Yetkisizlik hususu resen gözetilemeyeceği- Dava hakkında bir karar verilmeden önce taraf teşkili sağlanması gerektiği-
Davacı dava dilekçesinde, para makbuzları altındaki imzayı inkar etmemiş, para makbuzları karşılığında aldığı bedellerin borç olmadığını, aralarında imzaladıkları sözleşme gereğince yapılan ödemeler olduğunu belirterek borçlu olmadığının tespitini istemiş ise de para makbuzlarının altında “borç olarak” ibaresi yazıldığı anlaşıldığından bunun aksini davacının ispat etmesi gerekeceği, dosyaya sunulan para makbuzlarında gönderilen paranın borç olarak verildiğine dair yazı mevcut olup, davacının verilen para makbuzlarının sözleşme karşılığı olduğuna yönelik deliller sunması gerekeceği-
Davacı ile davalı arasında 1.6.2012 tarihinde haricen taşınmaz satış vaadi sözleşmesi imzalanmış olup, davalı, TOKİ’den aldığı taşınmazın satışı hususunda ödemeler yapıldıktan resmi devrin yapılacağı hususunda anlaşmalarına rağmen davacı tarafından ödeme yapılmadığından TOKİ tarafından sözleşmenin feshedilmesi nedeniyle uğradığı zararın tazmini amacıyla icra takibi başlattığına yönelik savunma yapmış, davacı ise, imzalanan taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin geçersiz olduğunu ileri sürerek başlatılan icra takibi nedeniyle borçlu olunmadığının tespitine karar verilmesini istemiş olup tapu iptal ve tescil gibi taşınmazın aynına ilişkin bir talebinin bulunmadığı, bu itibarla, eldeki davanın taşınmazın aynına ilişkin dava gibi değerlendirilmesinin mümkün olmadığı-
Avukatlığını yapan davalının vekalet ücreti alacağını icra takibine koyduğunu, takibin kesinleşmesinden dolayı ödemede bulunduğunu ancak, davalıyı haklı olarak azlettiğini ve davalının ücrete hak kazanmadığını ileri sürerek, ödediği 90.100,00 TL'nin davalıdan tahsiline-
İcra takibinde gerek davacı ve gerekse davalı taraf olarak yer aldığından, dava dışı işçilerin alacağından haberdar olan davalının ödeme tarihinden itibaren davacıya karşı faizden sorumlu olduğu- Davacı taraf, icra takibine itiraz etmeyip kendi kusuru ile dava açmak zorunda kaldığından kendi aleyhine sonuçlanan menfi tespit ve şikayet davaları ile ilgili masrafları istemesinin mümkün olmadığı-
Tarafların tüm delilleri toplanarak konusunda uzman bilirkişi heyetinden tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda ve itirazlarını karşılar nitelikte taraf, Mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli uzman bilirkişi heyetinden rapor alınarak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği-
Davacının, icra takip dosyalarından dolayı borçlu olmadığının tespitini ve mükerrer tahsil edilen harç miktarının davalıdan tahsilini istemesi, mahkemece de davanın kabulüne karar verilmesi karşısında yargılama giderleri ve vekalet ücretinin, davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilen miktar da gözetilerek belirlenmesi gerekeceği-
Menfi tespit davasında, "dava sonuna kadar %15 teminat karşılığı nakdi veya kati süresiz teminat mektubu karşılığı İİK 72/2 md. uyarınca takibin ihtiyati tedbir yoluyla durdurulmasına" biçiminde ihtiyati tedbir kararı verilmiş ise de, bu tedbir kararının temel ilişki dışındaki cirantaları da kapsayacak nitelikte olduğu, oysa ancak kötüniyetli hareket edildiğinin sabit olması durumunda böyle bir tedbir kararı verilebileceği- Bu halde, ihtiyati tedbir isteminin takdiren çek bedelleri toplamının %15'i oranında teminat karşılığı kabulü ile teminat yatırıldığında dava konusu çek'lerin sadece davalı tarafından icraya konulmasının tedbiren önlenmesine yönelik karar verilmesi gerektiği-
Taraflar arasında, davalının kefil olduğu hisse devrinden başka bir akdi ilişki bulunmadığı- Devir protokolü uyarınca, taraflar arasındaki ilişkinin tümüyle değerlendirilerek protokol hükümleri ve verilen bonolarla, yapılan ödemeler nazara alınarak davacının yaptığı ödemelerden bonolardan mahsubu gereken miktar olup olmadığı varsa ne miktar olduğu belirlenerek buna göre menfi tespit talebinin değerlendirilmesi ve ilişkinin tümüyle irdelenerek sonuca varılması gerekirken sırf teminat senedi beyanına dayalı olarak karar verilmesinin doğru olmadığı-
Peşin satışta mal ve bedelin aynı anda ödeneceği- Kömür karşılığı düzenlenen bononun, kömürün teslim edilmemesi nedeni ile bedelsiz kalmasına rağmen takibe konu edildiğini belirterek, bono nedeni ile borçlu bulunmadığının tespitine ilişkin davada, taraflar senedin hangi amaçla düzenlendiğine ilişkin bir kayıt eklememiş olup davacı peşin satışa dayanmış ve ödeme vasıtası olarak düzenlenen bononun avans olarak verilmesine rağmen malın teslim edilmediğini iddia ettiğinden, ispat yükünün yer değiştirdiği ve edimlerin aynı anda ifası gerektiğinden, bu karinenin aksini ispat külfetinin davacıya geçtiği- Kambiyo senedi hukuken geçerli olduğundan, menfi tespit davasında, davacı-borçlunun "bononun kömürün tesliminden önce avans olarak verildiğini, malın (kömürün) teslim edilmediğini" ve "senedin bedelsizliğini" yazılı delille ispatlaması gerektiği-
