Tasarrufun iptali davalarında dava değerini, takip konusu alacak miktarı ile iptali istenilen şeyin değerinden hangisi az ise o değerin oluşturduğu-
İptal davalarının ayni hak değil kişisel hakka dayanan davalar olması sebebi ile davanın konusu taşınmaz bile olsa 6100 sayılı Kanun'un 12 nci maddesinin uygulanma imkânı olmayacağı- 2004 sayılı Kanun'un 282 nci maddesi gereğince davalı borçlu ile doğrudan veya dolaylı işlem yapan üçüncü kişiler arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğundan ve zorunlu dava arkadaşları usul işlemlerini birlikte yapmak zorunda olduklarından yetki itirazının davalılarca birlikte ileri sürülmesi gerekeceği- Yalnız bir davalı tarafından ileri sürülen yetki itirazı hukuki sonuç doğurmayacağı- Beşinci kişi olan davalının yerleşim yerinin ....Bursa olduğu ve yasal cevap süresi içerisinde usulüne uygun olarak yetki itirazında bulunduğu anlaşılmış olup buna göre uyuşmazlığın Bursa Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp, sonuçlandırılması gerektiği-
Tasarrufun iptali dava dosyalarında dava değerinin, takip konusu alacak miktarı ile iptali istenen tasarrufa konu malın tasarruf tarihindeki gerçek değeri karşılaştırılarak düşük olan değer üzerinden hesaplanması gerektiği-
Tasarrufun iptali davası- Yargılamanın yenilenmesi-
Tasarrurfun iptali- Kısa kararında "davanın kabulüne" denildiği halde, gerekçeli kararda iki davalının taraf sıfatının bu davada bulunmadığı gözetilerek lehlerine vekalet ücreti taktir edilmesi gerektiği belirtilerek, adı geçen davalılar lehine vekalet ücretine hükmedilmiş olsa da bu durumun HMK m. 294/3'e aykırılık teşkil ettiği-Kısa karar ile gerekçeli karar arasındaki çelişkinin giderildiği bir hüküm kurulmak üzere kararın bozulması gerektiği-
İİK m. 277 vd.na dayalı olarak açılan tasarrufun iptali istemi- Davalılar arasında İİK m. 280/1'e  göre arkadaşlık, akrabalık, ticari ilişki veya komşuluk tespit edilemediği, üçüncü kişilerin borçlu davalının mali durumu ile alacaklıları ızrar kastını bilen veya bilmesi gereken kişilerden olduğu ispatlanamadığı- İhtiyati haciz kararının karar kesinleşinceye kadar devamı gerekmekte olup, taşınmazda kurulan kat irtifakı sonucu hangi bağımsız bölümlerin davalıya ait olduğu belirli olmadığından davalının ihtiyati haczin kaldırılması veya bir bağımsız bölüme hasredilmesi yönündeki istinaf talebinin de reddi gerektiği-
TBK 19'a dayalı olarak açılan muvazaalı işlemin iptali istemi- Davacının 10.06.2017 düzenlenme tarihli bono sebebi ile davalı/borçludan alacaklı olduğu, davalı/borçlunun, davalıların borçlunun akrabası olduğu (eniştesi, görümcesinin eşi) bu sebeple diğer davalıların, davalı/borçlunun mali durumu ile alacaklıları ızrar kastını bilen veya bilmesi gereken kişilerden oldukları, davacının alacağının iptali istenen tasarrufların yapıldığı 06.10.2017 ve 08.12.2017 tarihlerinden önce doğmuş olduğu, dava konusu taşınmazın resmi satış senetlerinde yazan satış bedelleri ile mahkemece keşfen belirlenen tasarruf tarihleri itibariyle gerçek değerleri arasında misli fark bulunduğu anlaşıldığından mahkemece davanın kabulü gerektiği- Takip konusu alacak mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporunda taşınmazın satış tarihindeki değerinden yüksek olduğundan, mahkemece, dava değerinin taşınmazın satış tarihindeki değeri üzerinden belirlenmesi gerektiği, taşınmazın dava tarihindeki değeri üzerinden harca hükmedilmesinin hatalı olduğu- 
Tasarrufun iptali- Bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesinin hukukça mümkün olmadığı- Davalı borçlular ile üçüncü kişi arasında yakınlık tanışıklık olduğu, birbirleri ile ticaret yaptıkları yönünde bir delilin sunulmadığı ve bu hususun somut olarak ispatlanmadığı, bu halde satış günü, borçlunun ve eşinin ortağı olduğu ve aynı zamanda asıl borçlu şirketin hesabına taşınmazın değerine çok yakın bir paranın yatırılmış olmasının, satış bedelinin ödendiği şeklinde kabul edilmesi gerekeceği-
Tasarrufun iptali istemi- Abi ile kardeşi arasındaki tasarrufun iptali gerektiği- Amca ile yeğen arasındaki tasarrufun iptali gerektiği- Tasarrufa konu mal varlığı değeri ile alacak miktarının kıyaslanması sureti ile hangisinin değeri daha düşük ise bu miktarın dava değeri olduğu-
Dahili davalı dördüncü kişinin 'üç taşınmazı bizzat borçlu şirketten, şirketin kendisine olan borcuna karşılık aldığını' beyan ettiği ve bu beyanının 'aradaki diğer satışların muvazaalı olduğunu' ortaya koyduğu, borçlunun ekonomik durumunu ve muvazaalı işlemleri bildiğinin ve devraldığı üçüncü kişi ile birlikte muvazaalı işlemde bulunduklarının kabulü gerektiği- 12.000,00 TL'ye satın alınan taşınmaz devir tarihindeki gerçek bedelinin 173.925,15 TL olduğu, 8.000,00 TL'ye devraldığından taşınmazın devir tarihindeki gerçek bedelinin 129.548,80 TL olduğu da nazara alındığında, mahkeme kararının dahili davalı yönünden usul ve yasaya uygun olduğu-