6183 sayılı Yasa’nın 24 ve devamı maddelerine dayanılarak açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkin davada, HMK'nın 150/1.maddesi gereğince dosyanın işlemden kaldırılmasına müteakip HMK'nın 150/4.maddesi kapsamında 3 aylık yasal sürede yenilenmeyen davanın 11.05.2021 tarihi itibariyle HMK'nın 150/5.maddesi gereğince açılmamış sayılmasına karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı-
Vekâletnamesinde kanun yolundan feragat yetkisi bulunan davacı vekilinin ....... 25.04.2025 tarihli dilekçesi ile temyiz isteminden feragat ettiğini açıkça, kayıtsız ve şartsız olarak bildirdiği, bu durumda, davacı vekilinin temyiz dilekçesinin feragat sebebiyle reddine karar vermek gerekeceği-
6183 s. K.na göre açılan tasarrufun iptali davası- Davaya konu borcu ödediğinden konusuz kalan davada karar verilmesine yer olmadığına, davalı borçlunun borcu karşılamaya yetecek malının bulunmadığı, adına kayıtlı aracı kızına devrettiği, tasarrufun bağışlama hükmünde olduğu, davalıların dava açılmasına sebebiyet verdiği ve davacının dava açmakta haklı olduğu gerekçesiyle yargılama giderlerinin davalılar tarafa yüklenilmesine karar verildiği-
6183 sayılı Yasa’nın 24 ve devamı maddelerine dayanılarak açılmış tasarrufun iptali istemi- Davacı kurumun, dava tarihi veya öncesine ait vadesi geçmiş, ödeme emrine bağlanmış takibe geçilmiş, ödeme emri ve takibi kesinleşmiş bir borç söz konusu olmadığından, davalı borçlunun kuruma mevcut bir kısım borçları bakımından ise yargılamadan hemen önce ve sonra çıkan yasalar ile bağlantılı olarak yapılan yapılandırmalar neticesinde ödemeler yapılmış olmakla davanın reddine ve dava ön koşulları oluşmadığından reddolunduğundan davalı taraf aleyhine yargılama gideri ve avukatlık vekalet ücretine hükmedilmemiş olmasında isabetsizlik olmadığı-
Tasarrufun iptali davalarında dava değerini, takip konusu alacak miktarı ile iptali istenilen şeyin değerinden hangisi az ise o değerin oluşturduğu- Dava konusu (takiplerde kesinleşen alacak miktarının) temyize konu edilen Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırının altında kaldığı-
Davacı Vergi Dairesinin borçlu davalı (Y)'ye göndermiş olduğu ödeme emirlerinin iptali için İstanbul * Vergi Mahkemesi'nin ..... sayılı dosyasında dava açıldığı, ... sayılı kararında; davacı (Y)'nin davalı M. Vergi Dairesi aleyhine 19.11.2013 tarihi ve 2013...1,3 ve 5 sayılı ödeme emirlerinin iptaline karar verildiği, kararın Danıştay incelemesinden geçtikten sonra 27.12.2017 tarihinde kesinleştiği, kesinleşen bu ilam kapsamına göre, davalı borçlu (Y)'nin davacı idareye bir borcunun bulunmadığı anlaşıldığından mahkemece davanın "reddine karar" dair verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı-
Dava konusu gayrımenkulün davalı borçlunun borcu sebebi ile Banka tarafından icra dosyasından satışının yapılmasına ve dosyaya herhangi bir para kalmadığının anlaşılmış olmasına, davacının dayanağı olan icra dosyasından ibraz edilmiş aciz vesikası veya İİK madde 105 kapsamında düzenlenmiş haciz tutanağının dosyaya ibraz edilmemiş olmasına ve davacının dava konusu gayrımenkul kaydında 1 dereceden dava dışı bankanın ipoteği bulıunup ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takibin de yapıldığını bilerek davayı açmasında hukuki yararının da bulunmamasına göre, davalı lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesinde de hukuka aykırılık bulunmadığı-
Tasarrufun iptali davalarında dava değerini, takip konusu alacak miktarı ile iptali istenilen şeyin değerinden hangisi az ise o değerin oluşturduğu- Dava konusu (taşınmazın tasarruf tarihindeki gerçek değerinin) temyize konu edilen Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırının altında kaldığı-
6183 sayılı yasanın 24 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali davalarında dava değerini, takip konusu alacak miktarı ile iptali istenilen şeyin değerinden hangisi az ise o değerin oluşturduğu- Dava konusu vergi borcunun gayrımenkulün gerçek değerinden daha düşük olduğu ve bu meblağın temyize konu edilen Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırının altında kaldığı-
Dairemizin yerleşmiş içtihatlarına ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 02.03.2005 gün, 2005/15-100-119 sayılı kararına göre, borçlu hakkında aciz vesikası alınmamakla birlikte, borçlu kayıp ve adresi saptanamıyorsa, saptanan ve bilinen adreslerinde de icraca, borçlunun haczi kabil malının bulunmadığı tespit edilmiş ise, bu takdirde aciz hali gerçekleşmiş sayılacağı-