Temyiz dilekçesinin süre aşımı sebebiyle reddine ilişkin İlk Derece Mahkemesince verilen ek karar uygun olduğundan temyiz isteminin reddi ile söz konusu kararın onanması gerektiği-
Tasarrufun iptali davalarında dava değerini, takip konusu alacak miktarı ile iptali istenilen şeyin değerinden hangisi az ise o değerin oluşturduğu- Dava konusu markanın tasarruf tarihi itibariyle belirlenen gerçek değerinin temyize konu edilen Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırının altında kaldığı-
TBK'nın 19. maddesine dayalı tasarrufun iptali davasında dava değerinin davacının icra takibine konu kesinleşen alacak miktarı ile iptali istenilen tasarrufların tasarruf tarihindeki değerinden hangisi az ise o değer üzerinden belirlenmesi gerektiği-Anayasa Mahkemesinin 01/02/2024 tarih ve 2023/110 Esas ile 2024/35 Karar sayılı ilamıyla “varlık yönetim şirketlerinin yaptıkları işlemlerin ve bunlarla ilgili düzenlenen kâğıtların 492 sayılı Kanuna göre ödenecek harçlardan süresiz olarak istisna tutulmuş olması, varlık yönetim şirketlerine diğer teşebbüslerin aleyhine olacak nitelikte önemli bir avantaj sağlamaktadır. Bu avantaj, varlık yönetim şirketleri bakımından giderlerinin azaltılması suretiyle kâr oranlarının artması anlamına gelmektedir. Bu şirketlerin kurulmasının teşvik edilmesi için kuruluştan itibaren belirli süre ile sınırlı olarak bunlara harç istisnası tanınması kabul edilebilir, fakat bunun sürekli hale getirilmesi diğer teşebbüsler aleyhine orantısız bir avantajın oluşmasına yol açacaktır. Bu değerlendirmeler ışığında, ticari hayatta kârlılık esasına göre faaliyet gösteren teşebbüsler arasında varlık yönetim şirketleri lehine süreklilik arz eden bir farklılığın orantılı olmadığı sonucuna ulaşılarak, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 143. maddesinin 7338 sayılı kanunun 58. maddesi ile ibare değişiklikleri yapılan altıncı fıkrasında yer alan "...492 sayılı Harçlar Kanunu'na göre ödenecek harçlardan,..." ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiş olduğu-
İptali istenilen temlik miktarına göre, takip konusu alacak miktarı daha az olan 170.691,10 TL olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan TL’nin 378.290,00 TL nin altında kaldığı- Temyiz dilekçesinin reddine ilişkin Ankara Bölge Adliye Mahkemesince verilen ek karar kanuna uygun olduğundan temyiz isteminin reddi ile söz konusu kararın onanması gerektiği-
Tasarrufun iptali davalarında dava değerini, takip konusu alacak miktarı ile iptali istenilen şeyin değerinden hangisi az ise o değerin oluşturduğu-
İptal davalarının ayni hak değil kişisel hakka dayanan davalar olması sebebi ile davanın konusu taşınmaz bile olsa 6100 sayılı Kanun'un 12 nci maddesinin uygulanma imkânı olmayacağı- 2004 sayılı Kanun'un 282 nci maddesi gereğince davalı borçlu ile doğrudan veya dolaylı işlem yapan üçüncü kişiler arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğundan ve zorunlu dava arkadaşları usul işlemlerini birlikte yapmak zorunda olduklarından yetki itirazının davalılarca birlikte ileri sürülmesi gerekeceği- Yalnız bir davalı tarafından ileri sürülen yetki itirazı hukuki sonuç doğurmayacağı- Beşinci kişi olan davalının yerleşim yerinin ....Bursa olduğu ve yasal cevap süresi içerisinde usulüne uygun olarak yetki itirazında bulunduğu anlaşılmış olup buna göre uyuşmazlığın Bursa Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp, sonuçlandırılması gerektiği-
Tasarrufun iptali dava dosyalarında dava değerinin, takip konusu alacak miktarı ile iptali istenen tasarrufa konu malın tasarruf tarihindeki gerçek değeri karşılaştırılarak düşük olan değer üzerinden hesaplanması gerektiği-
Tasarrufun iptali davası- Yargılamanın yenilenmesi-
Tasarrurfun iptali- Kısa kararında "davanın kabulüne" denildiği halde, gerekçeli kararda iki davalının taraf sıfatının bu davada bulunmadığı gözetilerek lehlerine vekalet ücreti taktir edilmesi gerektiği belirtilerek, adı geçen davalılar lehine vekalet ücretine hükmedilmiş olsa da bu durumun HMK m. 294/3'e aykırılık teşkil ettiği-Kısa karar ile gerekçeli karar arasındaki çelişkinin giderildiği bir hüküm kurulmak üzere kararın bozulması gerektiği-
İİK m. 277 vd.na dayalı olarak açılan tasarrufun iptali istemi- Davalılar arasında İİK m. 280/1'e göre arkadaşlık, akrabalık, ticari ilişki veya komşuluk tespit edilemediği, üçüncü kişilerin borçlu davalının mali durumu ile alacaklıları ızrar kastını bilen veya bilmesi gereken kişilerden olduğu ispatlanamadığı- İhtiyati haciz kararının karar kesinleşinceye kadar devamı gerekmekte olup, taşınmazda kurulan kat irtifakı sonucu hangi bağımsız bölümlerin davalıya ait olduğu belirli olmadığından davalının ihtiyati haczin kaldırılması veya bir bağımsız bölüme hasredilmesi yönündeki istinaf talebinin de reddi gerektiği-
