İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında, daire önüne gelen uyuşmazlığın ihtiyati tedbirin kaldırılması talebinin reddi kararına yönelik olduğu- Mahkemede dava konusu olan bononun takip dosyasına konu yapılan 3.000.000,00 USD bedelli bono olduğu, temlik alan vekilince gerekçe yapılan adli tıp kurumunun raporunun Ağır Ceza Mahkemesi'nin talebi üzerine düzenlendiği ve o davadaki takibin takip dosyasına konu 3.000.000,00 USD bedelli bono olduğu, buna göre adli tıp kurumu raporunun dava konusu bono ile ilgili uyuşmazlığın çözümü için yeterli içeriği taşımadığı, eldeki dava konusu bono için henüz bir rapor düzenlenmediği gerekçeleriyle temlik alanın talebin reddine karar verilmiş, kararı temlik alanın, davalıların İİK'nun 72/3 maddesi uyarınca %115 teminat yatırması gerektiğini belirterek tedbir kararının kaldırılması talebinin reddine karar verildiği-
Sahtecilik nedenine dayalı menfi tespit davasında, HMK'nun 209.maddesi kapsamında farklı bilirkişi raporları olması hatta imzanın sahte olmadığına ilişkin raporların varlığı gözetildiğinde, mahkemenin yaklaşık ispat kuralını da gözeterek ihtiyati tedbir talebini reddetmesinde yasaya aykırı yön bulunmadığı- Davacının dava konusu senedin ortaklık pay ve prim alacağı davası nedeniyle verildiği, alacağın Asliye Ticaret Mahkemesinin dosyası üzerinden alınan bilirkişi raporuna binaen senetteki bedel kadar borçlu olmadığını iddia ederek İİK’nun 72/3.maddesine dayanarak tedbir talebinde bulunduğu, davacının talebi İİK 72/3 kapsamında olduğundan HMK 209. Madde kapsamında değerlendirilmemesi gerektiği-
İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında HMK mad. 209 uyarınca takibin durdurulması şeklinde ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceği-
Davalı alacaklı tarafından davacı borçlu kefile ve dava dışı asıl borçluya karşı 103.309,05 TL bedel için ilamsız takip yapılmış olup davalı alacaklı vekili tarafından davacı kefilin takipteki sorumluluğunun 15.000 USD karşılığı 27.138 TL olduğu, davacı borçlu yönünden takibe bu miktar üzerinden devam edilmesinin beyan edildiği, davalı-alacaklının bu beyanının takipten kısmen feragat olduğu ve bu beyanın geçerli olması için feragat harcı yatırılması gerekmediği- İcra müdürlüğünce yazılmış olan haciz yazısının resen ve yanlış olarak yazılması halinde bu durumun icra süreci içerisinde düzeltilmesinin mümkün olduğu-
Kural olarak menfi tespit davasında ispat külfeti alacaklıda olmasına karşın malen düzenlenmiş bonolar mal verildiğine karine teşkil ettiğinden alacaklının bu alacağını ispat etmiş sayılacağından senetlerin bedelsiz olduğunu iddia eden borçlunun iddiasını yine aynı güçte delil ile kanıtlaması gerekip, davacının sunduğu delillerin menfi tespit davasının ispatına yeterli olmadığından davanın reddi gerektiği-
Borçlunun emekli maaşından yapılan kesintilerin iadesine yönelik isteminin genel hukuk mahkemelerinde istirdat talebine konu olabileceği- İcra mahkemesince, sadece şikayet tarihinden sonra gelen ve henüz alacaklıya ödenmemiş olan icra kasasındaki paranın iadesine karar verilebileceği-
Çekten kaynaklanan menfi tespit davasında, çeklerin davalılardan avans olarak verildiği kanıtlanamadığı gibi hamilin de ne şekilde kötü niyetli olduğu davada tartışılıp gerekçelendirilmemiş olup, davalı defterlerinde çekin kaydının bulunmamış olması veya davacı defterlerinde tek yanlı olarak düzenlenen avans kaydının olması çekin bedelsiz kaldığını göstermeyeceğinden davanın reddine karar verilmesi gerektiği-
Davacının iddiasının bu davadan önce bono lehdarına karşı açtığı davada bonoda yazılı meblağın 100.000.000.000 TL olduğunu kabul ederek davasını bedelsizlik ve daha sonra ödeme nedenine dayandırmış olması nedeniyle temyiz incelemesine konu davada davacının bu yeni iddiasının dinlenmesinin mümkün olmadığı, davacının çelişkili davranış yasağını ihlal etmiş olduğu-
Borçlunun, hakkında henüz icra takibi başlamadan önce de yapılabilecek olası bir takibi düşünerek, kendisini bir borçla tehdit eden kimseye karşı “böyle bir borcu bulunmadığının saptanması” için dahi menfi tespit davası açabileceği kabul edilmişken, hakkında yürümekte olan bir icra takibi olan borçlunun, bu davayı açmasında hukuki yararının bulunduğunda hiç kuşku olmadığı gibi, böyle bir davayı açmasına da hiçbir hukuki engelin bulunmadığı, alacaklının elinde İİK.nun 68. maddesinde sayılan belgeler bulunmaması, borçlu hakkında başlattığı icra takibine, borçlunun itiraz etmek suretiyle takibi durdurması da borçlunun menfi tespit davası açmakta hukuki yararı bulunmadığını kabule yeterli olmayıp, bu halde dahi borçlunun borç tehdidi altında olup, bu nedenle de menfi tespit davası açmakta hukuki yararının olduğu- Davanın konusuz kalması halinde davalının yargılama giderinden sorumlu tutulmaması için yeter ve zorunlu tek şartın davanın açılmasına sebebiyet verilmemesi olduğu, buna göre, mahkemece, tarafların haklılık durumuna ilişkin herhangi bir tespite yer verilmeden davalılar aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığı-
Davacı vekilinin ıslah dilekçesi ile ileri sürdüğü yeni istekler ıslah kapsamında değerlendirilemeyeceği gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 119 vd. maddelerinde düzenlenen dava açma prosedürüne ilişkin usuli şartları taşımaması nedeniyle ek dava olarak da kabul edilemeyeceğinden davacı tarafa menfi tespit davası açması için süre verilmesi ve bu davanın sonucuna göre tapu iptal ve tescil istekli eldeki davanın çözüme kavuşturulması gerekeceği-
