3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesi gereğince miras bırakanlar ile tüm mirasçılar bakımından miktar araştırması yapılması, belgesinden taşınmaz edinip edinmediklerinin Kadastro ve Tapu Sicil Müdürlüğü’nden, zilyetliğe dayalı tescil davası açıp açmadıklarının o yer Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden sorulması, belgesizden edinilen taşınmazlara ait kadastro tutanakları ile tapu kayıtlarının Tapu Sicil Müdürlüğü’nden zilyetliğe dayalı tescil dosyalarının ise bulundukları mahkemelerden getirtilerek miktar sınırlamaları yönünden değerlendirilmesinin gerekeceği-
Miras bırakanın ölüm tarihine göre terekesi elbirliği mülkiyet hükümlerine tabi olup, davada taksime dayanılmamıştır. Mahkemece, taraf teşkili denetlenmeden davanın esasına girilerek hüküm oluşturulmasının hükmün bu nedenle bozulmasına sebep olacağı-
Tapu iptali ve tescil davalarında kural olarak, davanın kayıt malikine, kayıt maliki ölü ise, mirasçılarına yöneltilerek açılacağı, kayıt maliki C. C.ikli’ye dava yöneltilerek açılmış bulunduğuna ve dava doğru hasma yöneltildiğine göre ayrıca Tapu Sicil Müdürlüğüne husumetin yöneltilmesinin yerinde olmadığı, Tapu Sicil Müdürlüğüne karşı açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine ve yargılama oturumlarında davalı Tapu Sicil Müdürlüğü, Hazine vekili tarafından temsil edildiğine ve bu nedenle yararına AAÜT hükümleri uyarınca vekalet ücreti takdiri gerektiğine göre, bu konuda olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemiş olmasının usul ve kanuna aykırı olduğu-
Dava edilen 8 ve 165 parsel sayılı taşınmazlarda taraflar ve dava dışı kişilerin malik oldukları, davalı tarafından her ikisinin kiraya verildiği, ne var ki yargılama aşamasında 165 sayılı parselin terk edildiğinin, yani; müdahaleye son verildiğinin anlaşıldığı, bu durumda elatmanın önlenmesi konusunda yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizliğin olmadığı-
Davacı adına taşınmazı kullananların zilyetliği fer'i zilyet olup, davacı tarafından tasarruf edildiğinin kabulü zorunludur. Tapusuz taşınmaz satın alındıktan sonra alan kişinin kiraya vermesi, ortakçılık ya da yarıcılık yoluyla kullanması veya benzer yollarla herhangi bir şekilde birine kullandırması mümkün olup yapılan tasarrufun alan kişi adına sürdürüldüğünün de kabulü gerekmektedir. Bu nedenle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken dosya kapsamıyla örtüşmeyen bir gerekçeyle davanın reddine karar verilmesinin hükmün bu nedenle bozulmasına sebep olacağı-
Miras bırakanı ve diğer mirasçılar adına kadastro yolu ile veya açılan tescil davaları sonunda tescil edilmiş taşınmaz veya taşınmazlar var ise, bunların miktarlarının, çalışma alanlarının, tescil tarihlerinin Tapu Sicil Müdürlüğü ile Kadastro Müdürlüğü’nden, açılmış zilyetliğe dayalı tescil davası olup olmadığının o yer Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden sorulup belirlenmesinin ve sonucuna göre bir karar verilmesinin gerekeceği-
Mahkemece; mahallinde yapılan keşif sırasında dinlenen yerel bilirkişi ve taraf tanıkları arasındaki davacıya ait taşınmazın güney sınırında bulunan dava konusu yolun genişliği tam olarak belirlenmeden, beyanlar arasındaki çelişkiler giderilmeden ve zeminde mevcut yolu kapatacak şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmadığı gibi 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14.maddesi uyarınca miktar araştırmasının yapılmadığı; bunun dışında, TMK.’nun 713/4 ve 5.maddeleri uyarınca gerekli yerel ve gazete ilanlarının da yapılmadığı görülmüştür. Bu eksiklikler giderilmeden yazılı şekilde hüküm kurulmasının hükmün bu nedenlerle bozulmasına sebep olacağı-