeyeceği-
Mahkemece davacıya dava dilekçesindeki talep sonucu açıklattırılarak hangi icra takip dosyasından dolayı ne miktarda borçlu bulunmadığının tespitinin istenildiği hususu somutlaştırılarak ve bu şekilde dava değeri belirlenip eksik harcın tamamlatılması suretiyle yargılamaya devam olunması gerekirken harç ikmali yapılmaksızın yargılamaya devam olunup yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı-
Davalının icra takibinde kötüniyetli olduğuna dair herhangi bir delil bulunmadığından kötüniyet tazminatının reddine karar verilmesi gerektiği-
Davacı-borçlu "dava konusu çeklerin davalı-alacaklıdan alınacak mallar karşılığı avans olarak verildiğini" ileri sürmüş, davalı ise "verilen çeklere karşılık mal teslimi yapıldığını" belirtmiş olup mahkemece tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda yeni bilirkişi raporu alınarak "davaya konu çeklerin davalı ve davacı ticari defterlerine göre avans niteliğinde olup olmadığı"nın araştırılması gerektiği-
Dava, davacı aleyhine başlatılan icra takibi nedeniyle borçlu olunmadığının tespitine yönelik olarak açılan menfi tespit davası olup, icra takip dosyası derdest olduğundan zamanaşımının söz konusu olmadığı, o halde, mahkemece, işin esasına girilip taraf delillerinin toplanarak hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekeceği-
İstirdat davası yönünden bir yıllık hak düşürücü sürenin kararın kesinleşmesinden itibaren başlayacağı, davanın açıldığı tarih itibarı ile bir yıllık hak düşürücü sürenin dolmadığı anlaşıldığından hükmün bozulması gerektiği-
