Tasarrufun iptali istemine ilişkin olarak açılan eldeki davada takip konusu toplam alacak miktarının 6.497,64 TL olduğu ve bu miktarın tasarrufa konu taşınmaz paylarının tasarruf tarihindeki değerleri toplamından düşük olduğu, dava değeri olarak dikkate alınması gereken bu alacak miktarının ise kesinlik sınırı (17.830,00 TL) altında kaldığı anlaşılmakta olduğundan, 6100 sayılı HMK'nin 6763 sayılı Kanun ile değişik 341/2. maddesi uyarınca istinaf kesinlik sınırı altında kalması nedeniyle ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulamayacağı anlaşıldığından, "istinaf dilekçesinin reddine" karar verildiği-
Mahkemece takip kesinleşmediği gözetilerek varsa davacı alacaklın itirazın iptali veya kaldırılması davası varsa beklenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinden davalıların sair istinaf istemleri bu aşamada incelenmesizin ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.
Alacağın dayanağının işçinin alacaklı olduğu iş hukukuna ilişkin bir dava olduğu, acele işlerden sayılması gerektiği, bu sebeple 2. alacaklılar toplantısı beklenmeksizin yargılamaya devam edilmesi gerektiği- İİK 164/3 maddesi gereğince iflas kararı kesinleşmedikçe 2. alacaklılar toplantısının yapılmasının mümkün olmadığı, iflas kararının 14.10.2020 tarihi itibari ile kesinleşmiş olduğu, davadan feragatin ise 09.03.2018 tarihinde yapılmış olduğu, davadan önce iflas eden borçlu şirket için iflas masasına dava dilekçesinin tebliğ edilmiş ve taraf teşkilinin sağlanmış olduğu, davanın acele işlerden sayılması nedeni ile 2. alacaklılar toplantısının yapılması beklenemeyeceğinden davacılardan davayı takip etmek için 2. alacaklılar toplantısından izin alması talep edilemeyeceği gibi, henüz 2. alacaklılar toplanamadığı için davayı iflas masasının da takip etmesinin mümkün olmadığı, tasarrufun iptali davasında borçlunun iflası ve davanın iflas masası tarafından takip edilmesi halinde feragat yetkisi iflas masasına ait ise de feragat beyanının yapıldığı tarihte henüz iflas masasının davacı konumuna yasal olarak gelmesi mümkün olmadığı, bu sebeple davacı alacaklıların feragat beyanının geçerli kabul edilmesi gerektiği-
Tasarrufun iptali davası-. Davalı isminde maddi hata-
Mahkemece dava konusu gayrımenkullerin devredildiği tarih itibari ile gerçek değerinin ne olduğunun bilirkişi marifeti ile belirlenerek varılacak sonuca göre harcın belirlenmesi gerekirken, akit tablosundaki değer ve takip miktarı karşılaştırılarak harcın belirlemeyeceği- Birleşen dosyada, mahkemenin keşif yapma gerekçesi, tarafların delillerinin toplanması veya davanın aydınlanmasına yönelik değil, dava değerinin belirlenmesine ilişkin olup davacı vekili, kendisine verilen süre içinde keşif harcının yatırmayarak aynı zamanda gerekli harcın yatırılması görevini yerine getirmediğinden, mahkemece davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiği-
Davanın dayanağı olan ....................... İş Mahkemesinin ................... E sayılı dosyasında davanın reddine karar verildiğinden, karar Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiğinden, davacının bir alacağının bulunmadığı gerekçesiyle dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesi yerinde ise de vekalet ücretinin maktu olarak belirlenmesi gerekirken nispi olarak belirlenmesinin doğru olmadığı, ne var ki bu yöndeki yanılgının giderilmesinin yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte bulunmadığı-
Davacı tarafın taşınmaz devrine ilişkin tasarrufun iptali talebinin İİK'nun 283/2 maddesi gereğince davalı .........'a karşı tazminata dönüştüğü ve .............'a yapılan devir tarihindeki bedelinin tazminat bedeli olarak bu davalıdan alınması gerektiği- Devredilen hissenin devir tarihi itibarıyla belirlenen bedelinin harca esas alınacağı- Tanık anlatımlarında davalı borçlu ile davalı ................ arasında ticari ilişki olduğu, davalı borçlunun çalıştığı firmalardan birinde mal sorumlusu olduğunun beyan edilmiş olması karşısında, davalı ............’ın hangi şirkette çalıştığı araştırılarak davalı borçlu ile ticari ilişki içerisinde olup olmadığı, davalı borçlunun İİK 280/1 hükmü gereğince durumunu bilen veya bilmesi gereken kişilerden olup olmadığı tartışılmaksızın eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesinin doğru olmadığı-
İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali davasında davacının alacağının yargılama sırasında tamamen ödenmesi halinde konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği-
Davalı (D) Tic. ve San. Ltd. Şti. ile davalı (A) Tic. Ltd. Şti arasında zorunlu dava arkadaşlığının bulunmasına, biri tarafından imzalanan ibraname sonucunda diğerinin hukuki durumunun da etkileneceğinin anlaşılmış olmasına göre mahkemece "karar verilmesine yer olmadığına" karar verilmesi gerekeceği-
Davalılar vekili davanın dayanağı olan icra dosyalarının tahsil ve tasfiye edildiğini beyan ederek icra dosyalarından alınmış belgeleri dosyaya ibraz etmiş, bu sebeple davanın konusuz kalması sebebi ile gerekli kararın verilmesini talep etmiş olduğu, davanın konusunun kalıp kalmadığını belirlemek üzere davacı tarafın beyanı da alınarak ve icra müdürlüğünden de dosyaların tahsil edilip edilmediği de sorularak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği-
