Borcun doğum tarihinin taraflar arasında yapılan ilk sözleşme tarihinin göre tasarrufun bu tarihten sonra yapıldığı- Dava konusu taşınmazı devralan davalı üçüncü kişinin taşınmazı devreden davalı borçlu şirketin yetkilisi ile evli olduğu anlaşıldığından, İİK. m. 280/1 gereğince borçlu şirketin mali durumu ile alacaklıları ızrar kastını bilebilecek kişilerden olduğu-
Davalı dördüncü kişinin tanığının "davalı borçlunun babasını iş sebebiyle 2010 yılından beri tanıdıklarını, kendisinin de dayısı davalı üçüncü kişi ile birlikte çalıştığını" beyan ettiği; 2010 yılından beri iş sebebiyle tanışık bulunan kişilerin söz konusu kötü niyeti bilmesi gereken kişilerden olduğu, kötüniyetin 4. kişi davalı A. tarafından bilinmesi gerektiği- Dava konusu tasarruf ile otel devredildiğinden tasarrufun İİK 280/3 maddesi gereğince ticari işletme devri niteliğinde olması sebebiyle de bahse konu tasarrufun iptale tabi olduğu-
Mahkeme ilamına dayalı alacağın başlatıldığı takipte, bu alacağın ödendiğinin (itfa edildiği) ancak; İİK 33 üncü maddesi gereği, icra emrinin tebliği üzerine borçlunun yedi gün içinde dilekçe ile icra mahkemesine başvurarak itfa edildiği itirazında bulunup, İtfa iddiasını yetkili mercilerce re'sen yapılmış veya usulüne göre tasdik edilmiş yahut İcra Dairesinde veya İcra Mahkemesinde veya mahkeme önünde ikrar olunmuş senetle veya genel mahkemelerde açılacak bir menfi tespit davası ile ispatının mümkün olduğu, tanık beyanı ile ilama bağlı alacağın ödendiğinin ispat edilmesi mümkün olmadığı-
Dava konusu taşınmazın bedelinin kredi çekilerek ödendiğinin anlaşılmış olması, kredi bedeli ile birlikte değerlendirildiğinde bu gayrı menkul yönünden İİK madde 278/2 maddesinde belirtilen şekilde misli aşan bedel farkının olmadığı ve davalı borçlular ile davalı üçüncü kişi arasında tanışıklık ilişkisinin de bulunmadığı anlaşıldığından mahkemece verilen "davanın reddine" dair hükümde bir isabetsizlik bulunmadığı-
Davacının talebi doğrultusunda tapuda gözüken son malikin kim olduğu tespit edilerek ve davaya dahil edilerek taraf teşkilinin sağlanması gerektiği- Davalı üçüncü kişinin dava konusu gayrımenkulü alacağına karşılık satın aldığını beyan etmesine, taşınmazın kısa aralıklarla ve düşük bedellerle ve haciz yükü ile birden fazla el değiştirmesi, satış işleminin dahi malik adına davalı borçlu tarafından vekaleten yapılması, rayiç bedel ile tapudaki satış bedelleri arasında bir mislinden dahi fazla fark bulunması, bedelin ödendiğinin ispatlanamamasının yapılan tasarrufun İİK'nın 279/I-2, 278/2-2 ve 280/1 inci maddeleri gereğince iptaline sebep olacağı-
İİK m. 278'de belirtilen nedenler yönünden tasarrufun iptali şartı gerçekleşmediği- İİK. 280. maddesi yönünden yapılan değerlendirmede ise davalı üçüncü kişinin oğlu tarafından aynı binadaki taşınmazını, dava konusu tasarrufun yapıldığı tarihte davalı borçluya sattığı, alacaklarına zarar verme kasdıyla hareket eden borçlunun taşınmazını satıp yeni bir taşınmaz almasının çelişkili olduğu, davacı alacaklının kredi verme tarihi ile taşınmazın devri arasında iki yıla yakın bir zaman bulunması hususları birlikte değerlendirildiğinde davalı üçüncü kişinin zarar verme kastıyla hareket etmediğinin anlaşıldığı-
Uyuşmazlığın, İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkin olduğu- Davalının dava konusu meskeni satın aldıktan sonra aidatlarını ödediği, elektrik su aboneliklerini adına aldığı, davalılar arasında akrabalık, arkadaşlık, tanıdıklık ilişkisinin bulunmadığı, davalının borçlunun mali durumunu ve ızrar kastını bilecek kişilerden olduğunun ispat edilmediği, gerçek satış ile tapuda gösterilen değer arasında misli bir fark olmadığı anlaşıldığından, davalı hakkında verilen " tasarrufun iptali davasının reddine" ilişkin kararda bir isabetsizlik bulunmadığı-
Dördüncü kişiler hakkında iptal kararı verilebilmesi için kötüniyetli olduklarının davacı tarafından ispatlanması, yani bu kişilerin borçlunun durumunu ve amacını bilen veya bilebilecek kişilerden olduğunun ispatlanması gerektiği- Dördüncü kişiler yönünden bedel farkı varlığının iptal nedeni olarak kabul edilemeyeceği- Davalı Dördüncü kişiler delillerin 6183 s. AATUHK m.. 30 değerlendirilmesi; iptal koşullarının, yani kötüniyetlerinin varlığı halinde tasarruf tarihine kadar olan davacının alacak ve ferileri tespit edilerek, bununla sınırlı olarak tasarrufun iptaline ve davacıya haciz ve satış yetkisi tanınmasına, aksi halde yani davalı dördüncü kişiler kötüniyetli olduğu, yani borçlunun durumunu ve amacını bilen veya bilebilecek kişilerden olduğunun ispatlanamadığı takdirde davanın davalı üçüncü kişi yönünden bedele dönüşmesi nedeniyle 6183 s. AATUHK m. 31 gereğince davacının tasarruf tarihine kadar olan alacak ve ferileriyle sınırlı olarak davalıdan devraldığı taşınmaz hissesini elden çıkardığı tarihteki değeri kadar tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesi gerektiği- 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 168. maddesinde değişiklik yapan 5904 sayılı Yasanın 35. maddesi “6183 sayılı Yasanın uygulanmasından doğan her türlü davalar için avukatlık ücreti tutarı maktu olarak belirlenir” hükmü gereğince maktu vekalet ücreti takdiri gerekirken nispi vekalet ücreti takdir edilmesinin hatalı olduğu-
Dava konusu taşınmazları devralan davalı 3. kişi davalı borçlunun kızı olup, İİK'nun 280/1.maddesi kapsamında borçlunun mali durumu ile alacaklıları ızrar kastını bilebilecek kişilerden olduğunun anlaşılmasına göre "davanın kabulüne" ilişkin kararda bir isabetsizlik bulunmadığı-
İvazlar arasında fark bulunduğunun bilirkişi raporu ile sabit olduğu ve davalı üçüncü kişinin borçlunun eski eşi olduğu, tarafların anlaşmalı olarak boşandıkları, davalı borçlu tarafından konkordato başvurusundan hemen önce mal kaçırmaya yönelik devirler yapılmış olduğu gerekçesiyle tasarrufun iptali davasının kabulüne karar verilmesinin isabetli olduğu-
