Bölge Adliye Mahkemesinin geçici hukuki korumalara ilişkin verdiği kararlara karşı temyiz yoluna gidilmesi mümkün olmayıp temyiz talebinin kötü niyetle yapıldığı anlaşıldığından, "6100 sayılı Kanun'un 368 inci maddesi yollamasıyla aynı Kanun'un 329 uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca temyiz talep eden davalı asılın takdiren 3.000,00 TL disiplin para cezası ile CEZALANDIRILMASINA", dair verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı-
Tasarrufun iptali davalarında dava değerini, takip konusu alacak miktarı ile iptali istenilen şeyin değerinden hangisi az ise o değerin oluşturmakta olduğu-
Tasarrufun iptali davalarında dava değerini, takip konusu alacak miktarı ile iptali istenilen şeyin değerinden hangisi az ise o değerin oluşturduğu-
Tasarrufun iptali davalarında amacın, borçlunun haciz ya da iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da "iyiniyet kurallarına aykırılık" nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamak olduğu- Bu tür davaların dinlenebilmesi için, davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması, borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin bulunması ve davanın 5 yıllık hak düşürücü süre içinde açılmış olması gerektiği- Bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK'nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığının araştırılması gerekeceği-
Tasarrufun iptali davalarında dava değerinin dava konusu gaynmenkullerin tasarruf tarihindeki gerçek değeri veya davanın dayanağı olan icra dosyasındaki takip rakamından hangisi daha az ise o rakam üzerinden belirleneceği-
Şikayete konu edilen ihtiyati haciz kararının İİK'nın 281/2. maddesine göre verilmiş gerçekte ihtiyati tedbir niteliğinde bir karar olduğu, ayrıca ihtiyati hacizlerin tatbik edildiği ............. İcra Müdürlüğü'nün ............. Esas sayılı takip dosyasında şikayetçi ................. Ltd. Şti'nin borçlu sıfatının bulunmadığı, hakkında herhangi bir icra takibinin başlatılmadığı, sadece hakkında tasarrufun iptali davasının yargılaması sırasında verilen ihtiyati haciz kararının infaz edildiği, bu haliyle İİK’nın 266. maddesinin somut uyuşmazlıkta uygulanma imkanının bulunmadığı görülmekle, mahkeme kararına istinaden şikayetçinin mal varlığı üzerinde tatbik edilen ihtiyati hacizlerin taşkın olması sebebiyle ve ayrıca teminatsız veya teminat karşılığında kaldırılması isteminin, tasarrufun iptali davasının yargılamasında görevli olan ve ihtiyati tedbir mahiyetinde ihtiyati haciz kararını veren ................ Asliye Hukuk Mahkemesince değerlendirilmesi gerekeceği-
Vekaletnamesinde kanun yollarından feragat yetkisi bulunan davalı vekilinin 25.03.2024 havale tarihli dilekçesi ile temyizden feragat ettiklerini beyan ettiği, bu durumda, davalı vekilinin temyiz dilekçesinin feragat sebebiyle reddine karar verilmesi gerektiği-
Limited şirket temsilcisi olmasa dahi; limited şirketin hakim ortağının, tasarrufun iptali davası açabileceği- Dava konusu araç tasarruf tarihinde ... Şti. adına kayıtlı olup, limited şirketin hakim ortağının davacının yapılan satış işlemi ve sonuçları limited şirketi doğrudan ilgilendirdiğine göre, şirket ortağının dava açabileceği, dava açmakta hukuki yararının bulunduğu-
Dava konusu bağımsız bölümlerin 31.12.2020 tarihinde dava dışı (P)’ye devredildiği anlaşılmakta ise de, bu devirlerin kim tarafından yapıldığı, cebri icradan ihale ile yapılıp yapılmadığı anlaşılamadığı gibi bu devirlere ilişkin resmi tapu devir senetlerinin de, dava dosyası içerisinde ve UYAP ile oluşturulan elektronik ortamda bulunmadığı belirlendiğinden tasarrufun iptaline karar verilmesi gerektiği-
Tasarrufun iptali davasına konu malların cebri icra yolu ile satılması söz konusu olmayıp iptal edilen tasarrufun tarafı olan üçüncü kişi tarafından rızaen elden çıkarılmış olması nedeni ile alacaklının haklarının üstün tutulması gerektiği- İİK m. 24'de malın borçlu tarafından teslim edilmesi halinden söz edilmekte ise de, borçlu tabirinin geniş yorumlanması ve tasarrufun iptali kararı üzerine malı rızaen elinden çıkaran üçüncü kişinin de borçlu olarak değerlendirilmesi gerektiği-