Yargılama, isticvabına karar verilen tarafın yokluğunda devam etmekte olsa bile, o tarafa isticvap davetiyesi gönderilebileceği- Ç.lan taraf özürsüz olarak gelmediği veya gelip de soruları cevapsız bıraktığı takdirde, mahkemece sorulan vakıaların ikrar edilmiş sayılacağı- Davacının ... tarihinde 170.000 TL'yi "konut bedeli" açıklaması ile dava dışı A.Ş.'nin banka hesabına yatırdığı ve aynı tarihte sözleşmede 310.000 TL bedelle satıldığı belirtilen A.Ş. adına kayıtlı bağımsız bölümün tapuda davacı adına tescil edildiği hususları bir arada değerlendirildiğinde; davacının davalıdan haricen devraldığı taşınmaz bedelinin 310,000 TL olduğunu ispat ettiği, davacı adına tescil edilen taşınmaz için yaptığı ödemelerin davalı tarafından kabul edilen kişinin ise anılan sözleşmeyi teyzesi olan davacı nam ve hesabına yapan ve bazı edimleri onun adına ifa eden kişi konumunda olduğu-
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda; 17.01.2011 tarihli Bizmer Radyoloji Merkezinde yapılan lomber MR tetkikinde, L5 (vertebra) omurunda herhangi bir yükseklik kaybından bahsedilmediği ancak davacı hastanenin aynı gün yaptığı vertebra grafisinde L5 vertebrada yükseklik kaybı izlendiği ve netice olarak da bağımsız radyoloji merkezinde yapılan incelemede olmayan bulguların, davacı hastanede varmış gibi gösterilerek uygun olmayan SUT kodundan ödeme talep edilmiş olduğu değerlendirilmiştir. Ancak, dosya içerisinde mevcut olan 17.01.2011 tarihli Bizmer Radyoloji Merkezinden alınan MR sonucu incelendiğinde, bilirkişi raporundakinin aksine, "L5 vertebrada yükseklik kaybı dikkati çekmektedir" yazdığı, dosyadaki mevcut belgeler ve davacının, bilirkişi raporuna itirazları da değerlendirildiğinde, bu haliyle, alınan bilirkişi raporunun, hükme esas alınamayacağı, hal böyle olunca, konusunun uzmanı bilirkişiden, taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli, tarafların iddia ve savunmalarını karşılar nitelikte rapor alınarak, sonucu çerçevesinde bir karar verilmesi gerekeceği-
Davacının yaptığı ödemeler, ödeme tarihi itibari ile anaparadan düşülüp, faize ilişkin olarak TBK’nın 88. ve 120. maddeleri dikkate alınarak, takip tarihine kadar faiz işletilmesi sureti ile hesap yapılıp denetime elverişli rapor düzenlenmesi için dosyanın konusunda uzman yeni bir bilirkişiye tevdi edilmesi gerektiği-
Dava dışı 3. kişinin davacı adına bono düzenlemeye dair açık yetkisi bulunmadığı ve 3. kişiye verilen vekaletnamede yetki alanlarının açıkça belirtildiği, vekilin yetkisinin sınırlı olduğu anlaşıldığından davacının açtığı menfi tespit davasının kabulü gerektiği-
Davalı alacaklının icra takibinde haksız ise de takipte kötüniyetli olduğuna dair herhangi bir delil bulunmadığından kötüniyet tazminatı isteminin reddi gerektiği-
Menfi tespit davasında İİK. mad. 72/4 uyarınca davalılar lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği-
İtirazın iptali davasından önce açılan menfi tespit davası, itirazın iptali davasını doğrudan etkileyeceğinden menfi tespit davasının bekletici sorun yapılması gerektiği-
"Davacı-alacaklı ile ticari ilişkisini sona erdirdi halde, boş olarak verilen teminat senedinin davalı-alacaklı şirket tarafından doldurulup icra takibine konu edildiği" belirtilerek açılan menfi tespit davasında, davacı-borçlu, davalının ticari defterlerine delil olarak dayanmış olduğundan, dolayı davaya konu bononun davalı-alacaklının ticari defterlerinde kayıtlı olup olmadığı, kayıtlı ise bedel veya teminat konusunda herhangi bir açıklamanın bulunup bulunmadığı hususunda bilirkişi incelemesi yaptırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği-
Kambiyo senetleri sebepten mücerret olup taraflar arasındaki cari hesap ilişkisinin dikkate alınarak bonodan dolayı borçlu bulunup bulunmadığı konusunda karar verilmesinin yerinde olmadığı, kaldı ki davaya konu bonolar davacı defterlerinde kayıtlı değildir, bu nedenle imza incelemesine esas olacak belge asılları getirtilerek davaya konu bonoların düzenleme tarihindeki şirket yetkilisine ait olup olmadığının grafolog bilirkişi aracılığıyla inceleme yaptırılarak alınacak bilirkişi raporu doğrultusunda karar verilmesi gerektiği-
Çeklerin, "teminat çeki" olarak verildiği iddiasının yazılı delille ispatı gerektiği- Dava tarihinden sonra taraflar arasında düzenlenen protokolde davacı-borçlunun, icra takibine konu borcu kabul etmiş olduğu anlaşıldığından, artık çeklerin teminat karşılığı verildiğinin ileri sürülemeyeceği-
