Dava, kadastro öncesi kazanmayı sağlayan zilyetlik, harici satın alma ve eklemeli zilyetlik hukuksal sebeplerine dayalı olarak TMK.’nun 713/1 ve 3402 sayılı kadastro Kanunun 14. maddesi gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır. Davacı dava konusu parselin davalı tarafından kendilerine satıldığını davalı ise miras bırakan satıcının akli dengesinin yerinde olmadığını savunmuştur. Bu durumda mahkemece bu iddianın hadise şeklinde incelenerek oluşacak sonuca göre esasa girip girmemeye karar vermesi gerekirken bu hususta yeterli araştırma yapmadan yazılı şekilde hüküm kurulmasının hükmün bu nedenlerle bozulmasına sebep olacağı-
Dava, kazanmayı sağlayan zilyetlik hukuki sebebine dayalı olarak TMK.’nun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi uyarınca açılan tescil isteğine ilişkindir. TMK.’nun 713/3. fıkrası uyarınca, Hazine ve ilgili kamu tüzel kişisi durumunda bulunan taşınmazın içinde bulunduğu köy kanuni hasım durumunda bulunmaktadır. Bu nedenle taşınmazın sınırları içerisinde yer aldığı köy Tüzel Kişiliğine davanın yöneltilmesi, böylece taraf teşkilinin sağlanması, ondan sonra işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, taraf teşkili sağlanmadan yazılı biçimde hüküm kurulmasının hükmün bu nedenle bozulmasına sebep olacağı-
Dava mirasçılar arasında açılıp yürüyen bir dava olup davayı açanlar bakımından sadece miras payı oranında iptal ve tescile karar verilir. Dosyadaki bilgi ve belgelere göre dava konusu parsellerin ortak miras bırakandan kaldığı ancak; terekenin tüm mirasçıların katılımıyla paylaşımın yapılıp yapılmadığı mahkemece tam olarak belirlenemediği gibi paylaşım yapılmış ise kimlere, nerelerin ve hangi parsellerin düştüğü de açıklığa kavuşturulmamıştır. Tüm mirasçıların katılımıyla yöntemine uygun bir biçimde paylaşım yapılmış ve dava konusu taşınmazlar davacılara düşmüş ise, buna göre değerlendirmenin yapılması, hiç paylaşım yapılmamış ise, taşınmazların TMK.’ nun 701 ve 702. maddeleri gereğince elbirliği mülkiyet hükümlerine tabi olduğu düşünülerek koşulların varlığı halinde iptal ve tescil isteyen davacıların miras payı bakımından iptal ve tescile karar verilmesi gerekmektedir. Bu hususları dikkate almadan oluşturulan mahkeme kararının hükmün bu nedenlerle bozulmasına sebep olacağı-
Dava konusu yerin, Tekir Yaylası ismi ile maruf ve meşhur yerlerden olan Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki kamunun yararlandığı yayla niteliğindeki kamu mallarından bulunduğu ve özel mülkiyete konu edilemeyeceği gözden kaçırılarak, zilyetlik yoluyla kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş olmasının doğru olmadığı-
Dava konusu yerin Hazine adına tapuya bağlandığı 22.11.2007 tarihine kadar kazanmayı sağlayan zilyetlik, imar ve ihyayla taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiğinin saptanması halinde 20 yıllık kazanma süresinin imar ve ihyanın tamamlandığı tarihten Hazine adına taşınmazın tapusunun oluştuğu tarihe kadar hesaplanmasının düşünülmesinin, taşınmazın huzurevine tahsis edildiği ve kamu emlakına dönüştüğü gözetilerek iptal ve tescile değil, zilyetliğin (mülkiyetin) davacılara ait olduğunun tespitine karar verilmesinin düşünülmesinin gerekeceği-
Uyuşmazlık kadastro çalışmalarında “ham toprak” niteliğiyle Hazine adına tespit edilen taşınmazda davacı yararına TMK.’nun 713/1. maddesi uyarınca, zilyetlikle edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinde toplanmaktadır. Öncelikle dava konusu taşınmazın özelliği nedeni ile mera araştırmasının yapılması, öte yandan parselin bir tarafı dere olup çekişmeli parselin derenin etki alanında bulunup bulunmadığının bilirkişiler vasıtası ile incelenmesi sonucu bir karar verilmesi gerekirken bu hususlar ihmal edilerek oluşturulan kararın hükmün bu nedenle bozulmasına sebep olacağı-
