Tasarrufun iptali davalarında dava değerini, takip konusu alacak miktarı ile iptali istenilen şeyin değerinden hangisi az ise o değerin oluşturduğu- Dava konusu iptali istenilen taşınmaz hissesinin değerinin temyize konu edilen Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırının altında kaldığı- 
Tasarrufun iptali davalarında dava değerini, takip konusu alacak miktarı ile iptali istenilen şeyin değerinden hangisi az ise o değerin oluşturduğu- Dava konusu (takip konusu alacak miktarının) temyize konu edilen Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırının altında kaldığı-
Dava dayanağı takip dosyasındaki borcun haricen tahsil ve tasfiye edildiği anlaışıldığından, tasarrufun iptali davasının konusu kalmadığı-
Yargılamanın yenilenmesi talebinin kabulüne ilişkin kararın davalı alacaklı * Bankası AŞ tarafından sadece vekalet ücretine yönelik istinaf edilmiş olmasına, esasa ilişkin olarak davalı (B.Ş)'nin istinaf isteminde bulunmadığından kararı temyizde (B)'ın hukuki yararı bulunmadığı
Davacının eldeki davaya konu ettiği taleplerini icra hukuk mahkemesinde açacağı istihkak davasında ileri sürebileceği, nitekim taraflar arasında görülmekte olan icra hukuk mahkemesinin ... sayılı istihkak davasının da eldeki dava ile aynı kapsamda olduğu, somut olayda davacının açtığı davada hem dava özel şartlarının mevcut olmadığı hem de aynı konuya ilişkin görülmekte olan veya davacı tarafça açılabilecek bir istihkak davasında davacının talebinin değerlendirilebilmesinin mümkün olduğu, dolayısıyla davacının bu davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığı, hukuki yararın mevcut olmasının HMK'nun 114/1-h maddesinde dava şartları arasında sayıldığı, dava şartlarının bulunup bulunmadığının mahkemece resen dikkate alınması gerektiği, somut olayda sonradan tamamlanabilir bri dav aşartıb eksikliği bulunmadığından "mahkemece hukuki yarar yokluğu sebebiyle davanın usulden reddine" karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığı-
Tasarrufun iptali davalarında dava değerini, takip konusu alacak miktarı ile iptali istenilen şeyin değerinden hangisi az ise o değer oluşturmaktadır.
Davalı borçluya gönderilen ödeme emrinin iş mahkemesince iptaline karar verilmiş olması ve bu kararın kesinleşmiş olması halinde davalı- borçlu hakkında açılan 6183 sayılı Kanun uyarınca açılan tasarrufun iptali davasının reddine karar verilmesi gerekeceği-
Tasarrufun iptali davalarında hakimim İİK 278-280 koşullarının somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediğini resen araştıracağı, taleple bağlı olmadığı- Davalı üçüncü kişinin yaptığı ödemeler dikkate alındığında ivazlar arasında önemli oransızlık olmasa da, davalı tanığının beyanları karşısında davalı üçüncü kişinin borçlunun İİK. m. 280/1 gereğince içinde bulunduğu mali durumu ve alacaklılarını ızrar kastını bildiğinin kabulünü gerektirdiği ve davalı üçüncü kişinin banka kanalı ile ödeme yapılmış olmasının kötü niyetini ortada kaldırmayacağı- Dördüncü kişi konumundaki davalı Vakıf yönünden davanın kabulü için kötü niyetinin ispatı gerektiği, dosya kapsamından anılan vakıf ile davalı üçüncü kişi arasında organik bir bağ olup olmadığı yönünde bir bilgi bulunmadığından, mahkemece davalı vakfın yönetim ve vakıf organlarındaki kişilerin kimler olduğu kuruluşlarından itibaren ilgili birimlerden sorularak, davalı borçlular ve üçüncü kişi ile bir bağlantıları olup olmadığı, borçlunun mali durumunu bilip bilemeyeceği araştırılarak, böyle bir durumun varlığının tesbiti halinde davanın bu taşınmaz yönünden kabulüne aksi durumda, davalı üçüncü kişinin taşınmazı devrettiği tarihteki değeri kadar ve alacak ferileri ile sınırlı olarak tazminat ödenmesine karar verilmesi gerektiği-
1136 sayılı Avukatlık Kanununun 168. maddesinde değişiklik yapan 5904 sayılı yasanın 35. maddesi gereğince "6183 sayılı yasanın uygulamasından doğan her türlü davalar için avukatlık ücreti maktu olarak belirlenir" hükmüne göre verilmiş olan kararda bir isabetsizlik bulunmadığı-
İİK'nın 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali istemine ilişkin davada, davalı borçlu ve üçüncü kişi arasında akrabalık veya yakınlık olmadığı, dava konusu taşınmazın satışında ivazlar arasında önemli oransızlık bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesinin isabetli olduğu-