İcra takibinin kesinleşmesinden sonra, dosya borcunun tamamını, asıl alacak ve fer'ileri ile birlikte karşılayacak teminat mektubunun icra dosyasına sunulduğu görüldüğünden, mahkemece, dosya borcunun tamamının yatırıldığı ve dolayısıyla hacizlerin aşkın hale geldiği dikkate alınarak şikayetin kabulüne karar verilmesi gerekeceği-
Davacı tarafından dava konusu çekler nedeniyle, tedbir istemine konu icra takiplerinin dava tarihinden önce açılmış olması karşısında, İİK'nun 72/3.fıkra 1.cümle gereği; icra takibinden sonra açılan menfi tespit davalarında, ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemeyeceği-
İİK'nun 72. maddesi uyarınca açılan menfi tespit davasında, uyuşmazlığın ihtiyati tedbir talebinin reddi kararına yönelik olup, icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında takibin durdurulması şeklinde ihtiyati tedbir kararı verilmesinin mümkün olmadığı- Somut olayda davacı tarafın ihtiyati tedbir talebi İİK'nun 72/3. maddesi uyarınca, kabul edildiğinden ve İİK'nun 72/3. maddesi uyarınca takipten sonra açılan menfi tespit davasında tedbir yoluyla takibin durdurulmasına karar verilemeyeceğinden, davacı vekilinin bu aşamada istinaf talebinde hukuki yararı kalmadığı anlaşıldığı-
İİK'nın 72/3. maddesi gereğince, icra takibinden sonra açılan senedin sahte olarak oluşturulduğu iddiasına dayalı menfi tespit davasında tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilip verilemeyeceği-
Her ne kadar mahkemece, davacının SGK ile anlaşması olan hastane doktorlarından birini seçmek yerine SGK ile anlaşması olmayan bir doktoru seçmesi kendi tercihi olduğundan hastanenin düzenlediği faturayı ödememesi TMK’nun 2. maddesi anlamında dürüstlük kuralına aykırı olacağından davanın reddi gerektiği benimsenmiş ise de, davalı hastane tarafından yapılan tüm işlemler değerlendirilmek suretiyle, hastanın acil statüsünün devam edip etmediği, hastanenin anılan durumdaki hastadan ücret tahsil etmesinin doğru olup olmadığı hususlarına ilişkin, aralarında doktor da bulunacak şekilde, konularında uzman üç kişilik heyetten bilirkişi raporu alınarak, taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine açık, ayrıntılı ve gerekçeli rapor tanziminin sağlanarak, hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekeceği-
Bozma kararına uyulması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak doğar, bu aşamadan sonra bozmanın gereklerinin yerine getirilmesinin zorunlu olduğu-
Alacaklı (davalı) tarafından 30.01.2007 vade tarihli bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla 28.03.2007 tarihinde borçlu (davacı) aleyhine icra takibi başlatıldığı, adres araştırması nedeniyle aradan uzun bir süre geçtikten sonra 25.02.2011 tarihinde ödeme emri borçluya tebliğ edilip borçlu tarafından 15.04.2011 tarihli belgeyle borcun ödendiği, vadesinde ödenmeyen bir borç nedeniyle alacaklının başlattığı icra takibinde haksız ve kötü niyetli olduğu söylenemeyeceği- Borcun ödenmesinden sonra alacaklının icra takip işlemlerine devam etmesi ve bundan sonra eldeki menfi tespit davasının açılmış olması nedeniyle "haksız ve kötü niyetlilik" olgusunun icra takibinden sonra gerçekleşmesi hâlinde de tazminata karar verilip verilemeyeceği hususunda, İİK'nın 72/5. maddesinin borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan "takibin" haksız ve kötü niyetli olmasını aradığı, burada "takibin" denilmekle takip tarihindeki haklılık durumunun esas alındığı, böyle olunca da davacı lehine İİK'nın 72/5. maddesindeki tazminat koşullarının oluşmadığı-
Senette tahrifat yapıldığı hususu tespit edilse de, davacının "duruşmada bono nedeniyle borcunun bulunduğunu" kabul ettiği, davacının ikrarı ve senedin arka sayfasındaki notlar nazara alınarak menfi tespit davasının kısmen kabulüne karar verilmesinin yerinde olduğu-
Davacının yapmış olduğu ödemeleri kanuni delillerle ispat ile mükellef olduğu, bu bakımdan mahkemece, banka yoluyla ve icra dosyasına yapılan ödemeler dışında kalan miktar için davacıdan var ise kanuni delillerini sunmasının istenilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekeceği-
Davacı, davalılara ödediği paranın dava tarihindeki TL karşılığını talep ettiğine göre, davacının ödediği bedelin dava tarihindeki döviz kuru üzerinden TL'ye çevrilip bu tutara hükmedilmesi gerekeceği- Davacı vekili, alacağın avans faiziyle tahsilini talep etmiş olup, Dairemizin ilk bozma ilamıyla eksik inceleme nedeniyle davanın reddi kararının bozulduğu, mahkemece bozma ilamına uyularak verilen ikinci kararda davanın kısmen kabulü ile alacağın kanuni faiziyle tahsiline karar verildiği, ikinci kararı davacı vekilinin temyiz etmediği, davalılar vekilinin temyizi üzerine kararın, yine eksik araştırma gerekçesiyle bozulduğu, bu durumda, ikinci bozma ilamı öncesi verilen tahsil hükmü davacı tarafça temyiz edilmediğinden faiz türü yönünden davalılar lehine usuli kazanılmış hakkın oluştuğu, böylece mahkemece, alacağın kanuni faiziyle tahsiline karar verilmesi gerekirken talep gibi avans faiziyle tahsil hükmü kurulmasının doğru olmadığı-
