Hakkında tedbir kararı verilen davalı-son hamilin kişisel defilerin varlığını bile bile TTK'nun 687/1. maddesi gereğince borçlu keşideci ve lehtar zararına çeki iktisap ettiği iddia edildiği ve taraf olarak davada yer aldığı yaklaşık ispat ölçüsünde taraf delillerinin değerlendirileceği tabi olup verilen tedbir kararının karşılıklı hak ve menfaat dengelerine uygun bulunduğu, yapılan itirazın yerinde olmadığı ve mevcut hukuki durumun korunmasının ileride telafisi imkansız zararların doğmasını önleyeceği gözetilerek, ihtiyati tedbir kararına yapılan itirazın reddinde usul ve yasaya aykırı bir yön görülmediği-
Kira ilişkisine dayalı menfi tespit davasında, davalı, takip konusu bononun teminat olarak verildiğini kabul ettiğine göre, davacının takip konusu bono miktarı kadar borçlu olduğunu ispatlamak zorunda olduğu, davacı-borçlunun teminat kapsamında olan borçları hesaplanarak karar verilmesi gerektiği- Kiraya verenin, kiracının ödemesi gereken elektrik ve su borcunu ödemesi halinde kiracıdan isteyebileceği- "Dava konusu alacağın % 15'i tutarında teminat karşılığında menfi tespit davası sonuçlanıncaya kadar icra dairesindeki paranın alacaklıya ödenmemesine" dair tedbir kararı verilmiş ise de, bu kararın infaz edilmediğinden, tazminat talebinin reddine gerektiği-
Zorlama altında keşide edildiği ceza mahkemesi kararı ile sabit olan bonodan dolayı borçsuzluk iddiasının (beyanın geçersizliğine ilişkin definin) sonraki hamillere karşı ileri sürülebileceği- Önceden menfi tespit davası açan borçlunun, icra takibinin kesinleşmesinden sonra, haciz sırasında, "borçlu olmadığı"na ilişkin iddialarını tutanağa geçirmek suretiyle ödeme taahhüdünde bulunmasının, bu taahhüdün, çekince (ihtirazi kayıt) ileri sürülerek ve cebri icra baskısı altında yapıldığı anlamına geleceği, yani, davacı keşidecinin ödeme taahhüdünde bulunmasının, borçlu olduğunun ikrarı olarak kabul edilemeyeceği- Kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takipte, şikâyete başvurulsa da takibin kesinleşmesinin engellenemediği ve ödeme yapılmaması hâlinde alacaklının, borçluya ait para, mal ve haklar üzerine haciz konulmasını isteyebileceği-
Menfi tespit davasında HMK'nun 209.maddesi uyarınca takibin durdurulması şeklinde bir ihtiyati tedbir kararı verilmesi ve buna yönelen itirazın reddi usul ve yasaya aykırı olup, çoğun içinde az da vardır kuralı gereğince İİK'nun 72/3 maddesi uyarınca tedbir kararı verilmesi gerektiği-
Senedin irade dışı ele geçirilerek fiili gerçeklere aykırı düzenlendiği iddialarına dayalı olarak açılan menfi tespit davasında davacının senetteki yazı ve imzaların sahte olarak düzenlendiği veya mevcut yazı veya imzalarda sahtecilik yapıldığına ilişkin bir iddiası olmadığından, davacı iddialarının özel düzenleme niteliğindeki HMK'nun 209.maddesi kapsamında imza ve yazıda sahtecilik olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı- İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddiaların istinaf aşamasında ileri sürülmesi mümkün olmadığından, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen İİK'nun 72/3.maddesi gereğince icra veznesine yatacak paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir talebinin reddi gerektiği-
İmza inkarında yaklaşık ispata itibar edilerek ihtiyati tedbir kararı verildiğine göre, imzanın borçlu-davacıya ait çıkabileceği gözardı edilmemelidir, bu nedenle, menfi tespit davasının dava alacaklı lehine sonuçlandığı takdirde, tedbir nedeniyle alacağını geç almış alacaklı lehine yüzde yirmi tazminata hükmedileceği ve tazminatın öncelikle gösterilen teminattan karşılanacağı gözetilerek yüzde yirmi teminat alınması gerektiği-
Davacı-borçlunun "hangi miktar borçlu olmadığı"nın tespitinde belli bir hesaplama ve değerlendirme ile birlikte değişen yasal mevzuata göre hakimin takdirine ihtiyaç bulunduğundan, bu tür davalarda talep konusunun miktarının taraflar arasında tartışmasız veya açıkça belirli olduğu kabul edilemeyeceği ve davacı-borçlunun kısmi dava açmakta hukuki yararı bulunduğu-
İhtiyati tedbir karar tarihi itibariyle, takip konusu çek bankadan tahsil edilmiş olup, takibin asıl alacaklı yönünden devam imkanı olmadığından, konulan ihtiyati tedbir kararı nedeniyle davalı alackalı lehine takip konusu asıl alacak miktarı üzerinden hesaplanacak % 20 oranında tazminata hükmolunmasının uygun olmadığı-
Genel kredi sözleşmesinin tarihine, miktarına ve limitine ilişkin kısımların yazılmasında farklı türden kalem kullanılmasının, kefalet sözleşmesini geçersiz hale getirmeyeceği-
Menfi tespit davasına "çeklerin avans olarak verildiğini" iddiasının davacı-borçlu tarafından yazılı delille ispatlaması gerektiği-
