Satılan taşınmaz üzerinde ipotek ve haciz kayıtları varsa, alıcı taşınmazı bu kayıtlarla yükümlü olarak satın almış olacağından, satışın bunların tamamı üzerinden yapıldığının kabulü ile oransızlığın belirlenmesinde tapu kaydındaki ipotek ve haciz miktarının da göz önünde tutulması gerektiği- Sadece aynı yer nüfusuna kayıtlı olmalarının davalı üçüncü kişinin davalı borçlunun durumunu bildiği anlamına gelmeyeceği, dava konusu taşınmazın değerinden fazla fiyatla satın alınmasının başkaca delillerle desteklenmediği sürece tek başına iptal sebebi sayılamayacağı (Gerçek değeri 470.000 TL olan taşınmaz, üzerindeki 562.500 TL'lik ipotek yükü ile birlikte 375.000 TL bedel karşılığında alınmışsa da, tersine bedel farkının iptal nedeni olmayacağı-
Tasarrufun iptali davasında, davacı tarafından davanın geri alındığı ve bu aşamada geri alma hakkında karar verme yetkisi mahalli mahkemeye ait bulunduğuna göre, vaki geri alma hakkında mecburi dava arkadaşı olan diğer davalıların da görüşü alınarak bir karar verilmek üzere hükmün bozulması gerektiği-
Ara karar ile tasarrufun iptali davasının davalısının malvarlığı üzerine dava değeri kadar ihtiyati haciz konulduğu ve bu kararın icra takip dosyasından infaz edildiği uyuşmazlıkta, şikayetçinin "ihtiyati haczin taşkın şekilde uygulandığını" da ileri sürerek "teminatsız veya uygun görülecek teminat karşılığında mal varlığı üzerindeki ihtiyati hacizlerin kaldırılmasına" ilişkin isteminin tasarrufun iptali davasının yargılamasında görevli olan ve tedbir kararını veren asliye hukuk mahkemesince incelenmesi gerektiği, bu konuda icra mahkemesinin görevli olmadığı-
Bölge adliye mahkemesinin, ihtiyatı haczin kaldırılması talebinin reddine ilişkin kararının İİK'nın 265/son maddesine göre kesin olup HMK'nın 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi gereğince temyiz edilemeyeceği ve temyiz talep eden davalı asılın takdiren 3.000,00 TL disiplin para cezası ile cezalandırılması gerektiği- <br /> 
İİK'nın 277 ve devamı maddelerine göre tasarrufun iptali istemine ilişkin davanın ivazlar arasında önemli oransızlık ve davalılar arasında tanışıklık olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verildiği-
Tasarrufun iptali davalarının dinlenebilmesi için, davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK.nun 277 md) bulunması gerektiği Bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK.nun 278, 279 ve 280.maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılması gerekeceği-
Mahkemenin, Yargıtay'ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak durumu oluşabileceği- Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşeceği- Bozma kararına uymuş olan mahkeme, kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremeyeceği- Bir başka anlatımla; kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturacağı-"Usuli kazanılmış hak" kavramı ise, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ve öğretide kabul görmüş usul hukukunun vazgeçilmez ana temellerinden olup bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve uyulması zorunlu olan hakkı ifade ettiği-
Dava konusu taşınmazların haczin yapıldığı günden geriye doğru iki yıllık süre içerisinde, edimler arasında pek aşırı fark oluşacak biçimde davalı borçlu tarafından annesi davalı üçüncü kişiye devrine ilişkin tasarrufların iptaline karar verilmesinin isabetli olduğu-Davalı tarafından dilekçe ekinde sunulan menfi tespit davasında verilen eldeki davaya dayanak takip dosyasına konu çeke ilişkin davalının borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş ise de, anılan menfi tespit davasının eldeki tasarrufun iptali davasında mahkemece esastan kararın verildiği tariihten sonra açıldığı, yargılama devam ederken açılmış menfi tespit davasının mahkemece bekletici mesele yapılmasına imkanı olmadığı gibi, anılan icra takibine dayanak diğer üç adet çeke ilişkin verilmiş bir menfi tespit kararının bulunmadığının anlaşıldığı-
Davanın dayanağı olan ....................... İş Mahkemesinin ................... E sayılı dosyasında davanın reddine karar verildiğinden, karar Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiğinden, davacının bir alacağının bulunmadığı gerekçesiyle dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesi yerinde ise de vekalet ücretinin maktu olarak belirlenmesi gerekirken nispi olarak belirlenmesinin doğru olmadığı, ne var ki bu yöndeki yanılgının giderilmesinin yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte bulunmadığı-
Henüz 2. alacaklılar toplanamadığı için davayı iflas masasının da takip etmesinin mümkün olmadığı, tasarrufun iptali davasında borçlunun iflası ve davanın iflas masası tarafından takip edilmesi halinde feragat yetkisi iflas masasına ait ise de feragat beyanının yapıldığı tarihte henüz iflas masasının davacı konumuna yasal olarak gelmesi mümkün olmadığı, bu sebeple davacı alacaklıların feragat beyanının geçerli kabul edilmesi gerektiği-