Somut olayda, dava muvazaa nedeniyle tasarrufun iptali istemine ilişkin olup, tüm dosya kapsamı ve dosya kapsamına gelen kayıtlardan, uyuşmazlığa konu kredi sözleşmelerinin taşınmazların devir tarihinden önce imzalandığı, yaklaşık ispatın sağlandığı anlaşıldığından, ilk derece mahkemesince davaya konu taşınmazın davalılar adına kayıtlı olması halinde İİK. 281/2 maddesi uyarınca teminat karşılığı olmak ve dava değerini aşmamak üzere ihtiyati haciz kararı vermesi gerekirken yazılı şekilde talebin reddine karar verilmesi hatalı olduğu-
Tasarrufun iptali davasının yargılaması sırasında verilen ihtiyati haciz kararının infaz edildiğinden, İİK’nın 266. maddesinin somut uyuşmazlıkta uygulanma imkanının bulunmadığı-
Nispi ve mutlak ticari dava türlerinden olmayan tasarrufun iptali talebiyle açılan davalarda görevli mahkemenin tarafların tacir ve işin de ticari işletmeleri ile ilgili olup olmamasına bağlı olarak belirlenmesi gerektiğine ilişkin değerlendirmeye itibar edilmediği, son dönemde verilen kararlarla tüm tasarrufun iptali davalarının Asliye Hukuk mahkemesinde bakılması gerektiği yönünde verildiği- Tasarrufun iptali davaları ticari davalardan olmayıp arabuluculuğa başvurmak dava şartı olmadığı-
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalının davacı kuruma olan borcunu dava sonrası süre içerisinde tamamen ödemiş olduğu ve ödemeler nedeni ile davanın konusuz kaldığı- Esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair hüküm kurulması ve davanın açılmasına davalı borçlunun sebebiyet verdiği anlaşıldığından yargılama giderleri ve vekalet ücretinden iş bu davalının sorumlu tutulmasının gerektiği- Davalının istinaf talebi bakımından, dosyaya celp edilen satış sözleşmesine göre davalının talep ile ilgisi bulunmayan traktörü dava dışı 3.kişiden satın aldığı ve plakasını değiştirdiği, talebe konu aracın ise 2011 model W. marka araç olduğu, bu haliyle davalının eldeki dosyada taraf sıfatının bulunmadığı anlaşılmakla iş bu davalı açısından husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiği-
Davalı borçluların alacağı karşılayacak mal varlığının bulunmadığı, aciz halinin bulunduğu, davaya konu taşınmazlardaki hisselerin önceden davalı borçlular adına kayıtlı olup daha sonra devirlerinin diğer davalılar adına yapıldığı, dava konusu taşınmaz ve hisselerin pek aşağı değerde devredildikleri, davalı 3. kişilerin borçluların durumunu bilebilecek durumda oldukları, davaya konu tasarrufların davalılar arasında danışıklı işlem ile yapılmış olduğundan tasarrufların iptaline karar verilmesi gerektiği-
Davalının en yakın mirasçıları mirası reddettiğinden terekenin iflas hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiğinden dolayı mirasın reddi kararının mahallin Sulh Hukuk Hakimine bildirilerek mirasın iflas kurallarına göre tasfiyesinin sağlanması için anılan mahkemece atanacak ve yetkilendirilecek tereke temsilcisinin huzuru ile davaya devam olunması gerektiği, zira mirasın tasfiyesi işlemlerinin mirasın reddedildiğinin anlaşılması ile res'en yapılması gereken işlemlerden olduğu-
İİK 277 vd. uyarınca açılan davanın hem İİK'nın 277 vd hem de TBK 19 koşulları yönünden birlikte değerlendirilmesi hatalı olmakla birlikte davalı üçüncü kişiler borçluların mali durumunu bilebilecek derece de akraba olduklarından davanın kabulüne ilişkin kararın isabetli olduğu-
Borcun doğum tarihinin taraflar arasında yapılan ilk sözleşme tarihinin 27.02.2009 tarihi olduğu, alacağın gerçek olduğu ve takibin kesinleştiği, tasarrufun bu tarihten sonra 13.01.2016 tarihinde yapıldığı- Dava konusu taşınmazı devralan davalı üçüncü kişinin taşınmazı devreden davalı borçlu şirketin yetkilisi ile evli olduğu ve İİK m. 280/1 gereğince borçlu şirketin mali durumu ile alacaklıları ızrar kastını bilebilecek kişilerden olduğu-
Dava tarihi itibariyle davacının alacağına konu ettiği İstanbul Anadolu 3. İcra Müdürlüğünün 209/2028 sayılı icra takibinin kesinleşen İstanbul Anadolu 8. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2013/607 sayılı dosyasından zamanaşımı sebebi ile icranın geri bırakılması kararı verildiği, davacı alacaklı tarafından icra dosyasının ve alacağın zamanaşımına uğramadığının tespiti açısından İİK 33/a-2 maddesine dayalı olarak İstanbul Anadolu Mahkemesinin 2014/323 E.2015/145 K sayılı dosyasında açtığı davanın reddine dair verilen kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği, ortada geçerli bir icra takibi olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerektiği-
Tasarrufun iptali davasının yargılaması sırasında verilen ihtiyati haciz kararının infaz edildiğinden İİK’nın 266. maddesinin somut uyuşmazlıkta uygulanma imkanının bulunmadığı-
