Davacının alacağının dayandığı bonoyu imzalayanın vefat etmesi sebebi ile davalı borçlular aleyhine .başlatıla icra takibine davanın dayanağı olan senetteki imzanın murise ait olmadığı iddiası ile imzaya itiraz davası açıldığından bu davanın sonucunun bekletici mesele yapılması gerektiği-
İİK'nın 277 ve devamı maddelerine göre tasarrufun iptali istemine ilişkin davanın ivazlar arasında önemli oransızlık ve davalılar arasında tanışıklık olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verildiği-
Bölge adliye mahkemesinin, ihtiyatı haczin kaldırılması talebinin reddine ilişkin kararının İİK'nın 265/son maddesine göre kesin olup HMK'nın 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi gereğince temyiz edilemeyeceği ve temyiz talep eden davalı asılın takdiren 3.000,00 TL disiplin para cezası ile cezalandırılması gerektiği- <br />
Mahkemenin, Yargıtay'ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak durumu oluşabileceği- Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşeceği- Bozma kararına uymuş olan mahkeme, kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremeyeceği- Bir başka anlatımla; kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturacağı-"Usuli kazanılmış hak" kavramı ise, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ve öğretide kabul görmüş usul hukukunun vazgeçilmez ana temellerinden olup bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve uyulması zorunlu olan hakkı ifade ettiği-
Dava konusu taşınmazların haczin yapıldığı günden geriye doğru iki yıllık süre içerisinde, edimler arasında pek aşırı fark oluşacak biçimde davalı borçlu tarafından annesi davalı üçüncü kişiye devrine ilişkin tasarrufların iptaline karar verilmesinin isabetli olduğu-Davalı tarafından dilekçe ekinde sunulan menfi tespit davasında verilen eldeki davaya dayanak takip dosyasına konu çeke ilişkin davalının borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş ise de, anılan menfi tespit davasının eldeki tasarrufun iptali davasında mahkemece esastan kararın verildiği tariihten sonra açıldığı, yargılama devam ederken açılmış menfi tespit davasının mahkemece bekletici mesele yapılmasına imkanı olmadığı gibi, anılan icra takibine dayanak diğer üç adet çeke ilişkin verilmiş bir menfi tespit kararının bulunmadığının anlaşıldığı-
Tasarrufun iptali davalarının dinlenebilmesi için, davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK.nun 277 md) bulunması gerektiği Bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK.nun 278, 279 ve 280.maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılması gerekeceği-
Tasarrufun iptali istemine ilişkin olarak açılan eldeki davada takip konusu toplam alacak miktarının 6.497,64 TL olduğu ve bu miktarın tasarrufa konu taşınmaz paylarının tasarruf tarihindeki değerleri toplamından düşük olduğu, dava değeri olarak dikkate alınması gereken bu alacak miktarının ise kesinlik sınırı (17.830,00 TL) altında kaldığı anlaşılmakta olduğundan, 6100 sayılı HMK'nin 6763 sayılı Kanun ile değişik 341/2. maddesi uyarınca istinaf kesinlik sınırı altında kalması nedeniyle ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulamayacağı anlaşıldığından, "istinaf dilekçesinin reddine" karar verildiği-
Mahkemece takip kesinleşmediği gözetilerek varsa davacı alacaklın itirazın iptali veya kaldırılması davası varsa beklenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinden davalıların sair istinaf istemleri bu aşamada incelenmesizin ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.
Alacağın dayanağının işçinin alacaklı olduğu iş hukukuna ilişkin bir dava olduğu, acele işlerden sayılması gerektiği, bu sebeple 2. alacaklılar toplantısı beklenmeksizin yargılamaya devam edilmesi gerektiği- İİK 164/3 maddesi gereğince iflas kararı kesinleşmedikçe 2. alacaklılar toplantısının yapılmasının mümkün olmadığı, iflas kararının 14.10.2020 tarihi itibari ile kesinleşmiş olduğu, davadan feragatin ise 09.03.2018 tarihinde yapılmış olduğu, davadan önce iflas eden borçlu şirket için iflas masasına dava dilekçesinin tebliğ edilmiş ve taraf teşkilinin sağlanmış olduğu, davanın acele işlerden sayılması nedeni ile 2. alacaklılar toplantısının yapılması beklenemeyeceğinden davacılardan davayı takip etmek için 2. alacaklılar toplantısından izin alması talep edilemeyeceği gibi, henüz 2. alacaklılar toplanamadığı için davayı iflas masasının da takip etmesinin mümkün olmadığı, tasarrufun iptali davasında borçlunun iflası ve davanın iflas masası tarafından takip edilmesi halinde feragat yetkisi iflas masasına ait ise de feragat beyanının yapıldığı tarihte henüz iflas masasının davacı konumuna yasal olarak gelmesi mümkün olmadığı, bu sebeple davacı alacaklıların feragat beyanının geçerli kabul edilmesi gerektiği-
Tasarrufun iptali davası-. Davalı isminde maddi hata-
