Tasarrufun iptali istemi- Abi ile kardeşi arasındaki tasarrufun iptali gerektiği- Amca ile yeğen arasındaki tasarrufun iptali gerektiği- Tasarrufa konu mal varlığı değeri ile alacak miktarının kıyaslanması sureti ile hangisinin değeri daha düşük ise bu miktarın dava değeri olduğu-
Dahili davalı dördüncü kişinin 'üç taşınmazı bizzat borçlu şirketten, şirketin kendisine olan borcuna karşılık aldığını' beyan ettiği ve bu beyanının 'aradaki diğer satışların muvazaalı olduğunu' ortaya koyduğu, borçlunun ekonomik durumunu ve muvazaalı işlemleri bildiğinin ve devraldığı üçüncü kişi ile birlikte muvazaalı işlemde bulunduklarının kabulü gerektiği- 12.000,00 TL'ye satın alınan taşınmaz devir tarihindeki gerçek bedelinin 173.925,15 TL olduğu, 8.000,00 TL'ye devraldığından taşınmazın devir tarihindeki gerçek bedelinin 129.548,80 TL olduğu da nazara alındığında, mahkeme kararının dahili davalı yönünden usul ve yasaya uygun olduğu-
Feragat beyanında bulunan tarafın, davada aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerini ödemeye mahkum edileceği, dava konusu taşınmazların toplam değerinin 950.200,00 TL olduğu, bu değer üzerinden karar tarihindeki AAÜT'nin 13/1 ve 6/1 inci maddesi de dikkate alınmak suretiyle vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği-
Tasarrufun iptali davasında İİK'nın 281/2. maddesi uyarınca verilen haciz kararının HMK'nın 389 vd. maddeleri anlamında ihtiyati tedbir niteliğinde bulunmadığı; asıl icra takibinde borçlu sıfatı taşımayıp taşınmazı devralan üçüncü kişinin tasarrufun iptali davası devam ederken meskeniyet iddiasına dayalı haczedilmezlik şikayetinde bulunamayacağı, bu husustaki savunma ve taleplerin ancak tasarrufun iptali davasının görüldüğü mahkemede değerlendirilebileceği-
Tasarrufun iptali davalarında, "kira sözleşmesinden kaynaklanan alacaklar için borcun doğum tarihinin icraya konulan kira dönemi" olarak kabul edileceği- Tasarrufun iptali davasına dayanak takip dosyasındaki alacağın kaynağı olarak sunulan bono tasarruftan tarihinde sonra olsa da, davacı-alacaklı "bononun kira sözleşmesine istinaden düzenlendiğini", davalı borçlu da "bononun, kira ödemekte zorlandığı dönemde düzenlendiğini" ileri sürdüğünden, mahkemece davacının ve davalının kira ödemelerine ilişkin varsa ticari defterleri ile banka dekontları ve sunulan kira sözleşmesi gerekirse konusunda uzman bilirkişi aracılığı ile incelenerek, borcun hangi kira dönemine ait olduğunun tespit edilmesi gerektiği-
Bölge Adliye Mahkemesinin geçici hukuki korumalara ilişkin verdiği kararlara karşı temyiz yoluna gidilmesi mümkün olmayıp temyiz talebinin kötü niyetle yapıldığı anlaşıldığından, "6100 sayılı Kanun'un 368 inci maddesi yollamasıyla aynı Kanun'un 329 uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca temyiz talep eden davalı asılın takdiren 3.000,00 TL disiplin para cezası ile CEZALANDIRILMASINA", dair verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı-
Tasarrufun iptali davalarında dava değerini, takip konusu alacak miktarı ile iptali istenilen şeyin değerinden hangisi az ise o değerin oluşturmakta olduğu-
Tasarrufun iptali davalarında dava değerini, takip konusu alacak miktarı ile iptali istenilen şeyin değerinden hangisi az ise o değerin oluşturduğu-
Tasarrufun iptali davalarında amacın, borçlunun haciz ya da iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da "iyiniyet kurallarına aykırılık" nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamak olduğu- Bu tür davaların dinlenebilmesi için, davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması, borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin bulunması ve davanın 5 yıllık hak düşürücü süre içinde açılmış olması gerektiği- Bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK'nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığının araştırılması gerekeceği-
Vekaletnamesinde kanun yollarından feragat yetkisi bulunan davalı vekilinin 25.03.2024 havale tarihli dilekçesi ile temyizden feragat ettiklerini beyan ettiği, bu durumda, davalı vekilinin temyiz dilekçesinin feragat sebebiyle reddine karar verilmesi gerektiği-
