Kural olarak, bozma ilamına uyulmakla taraf yararına usuli kazanılmış hakkın doğacağı ve uyulan bozma ilamı çerçevesinde araştırma ve inceleme yapma zorunluluğunun ortaya çıkacağı, ancak, TMK.nun 713/1 ve MK.nun 639/1 maddesine dayalı davaların kamusal yönü ağırlıklı davalar olduğu, hakimin taraf delillerinin haricinde ve gerek gördüğünde re'sen araştırma yetkisinin de bulunduğu, bu sebeple Daire’nin bozma kararının, taraflar için lehte ve alehte usuli kazanılmış hak oluşturmayacağı-
Kadastroda tescil harici bırakılan yerler için açılan tescil davalarında TMK.’nun 713/3 maddesi uyarınca Hazine ve ilgili kamu tüzel kişileri yasal hasımdır. Somut olayda; dava konusu yerin köyde bulunması nedeniyle Hazine yanında, köy tüzel kişiliğine de husumet yöneltilmesi gerekir. Taraf teşkili sağlanmadan işin esasına girilerek hüküm kurulmasının hükmün bu nedenle bozulmasına sebep olacağı-
Dinlenen tanık anlatımları ve ziraat bilirkişi raporunda, çevredeki bir fabrikanın harfiyatından çıkan toprağın bu yere doldurularak çay bahçesi haline getirildiği anlaşılmış ise de; Daire'nin yerleşmiş içtihatlarına göre tescil harici bir yerin toprak doldurularak tarıma elverişli hale getirilmesinin imar ve ihya sayılmayacağı-
Tapu sicilinden malikin kim olduğunun anlaşılamaması hali; taşınmaz malın sahibinin kim olduğunun bilinmesine yarayacak, kimliğini ortaya koyacak gerekli bilgi ve belgelerin tapu sicilinden (kütüğünden) çıkarılmasının imkânsız olmasıdır (Yargıtay HGK.’nun 10.04.1991 tarih 1991/8-51 Esas, 194 Karar ve 15.04.2011 tarih 2011/8-111 Esas, 2011/180 Karar sayılı ilamları). Genel olarak, gerekli dikkati gösteren herkesin kayıtlarda malikin kim olduğunu anlayamayacağı hallerde tapu sicilinde yazılı olan malikin bilinmediğinin kabulü gerekir. Dava konusu parselin maliki bilinen kişi olup, kim olduğunu belirlemeye yarayan belgeler tapu kütüğünde mevcuttur. Buna göre davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesinin hükmün bu nedenle bozulmasına sebep olacağı-
Raporda, birikmiş taşlıkların bulunduğu, genel yapısının çakıllı-killi yapıda olduğu bildirildikten sonra tarafların itiraz etmediği çekişme konusu yere ait fotoğrafların sunulduğu, söz konusu fotoğraflarda taşınmazın ekonomik amaca uygun zilyetliği engelleyecek yoğunlukta çakıllık ve taşlık olduğunun anlaşıldığı, bundan ayrı, 19.07.2010 havale tarihli jeolog bilirkişi G.bin Ö. tarafından sunulan raporun sonuç bölümünde de, taşınmazın üzerinde alüvyal malzeme ve tam yuvarlaklaşmış çakıl taşlarının saptandığı-
Mahkemece birleşen dosyada Belediye’nin açtığı Kamulaştırma Kanunu’na dayalı hükmen tescil dosyasının gerek toplanacak deliller gerekse temyiz inceleme mercilerinin farklı olmaları, birleşen dosya kesinleşmeden TMK.nun 713/2.maddesine dayalı davada bir karar verme imkanı olmadığı, yargılamanın daha iyi yürütüleceği de gözetilerek asıl dosyadan tefrik edilerek ayrı bir esasa kaydedilmesi, tefrik edilen davanın bekletici mesele kabul edilerek sonucunun beklenmesi, daha sonra tefrik edilen dosyanın sonucuna göre asıl dosyadaki taleple ilgili olumlu olumsuz bir karar verilmesi gerekeceği-
TMK.’nun 713/5. fıkrasının son cümlesi için gösterilen gerekçede de şu ifade yer almaktadır. “gerçekten, mülkiyet hakkının hangi anda kazanılmış olacağı sorusunu cevaplayan bu yeni hükme göre, mülkiyet 1. fıkrada öngörülmüş olan bütün şartların gerçekleştiği anda kazanılmış olacak, yani hâkimin vereceği tescil kararı geriye dönük (makable şamil) sonuç doğuracaktır.” denilmektedir. Bu bakımdan idarece yapılan toplulaştırma işlemi kazanmaya engel oluşturmadığı gibi taşınmaz, tarla niteliğinde Hazine adına tescil edilmesi nedeniyle kamu malı niteliğindeki yerlerden de değildir. O halde, mahkemece taşınmazın tespit dışı bırakıldığı tarihten davanın açıldığı tarihe kadar davacı lehine kazanma süresi ve koşullarının oluşup oluşmadığı üzerinde durulması ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin hükmün bu nedenlerle bozulmasına sebep olacağı-
Miras bırakana ait nüfus aile kayıt tablosu ve mirasçılık belgesi istenilerek davacıdan başka mirasçısı bulunup bulunmadığının araştırılması, başka mirasçı bulunduğunun belirlenmesi halinde, HMK. 243 ve 244 uyarınca, taşınmaz başında keşif yapılmak suretiyle dava konusu parsellerin davacıya intikal şeklinin (taksim, bağış vb.) davacı, yerel bilirkişi ve tanıklardan açıkça sorulmak suretiyle tespiti, dava konusu parsellerin terekeden çıktığı ve davacının mülkiyetine geçtiğinin belirlenmesi halinde davanın kabulüne, aksi halde TMK.nun 701 ve 702.maddeleri göz önünde tutularak dava koşulu yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiği-
